GELECEĞİ BİRLİKTE Mİ KURUYORUZ?

sait-balci

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gündem saptırma konuları ile ilgili söylemlerini geçen Cuma günü yazacaktım. Olmadı. Araya Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün Seyit Rıza adındaki Tunceli isyancısının torunu ile birlikte Atatürk’ün Meclis’inde düzenlemiş olduğu basın açıklaması girdi. Bugün yazacaktım ama yine olmadı. Bu sefer de Kemal Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır’da ‘’Geleceği Birlikte Kuruyoruz’’ adlı bölgesel toplantısındaki sarf ettiği söylemler araya girdi. Dolayısıyla yazmak istediğim konuları zamanında yazamamak da ayrı bir dert oldu. Bu gidişle ya yayın editörümden bana ayrı bir köşe daha açmasını istemek zorunda kalacağım, ya da bu şekilde gecikmeli de olsa yazmaya devam edeceğim. Anlayacağınız bu aralar karar aşamasındayım.

Neyse efendim, konumuza döneyim. Çünkü zaman fazla laf ebeliği ile geçirecek dönem değil. Zira yaşadığımız her bir dakika çok daha önemli. Ülkenin gündemi sürekli değişiyor. Bir bakıyorsunuz yanı başımızdaki komşumuz Suriye parçalanmanın eşine gelmiş. Bir bakıyorsunuz hiç yokken durduk yerde bir IŞİD diye bir terör örgütü ortaya çıkıvermiş ve bütün dünyanın gözü önünde kafa kesmeye başlamış. Yine bir bakıyorsunuz ABD bu terör örgütü ile mücadele ediyorum diye Suriye topraklarında Kürt bölgesini meşrulaştırmaya başlamış. Tıpkı, geçmişte Irak’ta Kuzey Irak Kürt Yönetimini oluşturmak için Irak’ı parçaladığı gibi şimdi de Suriye’yi parçalamaya başlamış. İşi gücü bölge ülkelerini birbirine düşman etmek ya, işte o yüzden. Peki, ABD Ortadoğu’yu neden şekillendirmeye çalışıyor? Neden bu işleri bölge ülkelerinin kendilerine bırakmıyor? Bu konu ise ayrı bir makale konusudur. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim ki, gerçekte gerek Irak’ta, gerekse Suriye’de Kürt Yönetimi kurulması ABD’nin umurunda bile değil. ABD için önemli olan bölgede bulunan petrole ortak olmaktır. Ortadoğu da zengin petrol yatakları olmamış olsaydı ABD buraların yerini ancak haritadan takip ederdi. Haksız mıyım?

Şimdi sıra Kemal Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır’da ‘’Geleceği Birlikte Kuruyoruz’’ adlı bölgesel toplantıda yaptığı konuşmaya geldi. Kılıçdaroğlu burada yaptığı konuşmada, açılım süreci ile ilgili Öcalan ile görüşülebileceğini söylemiş. Kılıçdaroğlu ayrıca parti komisyonlarında ana dilde eğitim konusunda çıkacak kararları destekleyeceğini söylemiş. Parti komisyonunda farklı bir karar çıkmayacağına göre, Kılıçdaroğlu böylelikle ana dilde eğitimi destekleyeceğini söylemiş oluyor. Açılım süreci ile ilgili HDP ile işbirliği yapacağını söylüyor. Yine açılım süreci ile ilgili iktidar partisine açık çek verdiklerini söylüyor. Kılıçdaroğlu’nun ‘’Yerel Yönetimler Yasası’’ ile ilgili beyanlarını da ortaya koyduğumuz zaman gerçek niyetini açıkça belli ettiğini söyleyebilirim.

Şimdi Kılıçdaroğlu’nun beyanlarını biraz daha açacağım. Çünkü bu konunun iyice bilinmesi gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanlığı koltuğunda oturmakta olan Kılıçdaroğlu’nun Atatürk’ün kurmuş olduğu laik Türkiye Cumhuriyetine karşı nasıl bir ihanet içinde olduğunun bilinmesi gerekiyor. Kurtuluş savaşları sonunda Lozan Barış Antlaşması ile sınırları çizilmiş olan vatan topraklarının bütünlüğünü sahiplenmemesinin bilinmesi gerekiyor. İktidar partisi ile birlikte Cumhuriyetin kazanımlarını nasıl yok etme peşinde olduğunun görülmesi gerekiyor. Atatürk’ün yokluk ile varlık içinde kurtarmış olduğu vatan topraklarının parçalanmasına nasıl katkıda bulunduğunun açıkça bilinmesi gerekiyor. Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisini hangi zihniyette olan kişilerin ele geçirmiş olduğunun bilinmesi gerekiyor.

Kılıçdaroğlu, açılım süreci ile ilgili İmralı ile de görüşülebileceğini söylüyor. İyi de İmralı ile zaten görüşülmüyor mu? İktidar partisi MİT aracılığı ile öteden beri görüşmüyor mu? Yoksa bugüne kadar İmralı ile yapılan görüşmeler yalandı da şimdi Kılıçdaroğlu’ mu görüşme yapmak istiyor? Ben buradan Kılıçdaroğlu’na açıkça bir öneride bulunmak istiyorum. Kılıçdaroğlu’nun açılım süreci ile ilgili görüşleri Öcalan ile örtüşüyorsa bana göre görüşmekte geç bile kalmış. Yalnız kanaatimce bu görüşme Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğunda otururken olmaz. Öcalan ile açılım sürecini konuşmak için öncelikle Cumhuriyet Halk Partisinden istifa etmek gerekir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk’ün kurmuş olduğu bir siyasi partidir. Dolayısıyla Atatürk’ün kurmuş olduğu bir partide Atatürk düşmanlığı yapılamaz. Laik Cumhuriyete ihanet edilemez. Lozan ile sınırları çizilmiş vatan toprakları sağda solda peşkeş çekilemez. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun yapacağı iki şey var. Ya kendini toparlayıp Cumhuriyet Halk Partisinin ilkelerine ve tüzüğüne sahip çıkarak laik Cumhuriyeti koruyup kollayacak, ya da Cumhuriyet Halk Partisinden bir an evvel istifa edip açılım sürecine dâhil olacak. Bunun başka bir yolu da yok. Bilmem anlatabildim mi?

Yarın söz verdiğim konuda görüşmek üzere hoşça kalın. 01.12.2014

534 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title