VAY MUSTAFA BALBAY’IN HALİNE

sait-balci

Evvelki gün Halk TV’de Mustafa Balbay’ın da katılmış olduğu haber programını seyrettim. Umarım sizler de seyretmişsinizdir. Çünkü bugünkü yazımın ana konusunu da bu program oluşturuyor. Ancak ben ne yalan söyleyeyim bu programı seyretmemiş olmak isterdim. Neden mi? Açıklayayım. Her şeyden evvel birincisi, Mustafa Balbay’ın Silivri cezaevinden çıktığından bu yana sağa sola savruluşunu ne hazmedebildim ne de kabul edebildim. Çünkü benim bildiğim Atatürkçü Mustafa Balbay gitmiş, yerine bambaşka bir Mustafa Balbay gelmiş. Sanki Ergenekon Davasından tutuklanıp, kendi deyimi ile Silivri zindanına atılan bu Mustafa Balbay değil. Mustafa Balbay tutuklanana kadar korkmadan ve baskılara boyun eğmeden Cumhuriyet Gazetesinde Atatürk düşmanlarına karşı amansız bir mücadele veriyordu. Yine o dönemlerde yayın yapmakta olan Avrasya TV’de Emin Çölaşan ile birlikte iktidar partisine karşı düzeyli bir muhalefet yapıyordu. Mustafa Balbay‘a ne olduysa Ergenekon Davasından dolayı içeri girmesi ile birlikte oldu. Yani Silivri zindanları Mustafa Balbay’ı değiştirdi.

Peki, Silivri zindanına atılan her aydın Mustafa Balbay gibi sağa sola mı savruldu? Elbette hayır. Silivri zindanlarını kimler ziyaret etmedi ki? Örneğin ilk aklıma gelen yazarlardan Soner Yalçın, Tuncay Özkan, Merdan Yanardağ, Ergun Poyraz, Nedim Şener, Ahmet şık, Müyesser Yıldız, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan gibi yazarlar Mustafa Balbay gibi değişmediler. İçeri nasıl girdilerse yine öyle dimdik çıktılar. Dışarı çıkar çıkmaz da kaldıkları yerden yine davalarına devam ettiler. Ya Mustafa Balbay ne yaptı? Her şeyden evvel içeri girer girmez dönemin Başbakan’ı Erdoğan’a mektuplar yazmaya başladı. Sanki Erdoğan işi gücü bırakıp ta Mustafa Balbay’ı düşünecekmiş gibi. Mustafa Balbay’a haksızlık olduğunu tespit edip salıverecekmiş gibi. Hiç öyle şey olur mu? ‘’Ben bu davaların savcısıyım’’ diyen bir Başbakan hiç Mustafa Balbay’ın serbest kalmasını ister mi? Mustafa Balbay zaten ilk golü orada yedi. Balyoz Davasından yargılanan Çetin Doğan ikinci kez henüz daha tutuklanmamışken, ‘’Dava arkadaşlarımı yalnız bırakamam’’ diyerek Bodrum’da ki evinden kalkıp savcılığa ifade vermeye gitmişti. Bu örnek bile Mustafa Balbay ile Çetin Doğan arasındaki farkı açıkça ortaya koyuyor. Mustafa Balbay’ın Silivri günleri hep Başbakan’a yalvarmakla geçti. Çetin Doğan ise aslanlar gibi içeride dava arkadaşları ile birlikte Türk Ordusuna ve aydınlara kurulan kumpaslara karşı hiç sızlanmadan mücadele etti.

Benim asıl yazmak istediğim konu da bu değil aslında. Asıl yazmak istediğim konu baştan da söylediğim gibi Mustafa Balbay’ın Halk TV’de Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayını belirleme şekline getirdiği eleştiridir. Bu konuda Mustafa Balbay, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Adayını belirleme şeklini anlatırken ‘’Her Milletvekilinin önüne boş bir kâğıt koyuyorlar. Sonra da bu kâğıda herhangi bir adayın ismini yazmadan imzalanmasını istiyorlar’’ şeklinde Erdoğan’a yaptığı eleştiridir. Evet, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Adayını belirme şekli hiç de etik değildir. Peki, Kılıçdaroğlu’nun parti Meclisinde ve MYK’da konuşulmadan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday olarak belirleme şekli etik midir? Erdoğan’ın Cumhurbaşkanını Adayını belirleme şekli ne kadar demokrasiden uzak ise Kılıçdaroğlu’nun Aday Belirleme şekli de bir o kadar demokrasiden uzaktır. Hani bu program Mustafa Balbay daha içeriye girmeden evvel yapılmış olsaydı Mustafa Balbay’ın açıklamaları çok daha farklı olurdu. Belli ki Mustafa Balbay Cumhuriyet Halk Partisinin Milletvekili olmasından dolayı partisine zarar vermek istemeyişi ön plana çıkıyor. Ancak Mustafa Balbay, Kılıçdaroğlu’nun Emeleddin İhsanoğlu’nu aday yapma konusunda ne kadar haklı çıkartmak istese de hiç de inandırıcı olamadı. Aklı başında olan herkes İhsanoğlu’nun nasıl aday yapıldığını çok iyi biliyor. Bu yüzden bu programda Mustafa Balbay’ın açıklama yapmasına da hiç gerek yoktu. Mustafa Balbay konuştukça da bu yüzden battı.

Peki, Mustafa Balbay Kılıçdaroğlu’nu neden aklamaya çalışıyor? Kılıçdaroğlu’nu neden savunuyor? Birincisi Milletvekili yapıldığı için minnet borcunu ödüyor. İkincisi ise Seçim kurultayında Kılıçdaroğlu’nun listesinde Parti Meclisine girecekmiş te o yüzden. Hatta MYK’ya da girmesi söz konusu imiş. Hatta ve hatta Basından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev verilmesi düşünülüyormuş ta o yüzden. Yani Mustafa Balbay partide etkin görevlere talip olduğu için Kılıçdaroğlu’nun önünde bin bir takla atıyor. Peki, Kılıçdaroğlu’na yaranma taktikleri işe yarar mı? Başkasını bilmem ama Mustafa Balbay için yarar. Böylelikle Mustafa Balbay’da Cumhuriyet Halk Partisinin ve memleketin çıkarları yerine Kılıçdaroğlu’nun çıkarlarına hizmet edebilir.

Tabi bu arada Mustafa Balbay’ın bir de Cumhuriyet Gazetesinde Uğur Mumcu’nun köşesinde yazma durumu var. Ergenekon Davası öncesinde Mustafa Balbay bu köşeyi layıkıyla da en iyi şekilde de temsil ediyordu. Ancak bugün Mustafa Balbay o köşeyi de dolduramıyor. Uğur Mumcu’nun köşesinde yazıyorum diyor ama Uğur Mumcu’nun yaşam felsefesini çoktan terk etti. Erdoğan’ın ‘’Hem laik, hem de Müslüman olunmaz ‘’ dediği gibi, hem Kemalist, hem de Cemaat yanlısı bir yazar olunmaz. Bir yazar ya sapına kadar Atatürkçü ve Kemalist’tir, ya da Atatürk düşmanı ve emperyalist bir yazardır. Kahve reklamın da olduğu gibi ikisi bir arada maalesef olmuyor. Haftaya pazartesi günü tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 29.08.2014

SAİT BALCI

668 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title