BALBAY, MUMCU’NUN KÖŞESİNİ HAK ETMİYOR

sait-balci
Bugün, 1993 yılında arabasına konan C tipi bir bomba ile katledilen araştırmacı ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu ile Ergenekon Davasından tutuklanıp salıverilen ve yine bugünün Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ı yazacağım. Her iki yazarın ortak yanlarını ve ayrıldıkları tarafları yazacağım. Böylelikle de son günlerde Cumhurbaşkanlığı konusu ile yazmakta olduğum yazılarıma bir günlüğüne de olsa ara vermiş olacağım. Ara vermiş olsam da yine bu konuya sırası geldikçe bir girer çıkarım. Hiç değinmeden de yapamam yani. Her neyse kaldığım yerden devam edeyim. Her iki yazarın ortak yanlarından birisi, ikisinin de Cumhuriyet Gazetesinde yazmalarıdır. Her ikisi de Atatürkçü ve Kemalist olarak bilinir. Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucuları olarak bilinirler. Uğur Mumcu’nun bu tanımlamaları fazlasıyla hak ettiğinden en ufak bir şüphem yok ama Ergenekon Davası sonrası bu tanımlamayı Mustafa Balbay’ın hak ettiğinden şüpheliyim.

Uğur Mumcu yaşamı boyunca Atatürkçü çizgiden hiç ödün vermeyen ender yazarlarımızdan birisidir. Araştırmacıdır. Gerçekleri arar, bulur ve ondan sonra yazısını yazar. Gerek yazmış olduğu kitaplar, gerekse de gazetede yayınlanmış olduğu yazılarından dolayı pek tekzip almamıştır. Çünkü Uğur Mumcu iddialarını her zaman belgelere dayandırarak yazmıştır. Onu yıldırmak, korkutmak mümkün değildir. Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olan eşi Güldal Mumcu’nun yazmış olduğu ‘’İçimden Geçen Zaman’’ adlı kitabını okumuş iseniz, Uğur Mumcu ile ilgili daha fazla bilgiye en yakını tarafından ulaşmış oluyorsunuz. Benim burada asıl vurgulamak istediğim konu ise Uğur Mumcu gazeteciliği, bir meslek gibi görmekten öte toplumun bilgilenmesi ve bilinçlenmesi adına yaptığıdır. Bu yüzden Uğur Mumcu günlük yaşamında karşılaştığı güçlükler karşısında pes etmeyen, doğru bildiği yoldan ayrılmayan Kemalist bir yazardır. Uğur Mumcu bir gün kendisine suikast yapılacağını elbet biliyordu ve buna rağmen yazmaya devam etti. Araştırılması istenmeyen konularda uyarıldığı halde yazılarına devam etti. Her türlü olumsuzluğu göze alarak mücadele etti. Sonuçta bir 24 Ocak Pazar günü arabasına konan bir patlayıcı ile şehit edildi.

Eğer Uğur Mumcu bugün yaşıyor olsaydı o da Ergenekon Davasından tutuklanarak yargılanırdı. Dışarı çıktığı anda da Ergenekon Davasının arkasında bulunan Cemaat yapılanması ile mücadele ederdi. Uğur Mumcu’yu katledenler İslami terör örgütleri ve onların arkasında bulunan küresel güçlerdir. Bu güçler dün de varlardı, bugün da varlar. Dün, aydınları suikast düzenleyerek susturuyorlardı, bugün ise zindanlara atarak susturuyorlar. Ergenekon ve Balyoz Davaları da bu yapılanmaların eseridir. Uğur Mumcu eğer bugün yaşıyor olsaydı bu İslamcı yapılanmaların peşinde olurdu. Ya Mustafa Balbay ne yapıyor? Mustafa Balbay’ı da bu Cemaat yapılanmaları zindanlara atmadı mı? Peki, Mustafa Balbay zindandan çıktıktan sonra ne yaptı? Bana sorarsanız tamamen sağa sola savruldu. Çareyi Cumhuriyetin kırk yıllık düşmanları ile birlikte ortak hareket etmekte buldu. Uğur Mumcu ‘’Rabıta’’ adlı kitabında ‘’İslami İlimler Araştırma Vakfı’’ hakkında bilgi veriyor. Bu vakfın Yönetim Kurulu Üyeleri içinde bugünün Cumhurbaşkanı adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da olduğunu yazıyor. Bizim Mustafa Balbay ise bu Cumhurbaşkanı adayına imza veriyor. Lafa geldiği zaman ‘’Ben Uğur Mumcu’nun köşesinde yazıyorum’’ diye kahramanlık yapıyor ama Uğur Mumcu’nun İslami yapılanmaların içinde gösterdiği bir adaya hiç çekinmeden imza verebiliyor. Uğur Mumcu’nun izinden yürümek bu mudur? Uğur Mumcu’yu örnek almak bu mudur? Eğer Uğur Mumcu bugün hayatta olsaydı ve Mustafa Balbay gibi Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olmuş olsaydı, Ekmeleddin İhsanoğlu’na imza vermezdi. Mustafa Balbay ise Atatürkçülüğü ve Kemalist düşünceyi bir tarafa bırakmış, küresel güçler ile Cemaatin laik Türkiye Cumhuriyetin dibine dinamit koymasına katkı sunuyor. Uğur Mumcu’nun köşesinde yazmak böyle bir şey olsa gerek.

Cumhuriyet Gazetesini okuyanlar hatırlayacaklardır. Yıllar öncesinde Cumhuriyet Gazetesi ele geçirilmek istenmişti. O dönemlerde gazetenin yazarları ile okurları bir dayanışma örneği sergilemişlerdi. Uğur Mumcu’nun da içinde bulunduğu yazarlar Cumhuriyet Gazetesinden ayrılmışlardı. Gazetenin okurları da bu durumu Cumhuriyet Gazetesini almayarak protesto etmişlerdi. Gazetenin okurları ‘’Cumhuriyet Gazetesi almıyorum, çünkü Cumhuriyet Okuruyum ‘’ sloganı ile gazetenin yöneticilerini dize getirmişlerdi. Gazetenin o zaman ki yöneticileri pes etmişler ve yazarlar tekrar geri dönmüşlerdi. Sonuçta gazete eski kaldığı çizgiden yayın hayatına devam etti. Günümüze geldiğim zaman da yine eski zihniyetin Cumhuriyet Gazetesini bulunduğu çizgiden saptırmaya çalıştığına tanık oluyorum. Şimdi Uğur Mumcu’nun köşesinde yazmakta olan Mustafa Balbay’ın ise bu yapılanmaya karşı verdiği en ufak bir mücadele bile yok.

Artık soru sorma zamanı geldi. Mustafa Balbay’a buradan sormak isterim. Uğur Mumcu’nun köşesinde yazmak nasıl bir şeydir? Uğur Mumcu’yu katleden zihniyetler ile ortak hareket etmek nasıl bir duygudur? Uğur Mumcu çizgisinden uzaklaştırılmaya çalışılan Cumhuriyet Gazetesinde yazmak nasıl bir şeydir? Uğur Mumcu bütün yaşamını Laik ve Atatürkçü Türkiye Cumhuriyetini hedef alan Cemaat ve tarikatlara karşı mücadeleye ayırmışken, şimdi sen hangi çizgidesin? Bu zihniyetlere karşı hangi mücadeleyi veriyorsun? Bugünkü söylem ve eylemlerin Uğur Mumcu çizgisinde olmadığını ne zaman fark edeceksin? Eğer bilinçli olarak Uğur Mumcu çizgisini terk etmişsen, Uğur Mumcu’nun köşesini ne zaman boşaltacaksın? 09.07.2014

SAİT BALCI

569 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title