MESELE ALTI OK DEĞİL, ZİHNİYET

sait-balci- ortam dosyası

UĞUR MUMCU’YU VE DEVRİM ŞEHİTLERİNİ UNUTMA!
DENİZ FENERİNİ UNUTTURMA!
SOMA VE ERMENEK MADEN KAZALARINI UNUTMA!
GEZİ PARKI EYLEMLERİNDE KAYBETTİĞİMİZ 6 ŞEHİDİMİZİ UNUTTURMA!
17– 25 ARALIK YOLSUZLUK VE RÜŞVET ÇARKINI UNUTMA!
KAÇAK SARAYI VE MALİYETİNİ UNUTTURMA!
PKK İLE MÜZAKERE MASASINA OTURANLARI UNUTMA!
VE GÜNDEM DEĞİŞTİRMELERİNE ASLA KANMA!

Milletvekili Genel Seçimlerine yaklaştığımız bugünlerde siyasi partilerin seçim çalışmaları da hızlanmaya başladı. İktidar partisi seçimlere İl ve ilçe Kongrelerini yaparak hazırlanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi ise sessiz sedasız hazırlanıyor. Henüz seçim arenasına çıkmış değiller. Cumhuriyet Halk Partisi bildiğim kadarı ile Parti Meclisini Milletvekili yapmanın derdine düşmüş durumda. İktidar programı ise ikinci planda görünüyor. Bunu nereden mi çıkarıyorum. Kılıçdaroğlu’nun geçenlerde Milli istihbarat Teşkilatından istifa eden Hakan Fidan hakkında yapmış olduğu yorumdan çıkartıyorum. Kılıçdaroğlu Hakan Fidan’ın istifa etmesinin nedenini Başbakan olacağına yorumlamıştı da o yüzden. Hani bu düşünceyi sıradan bir partili söylemiş olsa anlayacağım. Ancak bu öngörüyü Kılıçdaroğlu’nun söylemesi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak seçimleri şimdiden iktidar partisinin kazanacağını kabul etmiş anlamına geliyor. Sizce de öyle değil mi? Koskoca Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı böyle söylerse örgütler hangi şevk ve heyecan ile çalışırlar? Varın onu da siz düşünün.

Kılıçdaroğlu’nun Hakan Fidan’ın geleceği hakkında sarf ettiği sözlere katılmıyor değilim. Ancak mesele bu değil. Asıl mesele Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olan bir insanın Hakan Fidan’ın Başbakanlığının yerine kendisinin Başbakan olacağını anlatması gerekirdi. İktidar partisinin ilk defa bu denli yolsuzluk ve rüşvete bulaşmış olduğu bir ortamda halka umut olması gerekirdi. Cemaat ile AKP arasındaki iktidar kavgasının alevlendiği bir ortamda iktidara yürümesi gerekirdi. Geçmişte de olduğu gibi Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın birbirlerine girdiği bir siyasi ortamda toplumu arkasına alması gerekirdi. Sivil Toplum Örgütleri ile yan yana yürümesi gerekirdi. Süheyl Batum’u partiden ihraç etmemesi gerekirdi. Birgül Ayman Güler gibi bir akademisyeni kaçırmaması gerekirdi. Şimdi diyeceksiniz ki bunlar parti suçu işlediler. Kendilerine dikkat etmeleri gerekirdi. Süheyl Batum bu yüzden ihraç edildi. Birgül Ayman Güler bu yüzden disipline sevk edildi. Peki, disipline sevk edilen Hüseyin Aygün neden partiden ihraç edilmedi? ‘’Türkler Ege’de etnik temizlik yaptı’’ diyen Hüseyin Aygün neden partiden ihraç edilmedi? ‘’Ben Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekiliyim, ama Cumhuriyet Halk Partili değilim’’ diyen Faik Tunay neden partiden ihraç edilmedi? Peki, Atatürk’e’’ kefere’’ diyen Mehmet Bekaroğlu neden partiye alındı? Neden Genel Başkan Yardımcısı yapıldı? Atatürk’e kefere dediği için mi? Demem o ki, eğer siz Cumhuriyet Halk Partisini iktidara taşımak gibi bir niyetiniz varsa o zaman tüm partililere eşit davranacaksınız. Atatürk düşmanlarına ayrıcalık yapmayacaksınız. Partiye zarar verdiğini düşündüğünüz muhalif bir partiliyi disiplin kuruluna verirken, yarından sonra benzer bir suçu yandaş partilinizin de işleyebileceğini hesap etmelisiniz. Muhalif bir Milletvekilini partiden ihraç ederken, yine benzer bir suçu işleyen ve sizin gibi düşünen bir Milletvekilini de ihraç edebilmelisiniz. Yoksa partililerin size olan güvenini kaybedersiniz. Hele hele böylesine hayati bir önem arz eden bir seçim arifesinde partililerin güvenini kaybederek nereye kadar gidebilirsiniz? Robert Bosch’’İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim’’ diye boşuna söylememiş. Yanlış mı düşünüyorum?

Laf lafı açıyor. Bugün aslında Kılıçdaroğlu’nun DSP’ye yapmış olduğu çağrıyı yazacaktım. Sıra ancak geldi. Bu konu ile devam edeyim. Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bu çağrıyı anlamlı buluyorum. Fakat ‘’Gerekirse partinin amblemine güvercin de ekleriz’’ açılımına katılmıyorum. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin amblemi laik Türkiye Cumhuriyetini simgelemektedir. Türkiye Cumhuriyetinin yönetim şeklini simgelemektedir. Her şeyden öte bu simge, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü temsil etmektedir. Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisinin simgesi olan altı ok’ tan hiç kimse rahatsız olmamıştır. Geçmiş dönemlerde de rahatsız olan yoktur, bugün de rahatsız olan yoktur. Ayrıca Demokratik Sol Parti’nin de rahatsız olduğunu sanmıyorum. Yani Demokratik Sol Parti, Cumhuriyet Halk Partisine katılmak için simge değişikliği talebinde bulunduğunu sanmıyorum. Peki, Kılıçdaroğlu durduk yerde neden ortaya böyle bir fikir atıyor? Yoksa Kılıçdaroğlu, İşçi Partisinin adını ve amblemini değiştirdiği dünkü kurultayından mı etkilendi? Hiç sanmıyorum. Kılıçdaroğlu ortaya neden böyle bir fikir attı biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partili dostlar bana kızacaklar ama ben yine de söyleyeceğim. Çünkü benim için asıl önemli olan Kılıçdaroğlu değil, Atatürk’ün bizlere emanet etmiş olduğu Cumhuriyet Halk Partisidir. Atatürk’ün ilkeleridir. O halde Kılıçdaroğlu’nun asıl niyetini açıklamamda hiçbir sakınca yok. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisinin simgesi olan altı Ok’tan rahatsız olduğu için DSP’ye yapmış olduğu çağrıda ‘’Gerekirse amblemimizi de değiştiririz’’ diyor. Hatırlarsanız Kılıçdaroğlu, daha önce de ‘’Altı Ok’u yeniden yorumlayacağız’’ demişti. Bu sözleri sarf eden Kılıçdaroğlu’nun şimdi ‘’Gerekirse amblemimizi de değiştiririz’’ demesi gayet normal. Kılıçdaroğlu bu vesile ile kendince Demokratik Sol Partiye bir mesaj göndermiş oldu. Hani böyle bir istekte bulunursanız ben de gereğini yaparım der gibi. Kılıçdaroğlu’nun bu söyleminden sizce başka bir anlam çıkar mı?

Biraz uzattığımın farkındayım. Ancak bu konu öyle kolay kolay geçiştirilebilecek bir konu da değil. Şimdi size soruyorum? Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olamamasının önündeki tek engel simgesinin altı Ok oluşu mudur? Cumhuriyet Halk Partisi bu yüzden mi iktidara gelemiyor? Uzun bir zamandır evde işte ve sokakta birçok insana Cumhuriyet Halk Partisi’nin neden iktidara gelemediğini soruyorum. Çünkü ‘’Cumhuriyet Halk Partisi neden iktidara gelemiyor’’ diye yazacağım kitabın alt yapısını oluşturuyorum. İtiraf edeyim ki şu ana kadar hiç kimse ‘’Cumhuriyet Halk Partisi altı Ok’tan dolayı iktidara gelemiyor’’ demedi. Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisinin tabanından daha iyi bilecek hali de yok. O halde Kılıçdaroğlu’nun niyetinin başka olduğunu söylemeliyim. Bu konuyu daha önce yazdığım için bugün tekrar yazmayacağım. Ne demiş atalarımız? ‘’Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.’’

Mersinli Özgecan Aslan’ı vahşice öldüren katil Suphi A’yı ve ona yardım eden babası Necmettin A’ ile arkadaşı Fatih G’yi nefretle kınıyorum. Umarım ilahi adalet Özcan Aslan’ın katiline hak ettiği cezayı verir. Verilecek ceza Özgecan’ı elbette bize geri getirmeyecek ama insanlıktan nasibini almamış bu katillere verilecek cezalar caydırıcı olur. Yarın başka bir konuda görüşmek üzere hoşça kalın.16.02.2015

630 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.