KİM ÖZÜR DİLEYECEK?

sait-balci- ortam dosyası24 Kasım Salı günü saat 09.20 civarında Hatay’ın Yayladağı bölgesinde hava sahamızı ihlal eden SU 24 tipi Rus uçağını düşürmemizden bu yana tamı tamamına on gün geçti. O günden bu yana Rusya ile bir türlü kontak kuramadık. Gerek Erdoğan’ın girişimleri, gerekse Davutoğlu’nun yaptığı girişimler de sonuçsuz kaldı. Anlayacağınız Rusya bizden özür bekliyor ama bizimkiler de onlardan özür bekliyor. Yani her iki tarafta birbirinden özür bekliyor. Angajman kurallarına göre biz haklıymışız. Uçağı da sırf bu yüzden düşürmüşüz. Bugüne kadar hava sınırlarımızı ihlal eden Yunan uçaklarına karşı uygulayamadığımız angajman kurallarını nedense Rusya’ya karşı uyguladık. Yani Rusya aklını başına alsın diye düşürmüşüz. Bir NATO ülkesiyiz ya o yüzden olsa gerek. Hatırlarsanız daha önce de Suriye’ye gitmekte olan Rus kargo uçağını arama yapmak üzere yere indirmiştik. Sanıyorum bizimkiler uçak düşürme olayını kargo uçağını indirme olayı ile karıştırdılar. Sandılar ki, Ruslar kargo uçaklarını indirdiğimiz zaman olduğu gibi yine sessiz kalacaklar. Ancak bu sefer evdeki hesap çarşıya uymadı. Şimdi Rusya’nın verdiği tepkiden dolayı ne yapacaklarını şaşırdılar. Yaptıkları hatayı sonradan fark edince deyim yerindeyse çuvalladılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk açıklamasında hava sahamızı ihlal eden uçağın hangi milletin uçağı olduğunu anlayamadıklarını söylemişti. Sizi bilemem ama ben yemedim. Koskoca bir devletin Hava Kuvvetleri düşürecekleri uçağın kime ait olduğunu bilemiyorsa biz ayvayı çoktan yemişiz. Hal böyle ise, o zaman Bülent Arınc’ın deyimiyle ‘’iyi ki bu aralar savaşa gitmiyoruz’’. Erdoğan sonrasında da hava sahamızı ihlal eden uçağı angajman kurallarına göre düşürdüklerini söyledi. Bu durumdan dolayı da NATO’yu acil olarak toplantıya çağırdı. Yani anlayacağınız hem suçlu, hem de güçlüyüz. Sanki NATO toplantısından Rusya’ya karşı yaptırım kararı çıkacakmış gibi.

Daha sonra neler olduğunu hatırlayalım. Erdoğan Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde yaptığı bir açılış töreninde ‘’Gelin şu meseleyi aramızda çözüme ulaştıralım, kimseyi sevindirmeyelim. BM İklim Zirvesi ilişkilerimizin tamiri için bir fırsat olabilir’’ demişti. Şimdi buradan ben de size sorayım. Allah aşkına Erdoğan’ın bu konuşmasından siz ne anladınız? ‘’Biz özür dilemeyiz, özür dileyecek biri varsa o da Rusya’dır’ ’diyen bir insan şimdi bu şekilde konuşursa siz bundan ne anlarsınız? Yani Erdoğan’ın bu konuşmasından Rusya’dan özür beklendiği anlamı çıkar mı? Eğer siz angajman kurallarına göre Rus uçağının düşürülmesinden dolayı haklıysanız şimdi ne diye İklim Zirvesinde Putin ile görüşme yapmak için can atıyordunuz? Daha ilk gün ne diye Putin’e telefon açtınız? Siz haklı değil misiniz? O zaman bırakın Putin sizi arasın. Paris’te düzenlenen İklim Zirvesinde sizinle görüşmek için o randevu isteseydi. O size yalvarsındı. Biz haklıysak o zaman ne diye Putin ile görüşmek için can atıyoruz? Sizce de burada bir çelişki yok mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basına yaptığı açıklamalar üzerinden devam edeyim. Erdoğan daha sonra ’’ Düşürdüğümüz uçağın Rus uçağı olduğunu bilseydik, düşürmezdik’’ diyor. Ben de şimdi buradan sorayım. O bölgede o gün, Rus uçaklarından başka uçan uçak var mıydı? Yani biz şimdi hava sahamızı ihlal eden uçağın Rus uçağı olduğu bilseydik düşürmeyecektik öyle mi? Peki o zaman bizimkiler hava sahamızı ihlal eden Rus uçağını uyarırken de mi bu uçağın kime ait olduğunu bilmiyorlardı? Yani Hava Kuvvetleri hava sahamızı ihlal eden uçağı kimin olduğunu bilmeden mi uyarıyorlardı? Bizimkiler Rus uçağını uyarırlarken, demek ki uyardıkları uçağın kime ait olduğunu bilememişler öyle mi? Bu tespite sanıyorum kargalar bile güler. Eğer siz düşüreceğiniz uçağın kime ait olduğunu bilemiyorsanız o zaman düşürmeyin kardeşim. Devleti yönetemiyorsanız da en kısa zamanda istifa edin kardeşim. Eğer uçağı angajman kurallarına göre düşürecekseniz de o zaman, dik durun kardeşim. Şimdi ne diye sağa sola yalpalıyorsunuz? Ne diye Putin ile görüşmek için can atıyorsunuz? Yok, eğer uçağı bilerek düşürmeye karar vermişseniz de bunun artısını eksisini düşünmüş olmalısınız. Ona göre hareket etmiş olmalısınız. Yoksa hele bir düşürelim de gerisini sonra düşünürüz demişseniz vay halinize.

Hadi diyelim ki, bu olayın önemini uçağı düşürdükten sonra anladınız. Böyle olmaz ya neyse. İlk etapta uçak düşürmeyi kargo uçağını indirmeye benzettiniz. Hadi diyelim ki, danışmanlar filan sizi yanılttı. Hadi diyelim ki, Genel Kurmay Başkanlığı ile zamancında kontak kuramadınız. Bu türdeki olumsuzlukları anlayabiliyorum. Peki, o zaman uçağı düşürdükten sonra Rusya’yı ne diye NATO’ya şikâyet ettiniz? Uçağı düşürmekten dolayı pişman olmuşsanız ve Putin ile görüşmek zorunda kalmışsanız, ne diye NATO’yu acil toplantıya çağırdınız? Durumu NATO’ya yetiştireceğinize Rusya ile dolaylı ve dolaysız yollardan iletişime geçseniz olmuyor muydu? Madem uçağı düşürmekten pişman oldunuz, o zaman hiç vakit kaybetmeden neden Putin’den özür dilemediniz? Şimdi hem Putin’den ‘’biz özür bekliyoruz’’ diyorsunuz, hem de öbür taraftan da Putin ile görüşmek için bütün diplomasi kanallarını seferber ediyorsunuz. Devlet böyle mi yönetilir? Madem biz haklıyız, o zaman bırakın Putin’in peşini. Eğer haklılığımız bu uçağı düşürmeye yetmiyorsa, o zaman da uçağı düşürmeyecektiniz. Rus uçağını düşürmenin nelere mal olacağını kurmaylarınızla enine boyuna düşünecektiniz. Yani her olasılığı gözden geçirecektiniz. ‘’Hele bir düşürelim ondan sonrasını düşünürüz’’ derseniz olacağı budur.

Peki, şimdi ne oldu? Paris’te düzenlenen İlkim Zirvesinde sorunu halledebildiniz mi? Putin’in elini sıkabildiniz mi? Peki şimdi ne olacak? Durumu kabadayılığı elden bırakmadan çözeriz derken, Rusya’nın ülkemize uygulamaya başladığı yaptırımlar ile nasıl baş edeceksiniz? Rusya’ya yaş sebze satıyor musunuz? Evet. Peki, Rusya’nın turizme katkısı var mı? Elbette var. Peki, doğalgaz ihtiyacımızın önemli bir bölümünü Rusya’dan mı alıyoruz? Evet alıyoruz. Peki, Avrupa Birliğine karşı Rusya’nın da içinde bulunduğu Şanghay İşbirliği Örgütü alternatif durumda mı? Elbette öyle. Peki, Karadeniz de Rusya ile komşu muyuz? Evet komşuyuz. Peki, Rusya ile bu derece yakın ilişkilerimizin olduğu bir dönemde Rus uçağını düşürmenin kime ne faydası var? Rus uçağını yoksa NATO’dan aferin almak için mi düşürdünüz? NATO’dan aferin almak için düşürmüşseniz, evet NATO koskoca bir aferin verdi. ’’ Türkiye’nin sınırlarını koruma hakkı vardır’’ dedi. Eğer istediğimiz buysa, evet NATO ülkeleri bizim haklı olduğumuzu söylediler. Peki, bu durum bizim sorunlarımızı çözdü mü? NATO ülkeleri ‘’Rusya’dan geri dönen yaş sebzeleri biz telafi ederiz’ ’dediler mi? Türkiye’nin doğalgaz, ihtiyacını biz temin ederiz’’ dediler mi? Peki, turizm konusunda destek olacaklarını söylediler mi? Elbette hayır. Anlayacağınız bize koskoca bir aferin demekten başka hiçbir şey söylemediler. Üstüne üstlük ‘’bu sorun Rusya ile Türkiye arasındadır’ ’diyerek işin içinden sıyrıldılar. Sonuçta Rus uçağını düşürmenin bedelini üreticiler çekecek. Otelciler çekecek. Doğalgaz ile ısınan halk çekecek. Hani ‘’biz hesabımızı millete veririz’’ diyorlardı ya. İşte şimdi aynen öyle oldu. Rus uçağını düşürmenin bedelini millete havale ettiler. Böylelikle milletimiz bu açığı daha çok çalışarak kapatacak.03.12.2015

1072 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title