ESAT’IN SAVAŞI, BİZİM SAVAŞIMIZ

sait-balci- ortam dosyası
Bugün Rusya’nın Suriye’de ABD’nin çapulcu sürülerine karşı Esat’a destek olmasıyla birlikte umut verici gelişmelerin yaşandığına şahit olmaktayız. Bu tür gelişmelerin ülkemizde de yaşanmasını isterdim ama şu an itibariyle maalesef böyle bir gelişme söz konusu değil. ABD’ye göbekten bağlı olan AKP iktidarı ile geleceğe umut ile bakabilmek mümkün değil. 13 yıldır AKP ile birlikte ülkede ne bir istikrar kaldı, ne de bir huzur. Aslında böylesi durumlarda iktidarda bulunan siyasi iradenin kendiliğinden istifa edip gitmesi gerekir. Kendimize örnek aldığımız Avrupa ülkelerinde durum böyledir. Ülkesine zarar vermeye başlayan siyasi iktidarlar halktan gördükleri tepki karşısında istifa edip giderler. Hele hele tek başlarına iktidara da gelememişler ise koalisyona razı olurlar. Ancak bizimkiler koalisyona bile razı olmuyorlar. İllaki tek başlarına iktidara gelecekler. Başka türlü postlarını kurtaramıyorlar çünkü. Lafa geldi mi ‘’biz hesabımızı millete veririz ‘’diyorlar ama milletten tokat yemelerine rağmen milletin iradesine saygı göstermiyorlar. Çünkü demokrasi fıtratlarında yok. Millet kendilerini iktidara getirdiği zaman her şey güzel oluyor ancak, iktidardan aldığı zaman kaza oluyor. Anlayacağınız bu derece anlayışsızlar yani.

Rusya’nın ABD’nin çapulcu sürülerine karşı Esat’a verdiği destek ile başlamıştım, fakat elimde olmayan nedenlerle ülkenin iç meselesine girdim. Tekrar Suriye konusuna döneyim. Zira değinmek istediğim asıl konu zaten Suriye’nin istikrar meselesi. Doğal olarak da bizim ülkenin istikrar meselesi. Şimdi sırası gelmişken bir analiz yapayım. Suriye bizim de destek verdiğimiz ABD’nin çapulcu sürüleri tarafından neden istila edildi? Neden hep Ortadoğu ülkeleri istilaya uğruyor? Emperyalist ülkelerin bölge üzerindeki çıkarları nedir? Bunları hiç düşündünüz mü? Yoksa başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin bu tür istilaları normal bir gelişme midir? Yoksa Erdoğan’ın deyimiyle fıtratımızda bunlar mı var? Olaylara bir de farklı yönlerden bakalım. Sovyetler Birliği çökmemiş olsaydı Irak, Libya, Suriye bu denli istilaya uğrayabilir miydi? Tek kutuplu dünya olmasaydı elbette bölgemiz bu denli istilaya uğramazdı. Ortadoğu ABD’nin her zaman önceliği olurdu ama Sovyetler Birliği gibi bir blok karşısında ABD bugün bu adımları atamazdı. Haksız mıyım?

Günümüze gelecek olursak, dünün Sovyetler Birliği’nin yerini bugün Rusya almaya başladı. Rusya, Çin, İran ile birlikte bölgede gücünü hissettirmeye başladı. Rusya hava desteği ile İran ise kara desteği ile Esat’a destek veriyor. Bizimkilere bakarsan dün Esat ile olmaz diyorlardı, bugün ise Esat’la geçiş olabilir ama Esat’ta hiçbir yetki olmasın’’ diyorlar. Sanki kendileri çok meşru bir iktidarmış gibi ABD’ye akıl veriyorlar. Sanki Ortadoğu’da etkin rolleri varmış gibi. Sanki bir de savaşı Esat kaybediyormuş gibi. Oysaki şu an itibariyle Esat varlığını göstermeye başladı. İşgal edilen bölgeleri geri almaya başladı. Yani Esat ABD’nin çapulcu sürülerine hak ettiği dersi vermeye başladı. Yarın ne olur bilemem ama şu an itibariyle Suriye’de görünen tablo bu. Dolayısıyla şu an geri adım atacak olan Esat değil, çapulcu sürüleri ile birlikte ABD’nin ta kendisidir. Yapmaları gereken hamle ise Esat ile geçiş süreci değil, Esat ile masaya oturma sürecidir.

Şimdi burada asıl yanıtlanması gereken soru ise Suriye’de Esat’ın iktidarda kalması mı ülkemizin yararınadır, yoksa iktidardan düşmesi mi? Bir yurtsever olarak ben buna bakarım. Ülkemin ahde vefasına bakarım. Türk Milletinin geleceğine bakarım. Gelişmiş ülkelerin hesapları da zaten bu değil midir? Her ülke kendi ahde vefasına bakmaz mı? Ancak bizim ülkede bu durum tersine işliyor. AKP iktidarı ülkenin çıkarlarını savunacağına ABD’nin çıkarlarını savunuyor. ‘’Bana milli milletvekilleri verin’’ diyor ama kendisi milli değil. İnsan öncelikle ülkesinin geleceğini düşünür. Komşularımız ile dış tehditlere karşı güç birliği yapar. İran bugün Suriye ile birlikte neden hareket ediyor? İran neden AKP iktidarı gibi Suriye’nin üzerine çullanmıyor? Eğer bugün İran AKP iktidarı gibi Suriye’de Esat’ın gitmesi için ABD’ye destek vermiş olsaydı kendisine uygulanan ambargo çoktan kalmış olurdu. Böylelikle de derin bir nefes almış olurdu. Ancak İran bölge üzerinde oynanmakta olan oyunları önceden gördüğü için böylesine bir hareket içine girmiyor. Çünkü İran biliyor ki, Esat bugün düşmüş olsaydı sıra yarın kendisine gelecekti. Bu yüzden İran bölgenin istikrarı için Suriye’nin yanında yer alıyor. Peki, bizim AKP iktidarı ne yapıyor? Daha doğrusu Erdoğan ne yapıyor demek lazım. Çünkü ülkenin hem Başbakanı, hem de Cumhurbaşkanı’ ya, o açıdan. Erdoğan Suriye Devlet Başkanı Esat’ın yanında olması gerekirken ABD’nin yanında yer almaya devam ediyor. ABD’nin PKK terör örgütünü desteklemesine rağmen ABD’nin yanında yer almaya devam ediyor. Yine ABD’nin PYD’yi Suriye’deki kara gücü olarak görmesine rağmen ABD’nin yanında olmaya devam ediyor. Hani ‘’bindiği dalı kesmek’’ diye bir deyim vardır ya, işte Erdoğan’ın yaptığı da bundan başka bir şey değil. Erdoğan, Esat ne kadar erken düşerse sıranın kendisine o derece erken geleceğinin farkında bile değil. Hani şimdilerde aldatıldım diye sürekli itiraflarda bulunmaya başladı ya, fakat halen daha aldatıldığının yine farkında değil. Erdoğan bir sonraki süreçte Suriye politikasında da ABD tarafından aldatıldığını anlayacak ama o zaman iş işten çoktan geçmiş olacak. Çünkü sıra kendisine gelmiş olacak. O saatten sonra yapacak hiç bir hamlesi de kalmayacak. İşte bu yüzden ülkemiz bugün Suriye’nin durumuna daha henüz düşmemmişse bunu Esat’a borçlu olduğumuzu bilmemiz gerekiyor.

Bugün belki birçoğumuz halen daha gelişen olayları analiz edemediği için Rusya’nın Suriye’de Esat’ın yanında yer almasına tepki gösteriyordur. Hatta Erdoğan bile Rusya’nın ‘’Suriye’de sınırı mı var’ ’diyebiliyor. Oysaki ‘’ABD’nin Suriye’de sınırı olup olmadığını sorgulayan bile yok. Evet, kabul etsek de, etmesek de ortada büyük bir kapışma var. ABD’nin işi kaydı bırakıp ta Okyanus ötesinden gelip Suriye’ye demokrasi getireceği yalanına inanacak değiliz. Eğer ABD bölge ülkelerine demokrasi getirme heveslisi ise işe en baştan Suudi Arabistan’dan başlaması gerekiyordu. Katar’dan başlaması gerekiyordu. Nedense bu ülkelere demokrasi ihracı yapmak kimsenin aklına gelmiyor. Amaç belli. Amaç, Irak’ta olduğu gibi Suriye’yi de bölmektir. Suriye’nin petrollerinde söz sahibi olmaktır. Suriye ne kadar çabuk düşerse sıra bize de o kadar çabuk gelecek. İşte bu yüzden Esat’ın savaşı bizim savaşımız diyorum. ‘’Esat’tan bana ne’’ deme lüksümüz de yok diyorum. Bilmem anlatabildim mi? 24.10.2015

955 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title