SKANDAL

SAİT BALCIGünlerdir kamuoyunun gündeminde Atatürk’ün resmini indiren Milletvekili ile bu resmin indirilmesine tanık olan Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka var. Ülkenin gündeminde elbette Sur, Silopi ve Cizre’de PKK Terör Örgütüne yapılmakta olan operasyonlar da var. Suriye sorununa çözüm bulmak için tarafların Cenevre’de tekrar bir araya gelmesi var. Düzenlenen bu toplantıdan sonuç alınamaması var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni Anayasayı bahane ederek Başkanlık Sistemini yeniden gündeme getirmesi de var. Bu kadar gündemin içinde elbette Cumhuriyet Halk Partili bir Milletvekilinin Atatürk resmini asılı olduğu yerden indirmesi de var. Bu gündem öbür gündemlerin yanında parti içi bir gündem gibi görünse de aslında bu olay Cumhuriyet Halk Partisini derinden ilgilendiriyor. Cumhuriyet Halk Partisinin tavanı ise maalesef henüz daha bu durumu algılayabilmiş değil. Bu gidişle anlayacak gibi de görünmüyor.

Bugüne kadar Atatürk resmini duvarlardan indiren iktidar partisinin ileri gelenlerine hep kızıyorduk. Atatürk resimlerini çöp kutusuna atanları da hep eleştiriyorduk. Ancak gün geldi Cumhuriyet Halk Partisinin içinden de Atatürk resimlerinden rahatsız olan partililer çıkmaya başladı. Aslında bugünlere durduk yerde de gelmedik. Atatürk düşmanlığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan seçilmesi ile başlamıştı. Kemal Kılıçdaroğlu dönemine kadar da bu Atatürk düşmanları partide kendilerine yer bulamazlardı. Kemal Kılıçdaroğlu nerede vatan haini varsa, nerede Atatürk düşmanı varsa onların hepsini partinin yönetim kadrolarına taşıdı. ‘’Ben CHP Milletvekiliyim, ama CHP’li değilim’’ diyen Faik Tünay’ı milletvekili yapan Kemal Kılıçdaroğlu’dur. ‘’Atatürk kefere Kemal’’ diyen Mehmet Bekaroğlu’nu kadın kotasından parti meclisine alan da Kemal Kılıçdaroğlu’dur. ‘’PKK ile masaya oturacağız’’ diyen fakat gördüğü tepki üzerine sözünü geri alan Selin Sayek Böke’yi partiye taşıyan da Kemal Kılıçdaroğlu’dur. ‘’Türkler Ege’de etnik temizlik yaptı’ ’diyen Hüseyin Aygün’ü de Milletvekili yapan Kemal Kılıçdaroğlu’dur.’’1930’ların CHP’si değiliz’’ diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisidir. Şimdi siz bu kadar Atatürk düşmanını partinin içine doldurursanız içlerinden biriside elbette kalkar ‘’Yeni bir şeyler söylemek lazım’’ diyerek Atatürk resmini asılı olduğu duvardan indirir. Ayrıca bu eylem rasgele yapılmış bir eylem de değildir. Aksine bilinçli olarak yapılmış bir eylemdir.

Peki, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın Atatürk resmini indiren milletvekilinin adını açıklamamasına ne demeli? Aylin Hanım sözde Atatürkçülüğümden şüphe duymadığı bu milletvekilinin adını vererek ispiyoncu olamam diyor. Her şeyden evvel Atatürk resmini indiren milletvekili Atatürkçü olamaz. Eğer öyle olsaydı Aylin Hanım bu milletvekiline tepki göstermezdi değil mi? Durduk yerde Muharrem İnce’ye bu milletvekilini şikâyet etmezdi değil mi? Aydınlık Gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar’ı arayarak şikâyet etmezdi değil mi? Aylin Hanım, Muharrem İnce’yi aradığını inkâr etti mi? Elbette hayır. Peki, Aylin Hanım Sabahattin Önkibar’ı aradığını inkâr etti mi? Elbette etmedi. Demek ki, Aylin Hanım Atatürk resmini indiren milletvekilinden rahatsız olmuş ki, hem Muharrem İnce’ye, hem de Sabahattin Önkibar’a şikâyet edecek derecede kızmış. Eğer Aylin Hanım bu milletvekiline kızmamış olsaydı ve onun Atatürkçülüğünden şüphe etmemiş olsaydı ne Muharrem İnce’yi arardı, ne de Sebahattin Önkibar’ı. Demek ki, bu milletvekili Aylin Hanımın savunduğu gibi Atatürkçü bir milletvekili değil.

Gelelim olayın ikinci perdesine. Peki, Aylin Hanım ne diye bu milletvekilinin adını açıklamıyor. Adını açıklamayacağı milletvekilini ne diye sağa sola şikâyet ediyor? Hem bu milletvekilini sağa sola şikâyet ediyor, hem de ismini vermem diyor. Böyle şey olabilir mi? O zaman insana sen çocuk musun diye sorarlar. Aslında Aylin Hanım bu olay meydana geldiği anda Genel Başkan’a bilgi vermek süratiyle bir basın toplantısı düzenlemesi gerekirdi. O basın toplantısında Atatürk’ün resmini indiren Milletvekilinin adını açıklaması gerekirdi. Ancak Aylin Hanım kendisinden beklenen bu tavrı gösteremedi. Cumhuriyet Halk Partili bir Milletvekilinin taşıması geren sorumluluğu üstlenemedi. Daha da doğrusu Aylin Hanım Milletvekili olduğu Cumhuriyet Halk Partisini Atatürk düşmanlarına karşı koruyamadı.

Peki, Aylin Hanım Cumhuriyet Halk Partili bir Milletvekili olarak kendisinden beklenen davranışı gösteremedi de, Kılıçdaroğlu gereğini yaptı mı? Elbette hayır. Kılıçdaroğlu katılmış olduğu CNN TÜRK televizyonunda Aylin Hanımın kurulmuş olan komisyona isim vermediğini söyledi. Aylin Hanım da bunu doğruluyor ancak bu ismi Kılıçdaroğlu’na söylediğini söylüyor. Bu durumda Kılıçdaroğlu bu Milletvekilinin ismini komisyona bildirmesi gerekmiyor muydu? Hadi diyelim ki Kılıçdaroğlu bu ismi komisyona bildirmedi. Peki, komisyon Kılıçdaroğlu’na bu ismin kim olduğunu sorması gerekmiyor mu? Elbette gerekiyor. Ancak amaç bu ismi kamuoyunun önüne çıkartmak değil ki? Amaç, bu olayı ört bas etmek. Eğer Atatürk’ün resmini duvardan indiren Milletvekili Kılıçdaroğlu’nun resmini duvardan indirmiş olsaydı, Kılıçdaroğlu aynı duyarsızlığı gösterir miydi? Aylin Nazlıaka bu ismi kamuoyundan ve kurulan komisyondan saklayabilir miydi? Hiç kimse kusura bakmasın ama hem Aylin Nazlıaka hem de Kemal Kılıçdaroğlu Atatürk’e saygısızlık eden bir Milletvekilini korumuşlardır ama Atatürk’ü koruyamamışlardır.

Atatürk’ün resminin duvardan bilinçli olarak indirilmesi ne kadar vahim ise bir o kadar da Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları vahimdir. Kılıçdaroğlu Atatürk’ün resminin temizlik amacıyla, yeri değiştirilmek amacıyla veya yerine bir başka poster asılmak amacıyla daha önce indirildiğini söyledi. Yani Kılıçdaroğlu Aylin Nazlıaka’ın şahit olduğu bu olayın da böyle bir durum olabileceğini ima etti. Elbette Atatürk’ün resmi temizlenmek, yeri değiştirilmek veya yenisinin asılması söz konusu olduğu durumlarında indirilebilir. Bu durum gayet normaldir. Ancak Aylin Nazlıka’ın şahit olduğu durum bundan farklıdır. Aklı başında olan her bir kimse bu durumu anlayabilir. Eğer Kılıçdaroğlu bu konuda samimi olsaydı şimdiye değin çoktan bu Milletvekilinin cezasını vermişti. Dolayısıyla da ‘’Atatürk’ün resmini indiren Milletvekilini kulağından çekip kapının önüne koyarım’’ söylemi yerini bulurdu. Böylelikle Kılıçdaroğlu kamuoyu üzerinde olumlu bir puan toplardı. Şu anda da kendi iç sorununu çözmüş bir Genel Başkan olarak ülkenin sorunlarına kafa yoran bir Genel Başkan sıfatı kazanırdı. Ancak gelişmeler beklenenin aksine tam tersine işledi. Atatürk’ün resmini duvardan indiren Milletvekilini koruyalım derken bukalemuna döndüler. Bu Milletvekilini ortaya çıkaracaklarına Aylin Nazlıaka’yı Parti Meclisine havale ederek sorumluluktan kurtulmayı seçtiler. Bu durumda Parti Meclisi büyük bir olasılıkla ya Aylin Nazlıaka’yı Yüksek Disiplin Kuruluna sevk etmeye gerek duymayarak olayı kapatacak, ya da sevk ederek topu Yüksek Disiplin Kuruluna atacak. Bu durumda Yüksek Disiplin Kurulu Aylin Hanımı Atatürk’ün resmini indiren Milletvekilini koruduğu için hiç ceza vermeyecek, ya da hafif bir ceza vererek olayı kapatacak. Yani öyle ya da böyle bu olay zamana yayılarak kapatılacak. Sonuçta Atatürk’ün resmini indiren Milletvekiline hiçbir şey olmayacak. Sizce de başka bir olasılık var mı? Ne demiş Atalarımız? ‘’Görünen köy kılavuz istemez’’06.02.2016

774 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.