MESELESİ KOLTUK OLANLAR

sait-balci- ortam dosyası

DENİZ FENERİ YOLSUZLUĞUNU UNUTMA!
SOMA VE ERMENEK MADEN KAZALARINI UNUTTURMA!
GEZİ DİRENİŞİNDE KAYBETTİĞİMİZ 6 ŞEHİDİMİZİ UNUTMA!
17– 25 ARALIK YOLSUZLUK VE RÜŞVET ÇARKINI UNUTTURMA!
KAÇAK SARAYI VE MALİYETİNİ UNUTMA!
PKK İLE MÜZAKERE YAPANLARI UNUTTURMA!
GÜNDEM DEĞİŞTİRMELERİNE KANMA!
VE SEÇMEN KAYDINI KONTROL ETMEYİ ASLA UNUTMA!

Değerli okurlar, dün Cumhur Başbakan Erdoğan’ın Harp Akademileri’nde yaptığı konuşmayı yazmıştım. Bugün de yine Erdoğan’ın Ukrayna’ya yaptığı ziyaret öncesi Açılım Süreci ile ilgili yapmış olduğu değerlendirmeleri ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınc’ın Erdoğan’ı yalanlayan açıklamalarına değineceğim. Bu satırları yazmaya başladığım sıralarda Bülent Arınç Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında öyle açıklamalar yapıyordu ki, bu açıklamalar deyim yerindeyse gündeme bomba gibi düştü. Bülent Arınc’a böylesine sert açıklamayı ise Melih Gökçek’in Bülent Arınc’ı istifaya davet etmesi büyük rol oynadı. Dolayısıyla Bülent Arınç Erdoğan’a daha fazla yüklenemeyince hıncını Melih Gökçek’ten aldı dersem sanırım yanılmış sayılmam.

Şimdi konuyu biraz daha açayım. Nasıl olsa bugünkü yazımın konusu Erdoğan, Arınç ve Gökçek üçlüsünün basına yapmış olduğu açıklamaları içeriyor. Her şey daha önce de söylediğim gibii Erdoğan’ın Ukrayna’ya yapmış olduğu ziyaret öncesinde yapmış olduğu açıklamalar ile başladı. Erdoğan çözüm sürecini izleme heyeti ile ilgili yapmış olduğu açıklamada ‘’ Böyle bir şeyden doğrusu benin haberim yok. Ve şunu da açık söyleyeyim. Bu olaya ben olumlu bakmıyorum. Başbakanlığım döneminde de akil insanlar içinden bir grubun gitmesini nasıl buluyorsunuz diye sorulduğunda, bunları doğru bulmadığımı söylemiştim. Bunlar doğru şeyler değil.’’ demişti. Erdoğan’ın yaptığı bu açıklamalardan sonra Arınç’ta ertesi gün ‘’Erdoğan’ın İmralı heyeti açıklamalarıyla ilgili ”Bundan hoşlanmadım, hoşuma gitmedi, soğuk veya sıcak karşıladım” beyanları kendi hissi beyanlarıdır. Sorumluluk hükümetin üstündedir, bunları kendi özgün düşünceleri olarak kabul edebiliriz. Cumhurbaşkanımızın böyle konuşması hatta hükümetimizi eleştiriyor noktaya gelmesi elbette hükümetimizi de yıpratabilir. Sayın cumhurbaşkanımızı çok sevdiğimiz için bu konuşmaları hükümetimiz adına değil ama kendisini yıpratabilir diye düşünüyoruz” dedi.

Erdoğan yapmış olduğu bu açıklamada sanki Açılım Sürecini bugüne kadar başta kendisi yürütmemiş gibi, şimdi izleme heyetinin oluşmasına tepki gösteriyor. Bilgi verilmediğinden şikâyet ediyor. Dolmabahçe Sarayında HDP Milletvekilleri ile Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın birlikte yaptıkları ortak metin açıklamasına da tepki gösteriyor. Bülent Arınç’ta Erdoğan’ı tam anlamıyla yalanlıyor. Yani Bülent Arınç yapılan görüşmelerden Erdoğan’ın haberinin olmamasının mümkün olmadığını dile getiriyor. Zaten aklı başında olan herkes burada Arınc’ın doğruyu söylediğini anlar. Eğer Erdoğan Cumhurbaşkanı olmuş olsaydı bir nebze de olsa son gelişmelerden haberinin olmadığını anlayabilirdim. Ancak Erdoğan Cumhurbaşkanı değil ki. Erdoğan Cumhur Başbakan’dır. Yani hem Cumhurbaşkanlığı yapmaktadır hem de Başbakanlık. Anlayacağınız iki makamı da aynı anda beraber yürütmektedir. O yüzden Erdoğan’ın Açılım Sürecini izleme heyetinin oluşmasından da haberi var, Dolmabahçe Sarayında Hükümet ile HDP heyeti arasında Sırrı Süreyya Önder’in okuduğu ortak basın açıklamasından da haberi var. Eğer Erdoğan Dolmabahçe Sarayında hükümet ile HDP heyeti arasında okunan ortak basın açıklamasının yapılmamasını istememiş olsaydı, o gün o açıklama yapılmazdı. Çünkü ortak basın açıklamasını hükümet adına bizzat temsil eden kişiler sıradan bir Bakanlar değil. Birisi Erdoğan’ın eski müsteşarı ve sonrasında İçişleri Bakanı yaptığı Efkan Ala, diğeri ise eski danışmanı olan ve şimdi Başbakan Yardımcısı olan Yalçın Akdoğan’dır. Akdoğan ile Ala’nın Erdoğan’a yakın olduklarını sanırım bilmeyen yoktur. Akdoğan ile Ala hükümet içindeki bütün gelişmeleri Erdoğan’a bire bir aktarmaktadırlar. Akdoğan ile Ala böyle bir pozisyonda Dolmabahçe Sarayında yapılan ortak basın açıklamasını Erdoğan istememiş olsaydı orada bulunmazlardı. O basın açıklaması da yapılmazdı. Aynı zamanda Akdoğan ile Ala, Açılım Süreci ile ilgili izleme heyetinin oluşumu hakkında Erdoğan’a bilgi vermemiş olmaları mümkün değil.

Peki, Erdoğan gelişen olaylardan bilgisi olduğu halde şimdi ne diye böyle davranıyor? Kendi hükümeti ile ne diye çelişiyor? Tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı yaptığı için mi? Asla değil. Erdoğan şu an her seçim döneminde olduğu gibi milliyetçi seçmenleri yanına çekmeye çalışıyor. AKP yarından sonra tek başına Anayasayı değiştirecek oy kitlesine ulaşamaz ise yapılacak olan Başkanlık sistemi ile ilgili referandum öncesine hazırlık yapıyor. Yaptırmış olduğu anketlerden MHP’nin yükselen oy grafiğini gördü. Bu yüzden şimdiden milliyetçi oylara sahip çıkmak istiyor. Sanki vatanın bölünmez bütünlüğünden yanaymış gibi tavır sergiliyor. Bu söylemleri MHP seçmeni yutar mı? Onu şimdiden bilemem. Ancak daha önce de söylediğim gibi böyle durumlarda aklıma hep Aziz Nesin gelir.

Erdoğan 22 Mart günü ‘’Dolmabahçe’de verilen pozdan rahatsız oldum’’ diyor. Arınç’ta “Cumhurbaşkanımızı seviyoruz onun gücünü biliyoruz ama unutmayın bu ülkede bir hükümet var. Bu hükümet seçime girecek, Bu gücümüzün herkes tarafından bilinmesi lazım” diyor. Konuya uzaktan maydanoz olan Melih Gökçek’te “Bülent Arınç ile paraleller darbe yapmaya çalışıyorlar, Arınç derhal görevinden alınmalı” diyor. Erdoğan ise Arınç hakkında ‘’Dert adamı söyletir. Meselesi koltuk olanlar bizi anlayamadı anlayamaz” diyor. Son olarak Arınç ise dün basının karşısında Erdoğan hakkında önceki söylemlerini yumuşatırken Gökçek’e yüklendi. Arınç ‘’Benim sevdam koltuk sevdası, adam kandırma değil ben burada bir dava için varım. Bu dava için ömrümü feda ettim. Bu çağrıda bulunmak senin hakkın değil haddin de değil’’ diyor. ‘’Bir yerlere yaranmak istiyor oğlunun milletvekilli adaylığını garantilemek istiyor. Bunlar bel altı işlerdir.’’ diyor. ’’Benim cemaat denilen olguya karşı sempatimi herkes bilir. Gökçek oy isterken bu yapının kucağında oturmuştur ve bu yapıyla Ankara’da parsel satmıştır. Zengin işadamlarına okullar yaptırmıştır.’’ diyor. Yani anlayacağınız iktidar ortakları tam anlamıyla birbirlerine girmiş durumdalar. Arınc’ın Gökçek’e verdiği yanıt ise hiç te yenilir yutulur cinsten değil. Dün Melih Gökçek CNN TÜRK ekranlarında Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programına katılacaktı. Ancak Bülent Arınc’ın yaptığı açıklamalardan sonra Melih Gökçek programa katılmaktan son anda vazgeçmiş. Melih Gökçek’in programa katılmasını sanırım büyük bir olasılıkla iktidar partisinin ileri gelenleri engel oldu. Fakat şurası gerçek ki, iktidar partisinde başlayan bu iç kavga yakın zamanda barış ile sonuçlanacak gibi de görünmüyor. Kavgaya ilk liberaller ile başlamışlardı. Sonrasında Gülen Cemaati ile bozuştular. Kavga Abdullah Gül taraftarları ile devam etti. Şimdi de Arınç her ne kadar yaptığı açıklamalardan Başbakan’ın haberi yok dese de, Davutoğlu taraftarları ile birbirlerine girmiş durumdalar.

İktidar partisi içinde başlayan bu kavga biraz önce de ifade ettiğim gibi kısa bir dönem içinde bitecek gibi görünmüyor. Belki Genel Seçimlere yaklaştığımız bugünlerde geçici olarak ateşkes ilan edebilirler. Sanki hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam edebilirler. Ancak Açılım Sürecinin getirmiş olduğu görüş ayrılığı hiç de kapanacak gibi değil. Başlatmış oldukları Türk Milletini bölme süreci eninde sonunda kendilerini bölecek. Alevlenen iç kavga da zaten bu duruma işaret ediyor.

Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.24.03.2015

735 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.