SAHİ, HİÇ BİR ŞEY VERMEDİNİZ Mİ?

sait-balci

Atalarımız ‘’Yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ ’diye boşuna söylememişler. Bizimkiler de şimdi tam bu noktaya geldiler. Hangi konudan mı bahsediyorum? Şu bizimkilerin terörist örgütleri olan IŞİD var ya, ondan bahsediyorum. Biliyorsunuz dostumuz olan IŞİD geçenlerde 49 Musul Konsolosluk çalışanlarımızı serbest bırakmışlardı. Bizimkiler her ne kadar hiç bir şey vermedik deseler de, IŞID’in serbest bıraktıkları 49 Musul konsolosluk çalışanlarımız karşılığında ne aldıkları bir bir ortaya çıkmaya başladı. Böylelikle devletimizi yönetenlerin ne kadar samimi olduklarını bir kez daha anlamış olduk. Sanki yapmış oldukları pazarlıklar hiçbir zaman ortaya çıkmayacakmış gibi rahatlar ki, hiç sormayın. Oslo görüşmeleri, İmralı tutanakları nasıl ortaya saçılmışsa yarından sonra da IŞİD ile yapılan bütün pazarlıklar ortaya saçılacak. Bakalım o zaman ne diyecekler?

Öncelikle konunun içeriğine daha fazla girmeden evvel konsolosluk çalışanlarımızın serbest bırakılmasından dolayı memnunluk duyduğumu söyleyeyim. Elbette bir terör örgütünün elinde rehine olmak kolay bir duygu olmasa gerek. Hele hele kafa kesen, toplu katliam yapan bir terör örgütünün elinde rehine olmak kabullenilebilecek bir durum değil. Ancak burada dikkatlerden kaçan bir durum var. O da IŞİD’in bizim konsolosluk çalışanlarımıza diğer esirler gibi muamele yapmadığıdır. Tabi ki bu durum IŞİD’i yapmış olduğu diğer katliamlardan aklamaz. Belli ki bizimkiler ta başından beri rehineleri kurtarmak için mücadele etmek yerine pazarlık yapmışlar. Yapmış oldukları pazarlıklar bugüne kadar meyvesini vermeyince de daha fazlasına razı olmuşlar. ABD’nin yapacağı operasyonların şakasının olmadığını anlayınca da IŞİD ne istediyse vermişler.

Şimdi biraz daha işin iç yüzüne girelim. Her şeyden evvel bir defa Başbakan Davutoğlu, rehineleri Ankara’ya getirtip meydan da yaptığı konuşmada, İŞİD’i eleştireceği yerde Cumhuriyet Halk Partisine yüklendi. Sanki olanların sorumlusu Cumhuriyet Halk Partisiymiş gibi. Neymiş efendim? Muhalefet partileri onları gaza getirmeye çalışmışlar ama onlar bu provokasyona gelmemişler. Bu konuda çok iyi bir istihbarat yürütmüşler. IŞİD her seferinde rehinelerin yerini değiştiriyormuş ama onlar da her seferinde rehinelerin nerede olduklarını buluyorlarmış. Rehinelerin yaşamından hiç ümitlerini kesmemişler. Hatta muhalefet partileri bir ara bu konunun Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde malzeme olacağını bile söylemişler ama tabi ki onlar hiç böyle bir senaryo düşünmemişler. Yahu her şeyden evvel bu terörist grupları ile içli dışlı olan bunlar değil miydi? İŞİD’e terörist diyemeyen bunlar değil miydi? Adana’da önü kesilen tırlar bu teröristlere silah taşımıyorlar mıydı? Milli İstihbarat Teşkilatı hem istihbarat, hem de silah temini sağlamıyor muydu? Şimdi de ABD Dışişleri Bakanı Kerry ‘’ IŞİD Türkiye ile birlikte kaçak petrol satıyor’ ’demedi mi? Şimdi hal böyle iken rehineleri İŞİD’in elinden başarılı bir operasyon ile kurtarmışız öyle mi? Güldürmeyin insanı Allah aşkına. Siz bir taraftan İŞİD ile gerek maddi, gerekse manevi yönden içli dışlı olacaksınız, diğer taraftan da rehineleri IŞİD’in elinden ‘’Tereyağından kıl çeker gibi’’ kurtardık diyeceksiniz. Bizde yutacağız öyle mi? Daha çok beklersiniz.

IŞİD’in Musul Konsolosluğumuzu bastığı saatlerde, konsolosluk çalışanlarına ‘’Onlar bizim hasımlarımız, zorluk çıkarmayın, teslim olun’’ diyen kimdi? IŞİD’e terörist gözüyle bakmış olsaydılar bu şekilde konsolosluk çalışanlarına talimat verirler miydi? Yani aslında her şey halkın gözü önünde olup bitiyor. Önce bile bile rehineleri teslim ediyorlar, sonra da başarılı bir operasyon ile çalışanlarımızı kurtardık diyorlar. Erdoğan ‘’Başarılı bir operasyon neticesinde kurtardık’’ diyor. Davutoğlu ise ‘’Çalışma ve temas ile kurtardık’’ diyor. Hangisine inanacaksınız? Yani konuşmaları birbirleri ile bile örtüşmüyor. Belli ki daha önce medya önünde nasıl konuşalım diye pratik yapmamışlar. Serbest kalan konsolosluk çalışanlarımızı esir alan IŞİD’i hedef almama konusunda anlaşmışlar ama operasyonu nasıl gerçekleştirdikleri konusunda anlaşamamışlar. Esir alınan çalışanlarımız ile ilgili iktidarlarını eleştiren muhalefeti, provokasyona teşvik ettiği savını ileri sürerek suçlama konusunda anlaşmışlar ama rehineleri nasıl kurtardıklarını açıklama konusunda anlaşamamışlar. Belli ki herkes kendi kafasında bir kurtarma operasyonu yazmış ve oynamış. Aslında bana göre bunlar yanlış meslek seçmişler. Siyasetçi olacaklarına tiyatrocu olmaları gerekirmiş. Hakları yenmiş, daha ne diyeyim.

Musul Konsolosluk çalışmalarımızın serbest kalmasıyla ilgili isterseniz bir de İŞİD’i dinleyelim. IŞİD ‘’İki devlet arasında varılan mutabakat ile rehineler serbest bırakıldı.’’ diyor. Buyurun bakalım cenaze namazına. Bizimkiler IŞİD’i devlet olarak tanımışlar da bizim haberimiz yok. Meğerse halkı olmayan bir devleti tanımışız. İktidara geldiğinden bu yana, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyetini tanımayan Erdoğan ile Davutoğlu, IŞİD adlı teröristleri devlet olarak tanımışlar. Bravo doğrusu.

Yarın tekrar görüşmek üzere esen kalın.23.09.2014

SAİT BALCI

519 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.