ADIM, ADIM ABD’NİN KUCAĞINA

sait-balci

ABD açısından her şey yolunda gidiyor. Büyük Ortadoğu Projesi de aralıksız devam ediyor. Bu yolda ölümler, katliamlar mubah. Ya bölge halkları ne durumda? Onların acılarını paylaşan var mı? Bundan sonraki aşamalarda katliamın olmayacağına dair garanti var mı? İnsanlar eskiden olduğu gibi yine kardeşçe yaşayabilecekler mi? Ekilen savaş tohumlarından barış çıkar mı? Neden mi bahsediyorum. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında halkları birbirine düşürülmüş bölge ülkelerinden bahsediyorum. Düne kadar barış içinde yaşayan Suriye halkından bahsediyorum. Saddam sonrası barışın bir türlü gelmediği Irak’tan bahsediyorum. Hemen hemen her gün İsrail bombaları altında yaşama savaşı veren Filistin’den bahsediyorum. Meclis’te kabul edilen ‘’Bölünme paketine’ ’rağmen PKK’nın savunmasız bırakılan askerlerimizi şehit etmesinden bahsediyorum. Hani bu sözüm ona çözüm paketi Mecliste görüşülürken KCK Eş Başkanı ‘’ Silahları bırakmayacağız’’ demesine rağmen AKP, CHP ve HDP’nin ortaklaşa meclisten geçirdikleri torba yasası var ya işte ondan bahsediyorum. Bu torba yasasının Meclisten geçmesine rağmen PKK’nın halen daha askerlerimizi şehit etmeye devam etmesinden bahsediyorum. Hani bundan böyle analar ağlamayacaktı ya, işte ondan bahsediyorum.

Konuyu biraz daha açayım. Bütün bu olup bitenler en sonunda gelip bir yerde düğümleniyor. İşte bütün mesele de zaten burada. Yıllardır Büyük Ortadoğu Projesi uğruna, ABD ve onunla birlikte hareket eden küresel güçlerin çıkarları adına bölünmeyelim, parçalanmayalım diyoruz. Tek vücut olarak sorumlarımızı kendi içimizde çözelim diyoruz. Yıllardır bu topraklarda kardeşçe yaşamışsak bundan sonrada yaşayabiliriz diyoruz. Yeter ki ABD’nin çıkarları yerine kendi ulusumuzun çıkarlarını gözetelim diyoruz. Ancak olaylar hiç de öyle gelişmiyor. Suriye, Irak ve İran küresel güçlerin bölgeyi ele geçirme hedeflerine karşı mücadele ederken Erdoğan tam aksine ülkeyi savaş bataklığına doğru sürüklüyor.

ABD Büyük Ortadoğu Projesini ilk etapta Irak’ı ikiye bölmek suretiyle başlattı. Hiç yoktan ‘’Kuzey Irak Kürt Yönetimi’’ ortaya çıkıverdi. Oysaki Saddam döneminde Araplar, Kürtler, Sünniler, Şiiler hep beraber yaşıyorlardı. Saddam, devrilene kadar da onları bir arada tutmayı başardı. Fakat öteden beri ABD’nin hedeflerinde bu bölgelerin bölünüp parçalanması projesi vardı. Bu sayede parçalanmış bölge ülkelerinin yeraltı ve yer üstü zenginlikleri daha kolay elde edilebilirdi. Yoksa ABD, bu bölgelerde yaşayan Arapların, Kürtlerin, Sünnilerin, Şiilerin haklarını korumak için Büyük Ortadoğu Projesini başlatmadı. Eğer bu topraklar üzerinde zengin petrol yatakları olmamış olsaydı, ABD’nin bir elinin yine bu bölgede olacağını mı sanıyorsunuz? ABD’nin kendi çıkarlarından çok Kürtlerin çıkarlarını düşüneceğini mi sanıyorsunuz? ABD kaz gelecek yerden tavuğu hayatta esirgemez. O yüzden Irak’ta ‘’Kuzey Irak Kürt Yönetimini’’ oluşturarak bölgenin petrollerinden aslan payını alıyor.

Aynı senaryo Suriye’de de uygulandı. Suriye’de ilk etapta Irak ordusuna ihanet eden komutanlardan ‘’Özgür Suriye Ordusu’nu kurdular. Ardından El Kaide, El Nusra ve IŞİD denen terörist gruplarını top yekûn Suriye Ordusunun üzerine saldılar. Dolayısıyla Esat ‘da Suriye’de kendine yakın olan bölgelerin güvenliğini sağlamak adına Kürt nüfusun yaşadığı bölgeyi PYD’ye bırakmak zorunda kaldı. Bu gelişme ABD açısından da planın bir parçasıydı ve bu plan da gerçekleşmiş oldu. Suriye’deki planlar elbette daha bitmedi. Orada daha bir Sünni devlet kurma planları var. Ancak bu plan şimdilik İran ve Rusya’nın geçit vermemesinden dolayı olduğu yerde sayıyor. Dolayısıyla bu plan Erdoğan’ın ısrarlarına rağmen bekletmeye alınmış durumda.

ABD’nin Irak’taki diğer hedeflerinden birisi de Kerkük’ün Irak’tan koparılmasıydı. Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ‘de uzun zamandır bu konuda ABD’ye baskı uyguluyordu. Sonunda bu sorunu İŞİD denen terörist örgüt ile çözdüler. IŞİD, verilen görev üzerine tank ve toplarla Irak’ın üzerine yürüdü. Irak tarafından savunmasız kalan Kerkük’e de Barzani anında yerleşiverdi. Dikkat ediniz bu gelişmeler tamamen ABD’nin yapmış olduğu hamleler neticesinde gerçekleşiyor. ABD’ nin yapmış olduğu hamleler neticesinde yaratılan boşluğu her seferinde ‘’Kürt Yönetimleri’’ dolduruyor. Yani ‘’Kürt Yönetimleri’’ her defasında ABD’nin gözetimi ve denetimi altında gerçekleşti. ABD’nin kontrolünde ve himayesinde oluşan bu ‘’Kürt Yönetimleri’’ sizce Kürt halkının çıkarlarını koruyabilirler mi? Bugün Emperyalizmin boyunduruğu altında kendi yaşam haklarına kovuşmuş bir millet var mıdır? Emperyalizme esir düşmüş bir millet hür iradesi ile yaşayabilir mi? Uzun lafın kısası Kürtler bugün sırtlarını ABD’ye dayayarak kolaycılığı seçiyorlar. Varlıklarını sürdürebilmeleri için gereken yer üstü ve yer altı zenginliklerini de ABD’ye teslim ediyorlar. Sonuç itibarıyla her ne kadar özgürlüklerine kavuşmuş gibi görünüyorlarsa da göbeklerinden ABD’ye bağlandıklarından haberleri yok. Şu andaki görevlerinin ABD’nin çıkarlarına hizmet etmek olduğunun farkında bile değiller. 30.07.2014
SAİT BALCI

475 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.