ERDOĞAN KARŞITLIĞI ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAK

cropped-DB32A183F424-3.jpgSon dönemlerde sırf Erdoğan karşıtlığı üzerinden siyaset yapmak moda oldu. Bu duruma en çok da maalesef siyasi partililer malzeme oluyor. Evet, on dört yıldan bu yana kendi doğruları üzerine iktidara gelen bir siyasi parti var. Ülkeyi her geçen gün kaosa doğru sürükleyen bir siyasi parti var. Toplumu kutuplaştıran bir siyasi parti var. Başkanlık sistemi ile laik Türkiye Cumhuriyetine son vermek isteyen bir siyasi irade var. PKK Terör Örgütü ile masaya oturmak suretiyle ülkenin bölünmesine ve parçalanmasına çanak tutan bir siyasi irade var. PKK Terör Örgütünün hendek kazmasına seyirci kalan bir siyasi parti var. Ülkeyi soyup soğana çeviren bir siyasi parti var. Yani anlayacağınız var oğlu var. Bu siyasi partinin hünerlerini saymakla bitmez. Bu siyasi parti de AKP’dir. Dolayısıyla AKP iktidarı ile elbette mücadele etmek gerekiyor. Yani AKP’nin gerçek yüzünü topluma olduğu gibi göstermek gerekiyor. On dört yıldan bu yana toplumun yapısını nasıl bozduğunu da örneklerle anlatmak gerekiyor. Yalnız geçmiş dönemlerde kimlerle beraber hareket ettiğini de bilmek gerekiyor. Beraber hareket ettiği güçlerle toplumu nasıl kutuplaştırdığını ve hangi amaçlar ile iktidara getirildiğini ortaya koymak gerekiyor. Sonrasında elbette AKP’ye karşı etkili bir mücadeleye girişmek gerekiyor. Doğal olarak bu mücadeleyi de siyasi partiler yapacak. Ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana taraf olan sivil toplum örgütleri yapacak. Laik Cumhuriyetten yana olan yazarlar, çizerler gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar yapacak. Memleketini seven yurtsever ve aydınlar yapacak.

Evet, AKP ile topyekûn mücadele etmek gerekiyor ama bu konuda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar var. Örneğin AKP’ye karşı Cemaat ile birlikte mücadele etmek Cemaat’ in ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir. Çünkü zamanında bu Cemaat AKP ile beraber ülkeyi yönetirken hiç kimsenin gözünün yaşına bakmamışlardı. Ergenekon ve Balyoz Davalarını hatırlayın. Biz askeri darbelere karşıyız ama ortada fol ve yumurta yokken Türk Ordusunu ‘’darbe yapacaklardı’ ’yalanı üzerinden çökertmemişler miydi? O günleri iyi hatırlayın. Sırf Türk Ordusunun çökertilmesine hizmet etmek için yayın hayatına başlayan Taraf Gazetesinin attığı manşetleri unutmamız mümkün mü? ‘’Fatih Camisi’ni bombalayacaklardı’’ haberi doğru muydu? Elbette değildi. Ancak başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeler Büyük Ortadoğu Projesi denilen ve Irak, İran, Suriye ve ülkemizi de içine alan büyük bir operasyona başlamışlardı. Bu anlamda Türk Ordusunun çökertilmesi gerekiyordu ve çökertildi. Topluma da ‘’Türkiye bağırsaklarını temizliyor’’ algısı ile bu plan yasalaştırıldı. Peki, bu kumpasa ülkenin çokbilmiş aydınları nasıl yaklaştı? ‘’Evet, ama yetmez’ ’diyen aydınlarımız nasıl yaklaştı? Hepsi de kafalarını kuma gömüp te öyle konuşmadılar mı? Türk Ordusunun göz göre göre çökertilmesine seyirci kalmadılar mı? Peki, bu aydınlarımız o zamanlarda AKP’nin ülkeye demokrasi getireceği yalanına alkış tutmamışlar mıydı? O günleri unutmamız mümkün mü?

Hadi diyelim Balyoz Davası için sırf asker karşıtlığı yüzünden seslerini çıkarmayan sözde bu aydınlarımız Ergenekon Davasına neden tepki vermediler? Bu davadan dolayı tutuklanan aydınlarımıza, yurtseverlerimize, gazetecilerimize, akademisyenlerimize neden sahip çıkmadılar? Bu davaların bir kumpas olduğu bilindiği halde neden tepki vermediler? Örneğin Cemaat ’in Mit Tırları ile ilgili haberini yayınlayan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a verilen destek dönemin Cumhuriyet Gazetesi sahibi İlhan Selçuk’a neden verilmedi? Yine keza Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mustafa Balbay’a verildi mi? Elbette verilmedi. Tuncay Özkan’a da verilmedi. O dönemlerde tutuklanan hiçbir yurtsever aydına verilmedi. Çünkü bu operasyon Türk Milletinin birliği ve bütünlüğüne yapılmıştı. Ülkenin çökertilmesi için yapılmıştı. İşte bu sözde aydınlar o dönemlerde Erdoğan ile Cemaat ‘in Büyük Ortadoğu Projesi adına birlikte yaptığı bu operasyonlara alkış tutmuşlardı. O dönemlerde aydın olmanın gereği ülkenin bölünmesine ve parçalanmasına destek olmaktı. O aydınlarımız kendilerine verilen bu görevlerini yerine getirirlerken hiç ıstırap bile duymadılar. Çünkü onlara verilen görev buydu ve onlar bu görevlerini başarıyla yerine getirdiler.

Nerden nereye geldim. Artık sadede geliyorum. Şimdi sözde yine bu aydınlarımız Cemaat ile Erdoğan’ın arası açılınca Cemaat safında yer aldılar. Hani Erdoğan’ın safında yer almalarını beklemezdim ama en azından gerçekleri görüp Cemaat ‘in safında da yer almamalarını da beklerdim. Yani Türk Milletine kurulan bunca kumpasa alet edildikleri için biraz da olsa akıllanmış olmalarını beklerdim. Ancak görünen o ki, sözde bu aydınlarımızın akıllanacaklarına dair en ufak bir işaret yok. Çünkü bugün Erdoğan’a karşı muhalefet ederken yine Cemaat ‘in yanında yer alıyorlar. Yani sırf Erdoğan karşıtlığı üzerinden Cemaat ile el ele kol kola olmaktan hiç çekinmiyorlar. Yani küresel güçlerin kendilerine verdikleri görevi doğrusu en iyi şekilde yapıyorlar. Amacım onları burada deşifre etmek değil. Onların kimler olduğunu zaten herkes iyi biliyor. Ancak var olan gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Fethullah Gülen’in açmış olduğu okullarda yetiştirmiş olduğu öğrenciler vasıtası ile Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya teşebbüs etmesini de görmezden gelemeyiz. Cemaat ‘in sırf şimdi Erdoğan’a karşı mücadele ediyor diye onların yanında yer alamayız. Eğer biz Erdoğan’a karşı mücadele edeceksek, bu mücadeleyi Atatürkçü aydınlar ile yapmamız gerekir. Ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunan yurtseverler ile yapmamız gerekir. Kalkıp ta şimdi Erdoğan’a karşı ABD ve Cemaat ile birlikte mücadele yapılmaz.

Söz açılmışken devam edeyim. Yine sözde bu aydınlarımız Erdoğan’a karşı HDP ile birlikte mücadele etmekten de geri kalmıyorlar. Peki, kardeşim HDP bugün PKK Terör Örgütü ile arasına bir çizgi çekiyor mu? Yani HDP bölge partisi olmayı ret ediyor mu? Peki, hemen hemen her gün güvenlik güçlerimizin hendek kazılan bölgelerde, daha da doğrusu PKK’nın özyönetim ilan ettiği bölgelerde yapmakta olduğu operasyonlarda verdiğimiz şehitler için kılını kıpırdatıyor mu? Peki, PKK emperyalizm ile mücadele ediyor da mı onların yanında yer alıyorlar? Tam aksine sözde bu aydınlarımız ABD ile birlikte PKK’yı destekliyorlar. ABD boşuna mı ikide bir PKK ile masaya oturmamızı istiyor? Eğer ABD PKK’yı desteklememiş olsaydı onlarla masaya oturmamızı ister miydi? Peki, sözde bu aydınlarımız ABD’nin PKK’yı desteklediğini görmüyorlar mı? Yani Emperyalist bir ülke olan ABD’nin yanında yer almakla nasıl aydın olunur? Aydın olmak bu kadar mı ucuz? Yoksa aydın olmanın anlamı değişti de bizim haberimiz mi yok?

Uzun lafın kısası, sırf Erdoğan karşıtlığı üzerinden siyaset yapmak bize hiçbir şey kazandırmaz. Bu tür çabalar sadece ülkemizi bölmek, parçalamak isteyen küresel güçlerin işine yarar. Bu yüzden şu an her şeye rağmen Erdoğan karşıtlığı üzerinden siyaset yapmak doğru değildir. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Erdoğan’a karşı bir mücadele yapılacaksa, bu mücadele Atatürkçü kadrolar ile yapılmalıdır. Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü savunan kadrolar ile yapılmalıdır. Sonuçta ülkeyi Erdoğan’ın zulmünden kurtarırken tekrar ABD ile Cemaat ’in kucağına düşmemek gerekir. 18.04.2016

834 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title