MHP’DE İŞLER KARIŞIK

cropped-DB32A183F424-3.jpgGeçen Cuma günü Tosya ve Gemerek Mahkemeleri MHP’deki Kurultay sürecini durdurma kararı aldı. Hatırlarsanız daha önce de 12. Asliye Hukuk Mahkemesi muhaliflerin olağanüstü kurultay talebini karara bağlayarak bir çağrı heyeti oluşturmuştu. Muhaliflerin bu talebine karşılık MHP Genel Merkezi de Tosya ve Gemerek Mahkemelerine başvurarak kurultay sürecini durdurdu. Şu an zaten MHP Genel Merkezinin Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının iptali için Yargıtay nezdinde açmış olduğu dava var. Anlayacağınız MHP’de işler bayağı karışık.

MHP’nin bu sürece nasıl geldiğini isterseniz bir hatırlayalım. MHP’deki muhalif hareketi Sinan Oğan başlatmıştı. Bu süreç Sinan Oğan’ın Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Şah Deniz 2 Gaz Sahası ve Hazar Denizi’nin güneyindeki diğer sahalarda üretilen doğalgazın öncelikle Türkiye’ye, ardından Avrupa’ya taşınmasını öngören Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin (TANAP) Meclis’teki görüşmeleri sırasında “partisinden habersiz AKP’lilerle görüşmeler yaptığı iddia edilmişti. Gündeme gelen bu iddialara karşılık Sinan Oğan, partisinin uyarısına karşın Hollanda’da AKP’li dernek ve federasyonların toplantısına katıldığı ve seçim döneminde MHP’nin oylarının AKP’ye kayması için çalıştığı iddiası ile disiplin kuruluna verilmişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “ihraç edin” talimatına rağmen Iğdır İl Disiplin Kurulu’nun ihraç etmediği eski milletvekili Sinan Oğan’ı, Merkez Disiplin Kurulu ihraç etmişti. Sonrasında ise Sinan Oğan 23. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile tekrar MHP’ye geri dönmüştü.

MHP Sinan Oğan ile ilgili bu gelişmeleri yaşarken benzer bir gelişmeyi de Meral Akşener ile yaşadı. Meral Akşener’in adı 7 Haziran seçimlerinden sonra Meclis Başkanvekili olacak Milletvekillerin arasında geçiyordu. Fakat Devlet Bahçeli Meral Akşener’i Meclis Başkanvekilliğine aday göstermedi. Devlet Bahçeli aynı zamanda Meral Akşener’i 1 Kasım 2015 te yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde de Milletvekilliğine aday göstermedi. Meral Akşener 1 Kasım seçim sonuçlarına kadar da sessizliğini korudu.

1 Kasım Milletvekili Genel Seçimlerinde MHP büyük bir seçim yenilgisi aldı. 7 Haziran seçimlerinde % 16.30 oy alarak 80 Milletvekili çıkaran MHP, 1 Kasım 2015 te % 11.90 oy oranı ile 40 Milletvekili çıkardı. Bu sonuç ister istemez MHP tabanında şok etki yaptı. Sinan Oğan ile Meral Akşener 1 Kasım da alınan seçim yenilgisini 7 Haziran seçim sonuçlarının iyi değerlendiremeyen Devlet Bahçeli’ye bağladılar. Dolayısıyla her iki muhalif Devlet Bahçeli’ye karşı atağa geçtiler. Bu süreçte Koray Aydın’da onlara katıldı.

Meral Akşener, Sinan Oğan ve Koray Aydın ilk etapta Devlet Bahçeli’ye Olağanüstü Kurultayı toplaması için çağrıda bulundular. Fakat Devlet Bahçeli bu çağrılara yanıt vermedi. Devlet Bahçeli’den bir ışık alamayan Sinan Oğan, Meral Akşener ve Koray Aydın Olağanüstü Kurultayı toplamak için harekete geçtiler. MHP tüzüğüne göre toplam 1220 delegenin 245 delege ile Olağanüstü Kurultayı toplamaya yeterli iken 543 imza topladılar. Noterden imzalı toplanan imzaları MHP Genel Merkezine gönderdiler. Devlet Bahçeli toplanan bu imzalara rağmen yine Olağanüstü Kurultay çağrısına uymadı. Bunun üzerine muhalifler Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtılar. 12. Asliye Hukuk Mahkemesi muhalifleri haklı bularak MHP’nin Olağanüstü Kurultaya gitmesinin önünü açtı. Mahkeme tarafından atanan Kayyum Heyeti de 15 Mayıs’ta Olağanüstü Kurultay kararı almıştı. MHP Genel Merkezi de bu kararı Yargıtay’da temiz etmişti. Yargıtay’ın dava süreci Olağanüstü Kurultay Kararına yetişmeyeceği için MHP bu kez Tosya ve Gemerek yerel Mahkemelerinden Olağanüstü Kongre kararını durdurma kararı aldırdı. Şimdi geldiğimiz nokta da burası.

Burada asıl sorgulanması gereken konu ise 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına karşı yapılması gereken itiraz yerine neden Tosya ve Gemerek Mahkemelerinde dava açıldığıdır. Şurası açık ki, Devlet Bahçeli’nin Olağanüstü Kurultaya gitme niyeti yok. Demokrasi anlayışı hiç yok. Takındığı hal ve tutum da bu durumu açık ve net bir şekilde gösteriyor. Ancak MHP tüzüğüne göre toplam 1220 delegenin 543’ü Olağanüstü Kurultay istiyorsa bu durum görmezden gelinebilir mi? MHP’li 543 delegenin iradesini paralelcilik ile suçlamak doğru olur mu? MHP demek Devlet Bahçeli demek midir? Meseleyi bir de bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Peki, bu süreç sizce nasıl sonuçlanır? Bahçeli lehine mi, yoksa muhalifler lehine mi? Bir Atasözümüz vardır bilirsiniz. ‘’Görünen köy kılavuz istemez’ ’diye. Yaşanan bu gelişmelerden MHP’de Olağanüstü Kurultay sürecinin şimdilik durduğu sonucuna varabiliriz. Yargıtay’ın ne yönde karar vereceğini bilemem ama bildiğim bir şey varsa o da, iktidarın MHP’nin kongre sürecine dâhil olduğudur. Şu ana kadar yapılan anketlerde Meral Akşener’in başında olduğu MHP’de oylarının artığı gözlemleniyordu. Haliyle böyle bir durum elbette iktidar partisinin işine gelmezdi. AKP 1 Kasım seçim zaferini MHP’den aldığı ödünç oylara borçluydu. Şimdi hal böyleyken MHP’nin oylarını geri alacak bir Genel Başkana elbette vize verilemezdi.

İktidar partisi şu an Yeni Anayasa çalışmalarına kilitlenmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Yeni Anayasa vasıtası ile Başkanlık Sistemine geçmek istiyor. Şu an halen hazırda ne CHP, ne MHP, ne de HDP Başkanlık Sistemine geçit veriyor. Bu konuda MHP’nin tavrı tam net değil ama CHP’nin tavrı net. HDP ise Özerklik peşinde. Eğer HDP’ye özerklik verilirse o da Başkanlık Sistemine onay verebilir. Ancak HDP’nin bu tutumu değişmeye bilirde. Bu yüzden Erdoğan bu siyasi tabloya güvenmiyor. Dolayısıyla Yeni Anayasanın bu şekliyle referanduma sunulmasını riskli buluyor. Bu yüzden Erdoğan erken bir genel seçim hesapları yapıyor. 7 Haziran seçim sonuçlarından ülkeyi nasıl 1 Kasım erken genel seçimlerine sürükledi ise şimdi de yine ülkeyi erken seçime götürmek istiyor. Bu şekilde yine Bahçeli’nin başında olduğu MHP’nin oylarını almak istiyor. Hatta MHP bu süreçte bölünürse baraj altında da kalabilir. Dolayısıyla yeni oluşacak bu siyasi tablo direk AKP’nin işine yarayacak. Hatta Erdoğan salt MHP ile değil HDP ile de ilgileniyor. Bu iki siyasi partiyi baraj altında bırakarak Yeni Anayasayı halkoyuna sunmadan TBMM’den geçirmek istiyor. Kim ne derse desin Erdoğan’ın planı bu. Ha bu plan bu şekilde işler mi bilemem. Ancak şurası bir gerçek ki, MHP’nin başında Bahçeli olduğu müddetçe AKP’nin sırtı yere gelmez.02.05.2016

813 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title

WordPress Uzmanı: Buğra Yazar