BİR ERDOĞAN KLASİĞİ

sait-balci
Dün Kılıçdaroğlu’nu yazmıştım, bugün ise Erdoğan’ı yazacağım. Gerek Erdoğan, gerekse Kılıçdaroğlu ile ilgili yazdığım makaleler ne bir ilk, ne de son olacak. Kimin sırası gelmişse onu yazıyorum. Bu arada birkaç gündür yazmadığım Ekmeleddin İhsanoğlu’nu da unutmuş değilim. Dediğim gibi sırası gelince yazacağım. Bu sıra Ekmeleddin’e biraz ara verdim diyebilirim. Zira ülkenin gündemi sürekli değişiyor. Her şey bir anda olup bitiyor. Gelişmeleri o an kaçırdıysanız bir daha yakalamanız zor oluyor. En iyisi gündemi sıcağı sıcağına değerlendirmek. Gerisi hikaye.

Bugün ilk olarak Erdoğan’ın Antalya Mitinginde göz ile kaş arasında çaktırmadan sarf etmiş olduğu sözlere değineceğim. Göz ile kaş arasında diyorum çünkü Erdoğan ne zaman gerçek niyeti ile ilgili bir şey söyleyecek olsa ilk etapta bol bol laf ebeliği yapıyor. Yani öncelikle dinlemeye gelenleri galeyana getiriyor sonrasında da lafı sallayıp gidiyor. Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde okur yazar oranının düşük olduğu yerlerde hiç kimse Erdoğan ne dediğine bile bakmıyor. Biraz mağduriyet, biraz efelenme işi götürüyor. Bu senaryoyu çok iyi biliyorum. Ancak bu senaryonun Antalya ‘da da tutmasına pek anlam veremiyorum. Çünkü Antalya turizme açılan bir kapımız. İnsanların turizmden ekmek yedikleri güzide bir ilimiz. Böylesine gelişmiş olan bir ilimizin insanlarının da çok çabuk galeyana gelmesine şaşırıyorum. Elbette Başbakan’ın düzenlediği mitinglere AKP’liler yoğun bir şeklide katılmaya gayret sarf ederler. Ancak içlerinden hiç birisi de mi Başbakan ne diyor diye sorgulamıyor? Erdoğan Antalya’da ‘’Ülkenin dönüşüm sürecinde olduğunu’’ söyledi, ancak halktan tık yok. Peki, neyi değiştiriyor Erdoğan? Elbette ülkenin rejimini değiştiriyor. Laik Türkiye Cumhuriyetini değiştiriyor. Türk Milletini ayaklar altına alıyor. Başkanlık sistemi ile de parlamenter rejime son vereceğini söylüyor ve Antalyalı AKP’liler alkışlıyor. Fakat neyi alkışladıklarının farkında bile değiller. Erdoğan gelip canınızı alacağım demiş olsa yine alkışlayacaklar. Durum onu gösteriyor.

Meclisin gündemine gelen 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Fezlekesinin hali ise içler acısı bir duruma dönüştü. Bu fezleke Mecliste görüşülmesi aşamasına gelmişken bu seferde düzenlenen fezlekelerde ‘’dizi pusulasının’ ’eksik olduğu anlaşılmış. Vay anasına sayın seyirciler. Koskoca Türkiye Büyük Millet Meclisi, gelen fezlekenin görüşülme aşamasına gelindiği sırada bu eksikliğin farkına varmış. Herhalde çok yoğun çalıştıklarından olsa gerek.. Şimdi bu mazerete gelin de inanmayın. Türkiye Büyük Millet Meclisinden daha fazla bilecek değiliz ya. Ne olacak şimdi? Fezlekenin eksikleri tamamlanmak üzere elbette savcıya geri gönderilecek. Bugün belki de gönderilmiştir. Eğer bu fezleke muhalefet partililerine yönelik olmuş olsaydı çoktan görüşülmesine bile başlanmıştı. Ancak fezleke İktidar partisi Bakanlarına yönelik olunca iş değişiyor tabi. Fezlekenin gelmesi de gecikiyor, eksiklerinin tamamlanması da. Tam da zar zor komisyon üyeleri de belli oldu derken şimdi de dizi pusulası eksikliği ortaya çıktı. Böylelikle bu fezlekelerin görüşülmesi de otomatikman Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına ötelenmiş oldu. Bari bu aşamada dua edelim de Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından görüşülmeye başlansın Yargı derseniz ellerinde. Meclisin çoğunluğu derseniz o da ellerinde. Ele geçirmedikleri yer kalmadı ki. Kafalarına göre yasa çıkartıp uyguluyorlar. Al gülüm ver gülüm gibi yani. Ülkenin Ana Muhalefet partisi de çıkarmış olduğu bölünme paketine destek verdikten sonra elbette Başbakan tek adamlığa oynar. Elbette parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçmenin yollarını arar. Bir gün ayakları altına aldıkları Türk Milleti okkalı bir ders verecek ki o zaman akılları başlarına gelecek. 16.07.2014

SAİT BALCI

561 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.