ŞU DOKUNULMAZLIK MESELESİ

cropped-DB32A183F424-3.jpgDokunulmazlık, son günlerin en önemli meselesinden birisi oldu. Süreç HDP Milletvekillerin terör örgütü PKK ile aralarına mesafe koymamalarından dolayı gündeme geldi. Aslında bu sürece durduk yere gelmedik. Konunun öncesi de var. Geçmiş süreci bilmezsek AKP’nin HDP Milletvekilleri ile ilgili dokunulmazlıkları neden şimdi gündeme getirdiğini de bilemeyiz. Demek istediğim dokunulmazlıkların arkasında gizli hesaplar var. Yoksa Açılım Süreci devam ederken gündeme gelmeyen dokunulmazlık konusunun operasyonların yapıldığı bu dönemde neden geldiğini anlayamayız.
Evet, Açılım Süreci devam ederken böyle bir sorun yoktu. O dönemlerde iktidar sahipleri ve HDP cephesi açısından her şey güllük gülistanlıktı. Arada bir atışma olsa da varmış oldukları anlaşma açısından birbirlerine dokunmuyorlardı. Büyük Ortadoğu Projesinin ülkemiz ayağı olan Açılım Sürecini devam ettirirken sorun yoktu. Yani ülkemizin parçalanmasına doğru giden sürece dokunmadıkları zaman birbirlerine de dokunmuyorlardı. Taraflardan biri Başkanlık sistemine doğru yol alırken, diğeri de ‘’Özyönetim’’ adı altında çalışmalar yapıyordu. Buraya kadar her şey yolundaydı. HDP Suriye’deki PYD’nin kantonlaşma sürecinden etkilenmesiyle birlikte AKP ile yürüttüğü Açılım Sürecini kendi başına sürdürme kararı alınca ipler koptu. Dolayısıyla Erdoğan’a ‘’ Seni Başkan yaptırmayacağız’’ diyerek yeni bir pozisyona girdi. Erdoğan bu resti gördü, Dolmabahçe’de imzalanan masayı devirdi ve PKK’ya karşı operasyona başladı. Erdoğan’ın bu kararı almasında hiç kuşkusuz 7 Haziran seçim sonuçları da etkili oldu.

Dokunulmazlık konusuna başlarken konunun bir de öncesi var demiştim. Yani 1994 yılında Sosyal Demokrat Halkçı Partiden Meclise giren Leyla Zana, Mahmut Alınak, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Sırrı Sakık’ın dokunulmazlıkları kaldırılarak tutuklanmışlardı. Şimdi birçok kalem ‘’HDP’li milletvekillerin dokunulmazlıkları kaldırılırsa yeniden 1994 yılına geri döneriz’’ diyorlar. Öncelikle bu görüşe katılmadığımı baştan söyleyeyim. Ayrıca şu an 1994 yılından pek bir farkımızın kalıp kalmadığını da varın siz karar verin. Eğer ortada bir devlet varsa ve bu devletin Anayasası varsa her Türk vatandaşı bu yasalara uymak zorundadır. Vatandaş da uymak zorundadır, seçtiğimiz milletvekilleri de. Hiç kimsenin kanunlar karşısında ayrıcalığı yoktur. Ne Cumhurbaşkanı’nın ayrıcalığı vardır, ne de Başbakan’ın. Ne muhalefet partililerin ayrıcalığı vardır, ne de iktidar partililerin. Bu yüzden her yurttaş yasalar önünde eşittir.

Meselenin bir de başka yönü daha var. O da İktidar partisinin kendinden olmayanlara uyguladığı demokrasidir. Eğer HDP’li vekiller yasalarımıza göre suç işlemişlerse elbette dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasamıza göre kim suç işlemişse onların dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır. Peki, suçu sadece HDP’li vekiller mi işliyor? Elbette hayır. Bugün Meclis’te AKP’li Milletvekillerin de dosyası var. Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekillerin de dosyası var. Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekillerin de dosyası var. Bu dosyalarda işleme konulmalıdır. Zaten arada bir lafa gelince ‘ dokunulmazlıkları kaldırın’’ demiyorlar mıydı? Kaldırın kardeşim! Kimin dosyası varsa kaldırın! Kaldırın ki, Millet kimin ne olduğunu görsün. Ancak iktidar partisinin ‘’bana dokunulmasın da diğerlerine dokunulabilir’’ mantığı doğru değildir. Yasalar her bir siyasi partiye aynı şekilde uygulanmalıdır. Kendi partisinin milletvekillerine dokundurtmayan bir iraden de demokrasi beklenemez. Yani Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyondan dolayı haklarında dosya hazırlanan Milletvekillerine dokundurtmamışsanız şimdi size, HDP’li Milletvekillerin dokunulmazlıklarını kaldırılması konusundaki iradenize kimse inanmaz.

Dokunulmazlık konusunun bir başka yönü de AKP ile HDP Milletvekillerinin 17 / 25 Aralık soruşturma dosyalarına karşı birlikte takındıkları tavırdır. O günleri hele bir hatırlayın. AKP’li Bakanların soruşturma dosyasına HDP’li Milletvekilleri nasıl tavır almışlardı? Daha düne kadar Açılım Sürecini birlikte yürüten bu iki siyasi parti AKP’li Bakanları Yüce Divana göndermişler miydi? Elbette hayır. Şimdi biz kalkıp ta bugüne kadar ülkenin bölünme sürecini birlikte yürüten bu iki siyasi partinin kendi aralarındaki kavgalarına mı alet olacağız? Bırakın kardeşim ne halleri varsa görsünler! Dokunulmazlıkları mı kaldıracaklarmış? Kaldırsınlar kardeşim! Sadece HDP’li Milletvekilleri değil, Açılım Sürecini yürüten AKP’li Milletvekillerinin de dokunulmazlıkları kaldırılsın. Ülkemizde patlayan canlı bombalara karşı önlem almayan ve vatandaşın güvenliğini koruyamayanların da dokunulmazlıkları kaldırılsın. Uyguladıkları politikalar ile ülkemizi Ortadoğu bataklığına sürükleyenlerin de dokunulmazlıkları kaldırılsın. Kısacası devleti yönetemeyenlerin de dokunulmazlıkları kaldırılsın. Lafa gelince ‘’Biz hesabımızı sadece millete karşı veririz’’ demiyorlar mıydı? Versinler kardeşim! Ama veremezler. Çünkü onlarda o yürek yok.

Başbakan’ın HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırmak istemesi de gerçekçi değil. Şu anda ABD ile görüşüyor. Uluslararası çevre ile görüşüyor. Topu evirip çeviriyor. Yani anlayacağınız bu işin altından nasıl sıyrılabileceğini düşünüyor. İktidar Partisi cephesinden HDP’li Milletvekillerin dokunulmazlıklarını kaldırılmasını isteyen bir tek Erdoğan var, o da bu siyaset üzerinden Başkanlık hayalleri kuruyor. Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisini de bu hesaplaşmalarına alet ediyorlar. Yakında çevirdikleri dolaplar ortaya çıkacak. Dokunulmazlık savaşını Erdoğan ‘mı, yoksa ABD destekli Davutoğlu ile Selahattin mi kazanacak hep beraber göreceğiz. Hepsi bu.25.04.2016

627 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.