RADİKAL İSLAMA BİR DARBE DE TUNUS’TAN

sait-balci

Mısır’da Mursi iktidarının sona ermesinden sonra sıra Tunus’a gelmişti. Zaten Tunus’ta siyasal İslam’ın temsilcisi En Nahda hareketi iktidara gelmesinden sonra sürekli güç kaybediyordu. Nihayetinde yapılan seçimlerde büyük bir yenilgi aldı. Böylelikle Mısır’dan sonra Tunus’ta da siyasal İslam laikliğe teslim olmuş oldu. Dolayısıyla da Müslüman Kardeşler devri sona erdi.

Müslüman Kardeşler Mısır’dan sonra Tunus’ta da iktidarı kaybetmesi ile birlikte yalancı Arap Baharlarının da sonu geldi diyebiliriz. Gerçi şu an Suriye üzerindeki abluka henüz kalkmış değil ama ilerleme de kaydedilmiş değil. Arap Baharlarının birinci derecede destekçisi olan ABD’de bu yalancı baharlardan dolayı ağzı epey yandı. ABD bu yüzden Esat’a karşı daha temkinli davranıyor. En azından ülkemizdeki dünya liderinin ağzına bakıp ta Esat ile şimdilik uğraşmıyor. Zaten şimdi Esat’ı devirmek için beslediği radikal İslam ile uğraşmak zorunda kaldı. Hep beraber cümbür cemaat Esat’a karşı savaşırlarken şimdi de IŞİD’e karşı savaşmaya başladılar. Bir taraftan Özgür Suriye Ordusu, diğer taraftan da peşmerge güçleri ile IŞİD’i Kobani’den çıkarmaya çalışıyorlar. Peşmerge güçleri ile Özgür Suriye Ordusu da şu an ülkemiz üzerinden Kobani’ye ulaşmaya çalışıyorlar. Bu arada ülkemiz de gelgeç hanına döndü. IŞİD zaten öteden beri Esat ile savaşırken sınırlarımızı sürekli kullanıyordu. Şimdi de Peşmerge güçleri gelip geçmeye başladılar. PKK’yı ise hiç saymıyorum. Çünkü onlar ev sahibi sayılır. İstedikleri zaman Kandil’e gidip gelirler. İstedikleri zaman yol kontrolü yaparlar. İstedikleri zaman da barış sürecine destek olmak için asker ve polis katlederler. İstedikleri zaman da özerklik ilan ederler. Adamlar daha ne yapsın? İktidar partisi de açılım süreci zarar görmesin diye ne tepki veriyor, ne de bir yaptırım uyguluyor. Sürekli ‘’süreci bozan biz olmayız’’ diyorlar. PKK polis ve asker şehit ederken AKP süreç bozulmasın diye bu kendini bilmezlere hadlerini bildiremiyor.

Bugünkü makaleme Tunus’ta Müslüman Kardeşlerin seçim yenilgisi ile başlamıştım. Yine aynı konu ile devam edeyim. Zira bu konu öyle kolay kolay geçiştirilebilecek bir olay değil. Müslüman Kardeşlerin bir ayağı da maalesef ülkemizde iktidarda bulunuyor. Tam on iki senedir de ülkeyi yönetiyor. Laik Cumhuriyetin yıkılmadık kalesini de bırakmadı. Tüm kamu kurum ve kuruluşları sindirdi. Sivil toplum örgütlerine sürekli baskı uyguladır. Basın ve medyayı sürekli kontrol altında tuttu. Medya patronlarına kendi yazarlarını bile işten attırdı. Sözünü geçiremediği medya yazarlarını da Silivri zindanlarına atmıştı. Deyim yerindeyse ülkede tam bir faşizm uyguladı. Kendisine sorsan dünyada eşi benzeri olmayan demokrasiyi kendisinin uyguladığını söyler. Ancak ortada demokrasinin d’ si bile yoktur.

Ülkemizde uygulanmakta olan demokrasiyi Müslüman Kardeşlerin iktidarı ile karşılaştırdığımız zaman pek de öyle kayda değer bir farkın olmadığını görüyoruz. Arada bir fark varsa o da Mısır ve Tunus halkının demokrasiye bizden çok sahip çıktığıdır. Bu yüzden de Mısır ve Tunus halkı Müslüman Kardeşlerin uygulamış demokrasiye zamanında tepki verdiler. Böylelikle de kör cahil demokrasisinin yerine laikliği tercih ettiler. Yönlerini de çağdaş medeniyetlerin olduğu ülkelere doğru çevirdiler.

Şimdi yeri gelmişken kendimize bir soru soralım. Hem böylelikle konuya biraz daha fazla açıklık getirmiş oluruz. Soru şu. Mısır ve Tunus’ta nasıl oldu da laiklik radikal İslam’a karşı zafer kazandı? Elbette bu durumun birçok göstergesi var. Her şeyden evvel bu ülkelerde devletin elinde bulunan değerler daha sağa sola peşkeş çekilmemişti. Sivil toplum örgütleri de alanlara zamanında çıktılar. En önemli etkenlerden bir tanesi de bu ülkelerde iktidara gelen Müslüman Kardeşler toplum üzerindeki baskıyı erken başlattılar. Bizim ülkede olduğu gibi sinsi sinsi saman altından su yürütmediler. Bizimkiler ise toplumu sindire sindire ilerlediler. Toplum üzerinde yapmış oldukları baskıyı on iki yıla yaydılar. Böylelikle de başarıya ulaştılar. Ancak yine de bu duruma rağmen Müslüman Kardeşlerin ülkemiz ayağının da sonu yaklaştı. Tek sorun ise Cumhuriyet Halk Partisinin Yeni CHP’lilerin elinden kurtulmasıdır. Sağdan soldan derme çatma Atatürk düşmanlarını devşirme yerine özlerine dönebilmeleridir. Topluma yeniden güven verebilmeleridir. Toplumun beklentilerine yanıt verildiği takdirde Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarı kaçınılmazdır.

Bugünlük te bu kadar diyorum. Pazartesi günü tekrar görüşmek üzere esen kalın. 31.10.2014

553 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.