KURULTAY BEKLENDİĞİ GİBİ

SAİT BALCICumhuriyet Halk Partisinin 35. Olağan Kurultayı 16 – 17 Ocak cumartesi ve pazar günü yapıldı. Kurultay beklendiği gibi sonuçlandı. Yani Kemal Kılıçdaroğlu tek başına girdiği yarıştan Genel Başkan olarak çıktı. Aksi de zaten düşünülemezdi. Bu kurultay ile ilgili düşüncelerimi daha önceki makalemde yazmıştım. Öngörülerim beni yine yanıltmadı. Her şey beklendiği gibi sonuçlandı. Muharrem İnce ile Umut Oran daha önce aday olmayacaklarını açıklamışlardı. Sonuç itibariyle Kılıçdaroğlu’nun karşısında kala kala Mustafa Balbay kalmıştı. Onun da delege tecrübesi olmadığını söylemiştim. Buna rağmen delegeler yine de Mustafa Balbay’a 92 oy vermişler. Aday olabilmek için ise 128 imza gerekiyordu. Böylelikle Mustafa Balbay da saf dışı kalmış oldu. Mustafa Balbay aday olabilmiş olsaydı sonuç yine de bundan farklı olmayacaktı. Ancak en azından yine de parti içi demokrasinin gereği yerine gelmiş olacaktı. Ancak Kılıçdaroğlu parti içi demokrasiyi içine sindirememiş olmalı ki, delegelere baskı yaptırmış. Hani Kılıçdaroğlu bulunmaz Hint kumaşı ya, o yüzden olsa gerek.

Peki, şimdi ne oldu? Kılıçdaroğlu yeniden Genel Başkan seçilmesi Cumhuriyet Halk Partisine bir şey kazandıracak mı? Üst üste altı defa seçim kaybetmiş bir insanın Cumhuriyet Halk Partisine nasıl bir katkısı olur? İddiası olmayan bir insandan nasıl bir umut beklenir? Başarısız ve beceriksiz bir insan seçim kazanabilir mi? Seçmen nezdinde bir karşılığı olmayan insandan ne beklenir? Sizleri bilmem ama ben bu sorulara yanıt bulamıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi dün kurulan bir parti olmuş olsaydı neyse ne. Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk’ün kurduğu bir siyasi parti olmamış olsaydı neyse ne. Cumhuriyet Halk Partisi gelip geçici bir siyasi parti olmuş olsaydı neyse ne. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetle kurulmuş bir siyasi parti. Ülkenin bugünlere gelmesine vesile olmuş bir siyasi parti. Atatürk devrimlerini koruyup kollamış olan bir siyasi parti. Şimdi böylesine bir görev yüklenmiş olan parti halen daha iktidara alternatif olamıyorsa burada bir yanlışlık var demektir. Bu kurultay da bu yanlışlık düzeltilmeliydi. Düzeltilmeliydi ki, bundan sonra yapılacak ilk seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi eskiden olduğu gibi yine iktidar olabilsin. Türk Milleti de on üç yıldan bu yana ülkenin üzerine kara bulutlar gibi çöken AKP iktidarından kurtulabilsin. Ancak maalesef bu fırsat yine kaçırıldı. Seçim kazanma iradesi olmayan bir insana Cumhuriyet Halk Partisi yine emanet edildi. Böylelikle gelecek seçimleri kaybetmenin önü de açılmış oldu. Vatana millete hayırlı olsun.

Lider, partisini iktidara taşıyan partililere deniyor. Bu anlamda Bülent Ecevit bir liderdi. Bülent Ecevit o günün koşullarına rağmen partisinin başında olduğu dönemlerde iktidara gelmesini bilmiştir. Geleceği görmüştür ve buna göre siyaset yapmıştır. Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılıp Demokratik Sol Partiyi kurduktan sonra da Demokratik Sol Partiyi iktidara taşımıştır. Peki, Kılıçdaroğlu Bülent Ecevit’in yakaladığı başarılara ulaşabilir mi? Şu an itibariyle maalesef böyle bir olasılık görünmüyor. Ancak böylesine bir umudu bile dile getiremeyen Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisine yeniden Genel Başkan olabildi. Ne diyelim? Aptallık dediğiniz kavram maalesef yaşa başa bakmıyor. Bir de geldi mi, bir daha da gitmesini bilmiyor.

Her seçim sonrası genel bir alışkanlığımız vardır bilirsiniz. Seçim sonuçları açıklandığı zaman ‘’bu millet aptal’’ diye söyleniriz değil mi? ‘’Aziz Nesin az bile söylemiş’’ deriz değil mi? ‘’Göz göre göre AKP’ye nasıl oy veriyorlar’’ deriz değil mi? Peki şimdi ben de buradan sizlere sorayım. Eğer AKP’ye oy verenler aptal ise Kılıçdaroğlu’na oy veren delegeler ne oluyor? Kılıçdaroğlu’nun seçim kazanamayacağını bile bile neden yine onu Genel Başkan yapıyorlar? Bunu bir bilen varsa lütfen bana da söylesin.

Öğrendiğime göre Kılıçdaroğlu geçerli 1238 oydan 990 oy almış. Geri kalan 248 oy geçersiz sayılmış. Neden biliyor musunuz? 248 delege oyların üzerine Mustafa Kemal Atatürk yazarak oy kullanmışlar da ondan. Şimdi buradan oy pusulalarına Mustafa Kemal Atatürk yazan delegeleri yürekten kutluyorum. Onların önünde saygıyla eğiliyorum. İşte bu delegeler Mustafa Kemal Atatürk’ün delegeleridir. Bu delegeler ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana taraf olan delegelerdir. Onlar laik Cumhuriyetin koruyucusudurlar. Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusudurlar. Ve onlar her daim bu ülkenin ahde vefası için mücadele eden delegelerdir. Ya Kılıçdaroğlu’na oy verenler? Peki, onlar kimlerdir? Onlar da soros solcusu Kılıçdaroğlu’ndan medet umanlardır. Cumhuriyet Halk Partisini emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmete sunanlardır. AKP iktidarının Açılım Politikalarına destek vererek PKK’nın hendek kazmasına katkıda bulunanlardır. Kazılan bu hendeklerden dolayı da bu yörede yaşayan vatandaşlarımızın huzursuz olmalarına neden olanlardır. PKK’nın hain saldırıları sonucu çocukların ve masum vatandaşların ölümüne neden olanlardır. Yine yapılan operasyonlarda güvenlik güçlerinin şehit düşmesiyle anaların ağlamasına neden olanlardır. Daha ne diyeyim? 19.01.2016

742 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.