HEPİNİZ ORADAYMIŞSINIZ BE

sait-balci- ortam dosyası

UĞUR MUMCU’YU VE DEVRİM ŞEHİTLERİNİ UNUTMA!
DENİZ FENERİNİ UNUTTURMA!
SOMA VE ERMENEK MADEN KAZALARINI UNUTMA!
GEZİ PARKI EYLEMLERİNDE KAYBETTİĞİMİZ 6 ŞEHİDİMİZİ UNUTTURMA!
17– 25 ARALIK YOLSUZLUK VE RÜŞVET ÇARKINI UNUTMA!
KAÇAK SARAYI VE MALİYETİNİ UNUTTURMA!
PKK İLE MÜZAKERE MASASINA OTURANLARI UNUTMA!
VE GÜNDEM DEĞİŞTİRMELERİNE ASLA KANMA!

Yıl 1996. Her şey güllük gülistanlık. O sıralar Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı. Başbakan olmasına da daha yedi sene var. Yani gücü eline almasına daha çok var. Anlayacağınız o sıralar kendi tabiri ile daha henüz çırak. Ortalıkta ne olup bitiyor daha henüz bilmiyor bile. Bir vesile ile güç bela İstanbul Belediye Başkanı olmuş. O sıralarda Belediye Başkanlığı koltuğu ona yetiyor da artıyor bile. İstanbul’un ihalelerini yandaş işverenlere vermeye başlamasıyla birlikte el üstünde tutulmaya başlıyor. Ama yine de gözü pek yukarılarda değil. Ta ki, birileri elinden tutana kadar. Birileri onu keşfedene kadar.

O sıralar eski ustası Necmettin Erbakan Başbakan. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı ise Tansu Çiller törenle Bank Asya’nın açılışını yapıyor. Açılışta kimler yok ki. Dönemin Devlet Bakanı Abdullah Gül, Abdulkadir Aksu ve Numan Kurtulmuş’ta orada. Bu resmin içinde İstanbul Belediye Başkanlığı sıfatı ile Tayyip Erdoğan olmazsa olur mu? Olmaz tabi. O zamanlarda Bank Asya’nın bankacılık şartlarını yerine getirip getirmediği kimin umurunda. Fethullah Gülen devletin içine mi sızmış, devletin kadrolarını mı ele geçirmiş, dershane zinciri mi kurmuş Erdoğan’ın umurunda bile değil. Fethullah Gülen’in o sıralar lakabı ise muhterem Hoca Efendi. Şimdilerde ki gibi paralel filan değil.

Kader bu ya, bu eski dostalar bir an da kavgaya tutuşuverdiler. O saatten sonra da Fethullah Hoca efendinin ne haşhaşiliği kaldı, ne de paralelliği. Devlet içinde terör örgütü kurmaktan bile hakkında dava açıldı. Yakında kırmızı bülten de çıkarılacakmış. Fakat ABD’nin onayından geçer mi bilemem. Yoksa öyle kendi kafana göre kırmızı bülten filan çıkaramıyorsun. ABD uygun görürse ancak o zaman çıkarabiliyorsun. Gidip oradan da alıp gelemiyorsun. Çünkü her ikisinin de patronu ABD. Onun bilgisi dışında bir adım bile atamıyorsun. Her ikisi de emirleri ABD’den alıyorlar. ABD adına çalışıyorlar. Deyim yerinde ise onlara ABD’nin sevgili kulları diyebiliriz. Bizler Allah’ın kullarıyızdır ama onlar ABD’nin kuludurlar. ABD ne isterse onu yaparlar. Çünkü varoluşlarını ABD’ye borçludurlar.

Şimdi Erdoğan bir zamanlar açılışına katıldığı Bank Asya’yı bankacılığın gerektirdiği şartları taşımadığı bahanesi ile eski hoca efendisinin elinden almaya çalışıyor. Peki. Bank Asya kuruluşunda bankacılığın gerektirdiği şartları taşıyordu da şimdi mi taşımıyor? Bank Asya’nın bankacılık faaliyetleri iki üç sene öncesine kadar mevzuata uygundu da, şimdi mi uygunsuz hale geldi? Ebetteki hayır. Erdoğan’’ inlerine gireceğiz, inlerine’’ demişti ya, işte o yüzden Bank Asya’ya el konuldu. Yoksa bankacılık mevzuatına uymadığından değil.

Pazartesi günü tekrar görüşmek üzere, iyi hafta sonları diliyorum.06.02.2015

533 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.