İNÖNÜ’MÜ DİKTATÖR, YOKSA MENDERES Mİ?

sait-balci

Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu geçenlerde eski Başbakanlardan Adnan Menderes’in mezarını ziyaret ederken gözyaşlarına hâkim olamamıştı. Fakat aynı İhsanoğlu Anıtkabir’i ziyaretinde ise gözyaşı dökmedi. Buradan İhsanoğlu’nun Atatürkçü olmadığı yani Menderesçi olduğu açıkça belli oldu. Bu durumda İhsanoğlu’nun insanların kafasını karıştıracağı yerde açıkça Atatürkçü olmadığını söylemesi daha doğru olur. Çünkü Menderes’in ziyaretinden sonra basına yaptığı açıklamada ‘’Adnan Menderes ve arkadaşları olmasaydı Türkiye hiçbir zaman diktatörlükten, mutlakıyetten ve totaliter rejimlerden kurtulamazdı. Onların sayesinde demokrasi mücadelesi veriyoruz. Onları her zaman rahmetle ve minnetle anmamız lazım. Onlar canları pahasına bu demokrasiyi kurdular. Bize de düşen demokrasiyi ilelebet yaşatmaktır” dedi. Ben de şimdi size soruyorum. Bu açıklamaları yapan bir insan Atatürkçü olabilir mi? Elbette olamaz. Olsa olsa Menderesçi olur.

Peki, Adnan Menderes İhsanoğlu’nun söylediği gibi gerçekten demokrat mı, yoksa diktatör mü? İşte asıl mesele de bu zaten. Bugüne kadar Adnan Menderes’in demokrat olduğunu Başbakan Erdoğan söylerdi. Sonrasında ise Kılıçdaroğlu söylemeye başladı. Şimdi de Ekmeleddin İhsanoğlu söyledi. Peki, gerçek bu mu? Atatürk ve İnönü diktatör de Menderes mi demokrat? Menderes mi bu ülkenin önünü açtı? İşgal altında bulunan vatanı Menderes mi kurtardı? Atatürk İlke ve Devrimlerini Menderes mi uyguladı? Kadına seçme ve seçilme hakkını Menderes mi tanıdı? Hilafeti ve Saltanatı Menderes mi kaldırdı? Cumhuriyeti Menderes mi kurdu? Memleketin çağdaş uygarlıklar seviyesine Menderes ve arkadaşları mı ulaştırdı? Ya nedir bu Menderes aşkı?

İsterseniz konuya çok partili hayata geçiş sonrası iktidara gelen Menderes dönemini gözden geçirerek başlayalım. Yoksa biz de demokrasiyi Menderes’in getirdiğine inanmaya başlarız. Menderes’in demokratlığı yalanına biz de inanmaya başlarız. Bu yüzden Menderes’in iktidar dönemini gözden geçirmekte son derece fayda var. Her şeyden evvel öncelikle çok partili hayata Cumhuriyet Halk Partisi döneminde geçildiğinin altını çizelim. Bu konuda ne Kemal Kılıçdaroğlu, ne de Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhuriyetin ilk yıllarını diktatörlük ile suçlamaya hakları vardır. Kurtuluş Savaşlarından zaferle çıkmış bir ülkenin demokrasiye geçiş aşamalarının öyle sanıldığı gibi kolay olmadığını da bilmek lazım. Varlık ile yokluk arasında kurulan devletin tüm zorluklara rağmen Cumhuriyetin nasıl kurulduğunu bilmek lazım. Sanki Osmanlı Hükümeti demokrasi ile yönetiliyormuş da, Atatürk ve İnönü kurtuluş savaşları sonunda kurmuş oldukları Türkiye Cumhuriyeti ile bu demokrasiyi rafa kaldırmışlar. Konunun bu tarafını da nedense hep görmezden geliyorlar. Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne Cumhurbaşkanı Adayı olan bir insan Atatürk düşmanı bile olsa en azından bu süreçte böyle saçmalamaması lazım. Aday olunan makamın İslam İşbirliği Genel Sekreterliği olmadığını bilmek lazım.

Şimdi 1960’lı yıllara dönelim. Bakalım Menderes hakikaten iktidarı döneminde demokrasiyi uygulamış mı uygulamamış mı? Hakikaten demokrasi kahramanı mı, değil mi? 1960 yılında Menderes hükümeti işbaşındaydı ve Tahkikat Komisyonu kurulmuştu. Tahkikat komisyonunun kurulmasının amacı ise Cumhuriyet Halk Partisini kapattırmaktı. Çünkü Menderes demokrasiyi içine sindiremiyordu. İktidarı elinden bırakmak istemiyordu. Yani Cumhuriyet Halk Partisinin ülkeyi çok partili hayata geçirmesinden faydalanarak iktidara gelmesine rağmen iktidarı elinden bırakmak istemiyordu. Tıpkı Erdoğan gibi değil mi? Kurulan Tahkikat Komisyonunun tüm üyeleri de Demokrat Partiliydi. Tahkikat komisyonu mahkeme yetkisine sahipti ve istediği kişiyi tutuklayabiliyordu. Matbaalara el koyup gazeteleri kapatabiliyordu. Komisyonun aldığı kararlar kesindi ve başka hiç bir mahkeme nezdinde itiraz edilemiyordu. Kurulan Tahkikat Komisyonu İnönü’ye yapmış olduğu konuşmadan dolayı 12 celse Meclisten çıkarma cezası bile vermişti. Bu komisyon aynı zamanda Meclis kürsüsünden yapılan konuşmalara istediği gibi yayın yasağı koyabiliyordu. Tıpkı bugün iktidar partisinin meclis TV’yi önemli gündemlerde yayın yapmasına engel olduğu gibi. Örnek aldıkları demokrasi nasıl da birbirleri ile uyuşuyor değil mi? Hatta Menderes’in uyguladığı demokrasi bunlarla da sınırlı kalmadı. İnönü’nün seçim dönmelerindeki gezilerine bile engel olundu.

İşte Menderesin övüle övüle bitirilemediği demokrasi anlayışı bu işte. Erdoğan bile ‘’Demokrasi amaç değil araçtır’’ demişti. Şimdi artık karar verme sırası sizin. Ben yazdım. Değerlendirmeyi size bırakıyorum. Erdoğan’dan sonra Kılıçdaroğlu ile İhsanoğlu’nun da dediği gibi, Atatürk ve İnönü’mü diktatör, yoksa mezarı başında ağladıkları Menderes’ mi?

04.08.2014

SAİT BALCI

907 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.