AYM’NİN KARARI NE ANLAMA GELİYOR?

sait-balci

DENİZ FENERİNİ UNUTMA!
SOMA VE ERMENEK MADEN KAZASINI UNUTTURMA!
GEZİ PARKI EYLEMLERİNDE KAYBETTİĞİMİZ 6 ŞEHİDİMİZİ UNUTMA!
17– 25 ARALIK YOLSUZLUK VE RÜŞVET ÇARKINI UNUTTURMA!
KAÇAK SARAYI VE MALİYETİNİ UNUTMA!
PKK İLE MÜZAKERE MASASINA OTURANLARI UNUTTURMA!
VE GÜNDEM DEĞİŞTİRMELERİNE ASLA KANMA!

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında iktidar partisinin salt çoğunluğu ile kurulan ‘’Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’’ , pazartesi günü AKP’li eski 4 Bakanı, Anayasa Mahkemesine güvenmedikleri için ‘’Yüce Divan’a’’ göndermemişlerdi. Dün de güvenmedikleri Anayasa Mahkemesi, seçim barajının kaldırılması ile ilgili yapılan başvuruyu ret ederek Erdoğan’ı adeta mahcup etmiş oldu. Şimdi bu gelişmeyi Erdoğan’ın nasıl değerlendireceğini merak ediyorum. Çünkü Cumhurbaşkanı olmasına rağmen siyasetten elini henüz daha çekmediği için Başbakan’dan daha çok o konuşuyor. Hem Cumhurbaşkanı olarak konuşuyor, hem de Başbakan olarak konuşuyor. Tabi ki aynı zamanda AKP’nin Genel Başkanlığını da o sürdürüyor. Gittiği toplantılarda muhalefet partilerin liderlerine bizzat cevabı o veriyor. Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nun kararına tepki gösteren Muhalefet Partililere de yine cevabı o verdi. Şimdi Anayasa Mahkemesinin seçim barajı ile ilgili kararı hakkında ne diyeceğini merak etmeye başladım. Çünkü güvenmediği Anayasa Mahkemesi seçim barajının kaldırılması ile ilgili yapılan başvuruyu ret etti. Tabi ki Anayasa Mahkemesinin kararı için ‘’biz yanlış düşünmüşüz’’ demeyecek. Ne diyeceğinin yakında göreceğiz. Emin olun mutlaka eleştirecek bir bahane bulur. Çünkü fıtratında bu var.

Anayasa Mahkemesi, seçim barajının iptal edilmesi ile ilgili yapılan başvuruyu ret etmesi ile birlikte Erdoğan derin bir soluk aldı dersem yanılmış sayılmam. Çünkü gelecek yıl yapılacak olan Milletvekilliği Genel Seçimlerinden Anayasayı değiştirecek oy potansiyelini yakalamak istiyordu. Anayasa Mahkemesi seçim barajını kaldırmış olsaydı veya düşürmüş olsaydı bu istekleri kursaklarında kalacaktı. Seçim barajının yüzde 10 ‘un altında yapılan seçimlerden değil 367, tek başına iktidara bile gelemeyebilirlerdi. Şimdilik bu sorunu da aşmış görünüyorlar. Fakat 367 sayısı çantada keklik değil.

Hatırlayacağınız üzere iktidar partisi, Yüksek Seçim Kurulu’na gurbetçi seçmenlerin oy kullanabilmeleri için önceden randevu almalarının iptali yönünde başvuru yapmıştı. Yapmış oldukları bu başvuruyu muhalefet partileri de destekleyince, gurbetçi seçmenlere son dakikalara kadar oy kullanabilmelerinin önü açılmış oldu. Aslına baktığınız zaman oy kullanmak için önceden randevu almak pek etik de değildi. Yani gurbetçi seçmenler oy kullanabilmek için iki iş yapıyorlardı. Şimdi ise bu zahmet ortadan kalktı. Oy kullanmak için önceden randevu almak ortadan kalktı ama bu işten kim karlı çıktı? Tabi ki iktidar partisi karlı çıktı. Çünkü muhalefet partileri yurt içinde kurulan sandıklara sahip çıkamazken yurt dışındaki sandıklara sahip çıkabilmeleri düşünülemez bile.

Erdoğan yurtdışındaki gurbetçilerin oyu ile boşuna ilgilenmiyor. Önceden randevu almayı iptal ettirmek istemesinin arkasında son dakikaya kadar gurbetçi seçmenlere oy kullandırma isteği var. Oy kullanmaya gelmeyen gurbetçi seçmenler adına oy kullanma isteği var. Yani var oğlu var. 367 sayısına ulaşma adına her türlü seçim manevrası var. Peki, muhalefet partilerinin Genel Başkanlarının bu konularda herhangi bir çalışmaları var mı? Seçimi kazanma adına herhangi bir girişimleri var mı? Açıkça söylemem gerekirse ben göremiyorum. İktidar partisini eleştirmenin ötesinde ortaya koydukları bir çalışma göremiyorum. Varoluşları tekrar kazanma adına atıkları bir adım göremiyorum. Seçmen tabakalarında yarattıkları bir heyecan göremiyorum. Ne görüyorum biliyor musunuz? Cemaat seçmeninden medet umar halde olduklarını görüyorum. Seçimleri kazanmanın bir yolunun da Açılım Sürecini desteklemekle mümkün olduğuna inandıklarını görüyorum.

Nereden nereye geldim. Tekrar başladığım yere döneyim. AYM’nin kararı ne anlama geliyor diye sormuştum. Kendi soruma kendim yanıt vereyim. Anayasa Mahkemesinin kararının Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürdüğünü söyleyebilirim. Yüzde 10 baraj sistemi yüzünden, Demokratik Sol Partinin, Saadet Partisinin ve Büyük Birlik Partisinin yine baraj altında kalarak Meclis dışında kalacaklarını söyleyebilirim. Bu partilere verilen oyların da iktidar partisine gideceğini söyleyebilirim. Sizleri daha fazla umutsuzluğa sevk etmemek için öngörülerimi burada kesiyorum.

Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.07.01.2015

520 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.