NEDEN İHSANOĞLU?

sait-balci
Bu haftaya, Kemal Kılıçdaroğlu ile Devlet Bahçeli’nin ortak çatı adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu ile başladım. Bugün yine İhsanoğlu ile devam edeceğim. Ne de olsa ortak çatı adayı ya o yüzden. Böyle çatı adayı herkese de nasip olmaz hani. Böyle bir şans da insana gelse gelse kırk yılda bir denk gelir. O da İhsanoğlu’na denk geldi. Şu İhsanoğlu’da çok şanslı adammış vesselam. İnsan rüyasında görse bile inanası gelmez. Meydan da onca vasıflı insan varken, onların içinden sıyırılıp aday olabilmek herkesiz harcı değil tabi.

Bugün neden İhsanoğlu sorusuna yanıt aramaya çalışacağım. Yoksa koskoca memlekette başka adayların köküne kramp girmediğine göre demek ki bir bildikleri var. Oysaki seçim sürecinin başlamasından itibaren kimlerin adı deklare edilmedi ki. Örneğin eski AKP Milletvekili ve Bakan Abdullatif Şener, Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Deniz Baykal, eski ANAP milletvekillerinden İlhan Kesici, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Milliyetçi Hareket partisi Milletvekili ve Meclis Başkanvekili Meral Akşener, Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu gibi isimler kamuoyunun yakından bildiği isimlerdi. Bu isimler uzun bir süre kamuoyunun gündeminden hiç düşmediler. Hatta toplum bu adaylara sıcak bakmaya da başlamıştı. Bu süreç içinde gerek Kılıçdaroğlu gerekse Bahçeli siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerinin fikirlerini alırlarken hep bu adaylar üzerinden görüşmeler yaptılar. Her iki siyasi lider de bu isimlere hiç bir zaman olumsuz bakmadılar, ta ki 16 Haziran pazartesi günü ortak çatı adaylarını açıklayana kadar. Böyle durumlarda genellikle Başbakan ters köşe yapardı ama bu sefer Kılıçdaroğlu ile Bahçeli ters köşe yaptı. Kim bilir belki de yarından sonra bir ters köşe de Erdoğan yapar. Ne de olsa toplum olarak beklenti dışında gelişen olaylara alıştık ya o yüzden.

Şimdi sıra neden İhsanoğlu sorusuna yanıt aramaya geldi. Dün yazmış olduğum makalede İshakoğlu’nun kimin adayı olduğuna değinmiştim. Bugün de neden İhsanoğlu sorusuna yanıt arayacağım. Kamuoyunda adı geçen bu adayların siyasi kimlikleri farklıydı ama ortak özellikleri vardı. Örneğin bu adaylar Atatürkçüydü. Ülkenin bölünmez bütünlüğünden yanaydılar. Sevr yerine Lozan’ı savunuyorlardı. Laik eğitimden yanaydılar. Adları hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşmamış adaylardı. Gizli gündemleri yoktu. Şimdi bunca ortak olumsuz yönlerden sonra aday yapılacak değillerdi ya. Öyle de oldu. Kılıçdaroğlu ile Bahçeli bırakın bu adayları toplum nazarında değerlendirmeyi üzerlerinde bile hiç tartışmadılar. Her şeyi bir anda unuttular. İnsanoğlu adına adeta balıklama atladılar. Çünkü her iki lidere yaklaşan ramazan öncesi okyanus ötesinden vahiy geldi. Onlar da Türk Milletinin hassasiyetleri yerine küresel güçlerin çıkarlarını ön planda tuttular. Hatırlarsanız, Bahçeli bundan önceki Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aynı tavrı sergilemişti. O dönemlerde Meclisin Cumhurbaşkanını seçebilmesi için Erdoğan Devlet Bahçelinin eline mahkûmdu. Çünkü Meclisin toplanabilmesi için MHP’nin Meclise girmesi gerekiyordu. Eğer o dönemde Bahçeli biraz kafayı çalıştırmış olsaydı kendi göstereceği bir adayı Cumhurbaşkanı seçtirebilirdi. Bu fırsat maalesef Bahçeli’nin küresel güçlerin çıkarları adına hareket ettiği için kaçırıldı. Bahçeli aynı bildiğimiz Bahçeli olduğu için onun bu süreçte takınacağı tavır üç aşağı beş yukarı zaten belliydi. Ancak burada önemli olan Cumhuriyet Halk Partisinin alacağı tavırdı. Eğer Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Adayını Parti Meclisinde tartışmaya açmış olsaydı bugün Ekmeleddin İhsanoğlu Cumhurbaşkanı Adayı olarak karşımıza çıkmazdı. Dolayısıyla Geçmişte eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in Bahçeli’yi Ahmet Necdet Sezer isminde ikna ettiği gibi Kılıçdaroğlu’da bu sefer Bahçeli’yi kamuoyunun gündeminde bulunan diğer adaylar konusunda ikna edebilirdi. Çünkü Bahçeli nereye çekersen oraya gider. Onu boş bırakırsan küresel güçlerin çıkarlarına hizmet eder. Ancak erken davranıp ülkenin çıkarları doğrultusunda ve onun da kabul edebileceği bir aday öne sürersen itiraz edemezdi. Ancak bu sefer ipler Kılıçdaroğlu’nda koptu. Kılıçdaroğlu küresel güçlerin çıkarlarını Bahçeli’den önce sahiplendi. Hal böyle olunca dayatılan Ekmeleddin İhsanoğlu çatı adayı oldu.

ABD ve onunla birlikte hareket eden küresel güçler parçalanmaya yüz tutmuş bir ülkeyi kendi hallerine bırakamazlardı. Suriye politikası da daha henüz çözülmemişken ülkemizin başına Atatürkçü bir adayın geçmesi bütün planların alt üst olmasına neden olabilirdi. Yoksa raydan çıkmış Erdoğan’ı çizerken öbür taraftan da ülkemizi kaybetmek asla işlerine gelmezdi. Bu yüzden ABD okyanus ötesinden Cumhurbaşkanlığı seçimlerine el koydu. Kamuoyu önünde adı geçen adaylar ile Büyük Ortadoğu Projesi devam edemezdi. Geçmişte olduğu gibi yine ülkemizi kaybetmek plan ve programların gecikmesine neden olabilirdi. Dolayısıyla ılımlı, her denileni yapacak bir adaya ihtiyaç vardı. O da Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. Böylelikle Büyük Ortadoğu Projesinin ülkemiz ayağı da riske girmemiş oldu. İhsanoğlu’nun seçilememesi durumunda da topal ördek Erdoğan ile yolların devam edebilirlerdi ancak, Atatürkçü bir aday ile asla devam edemezlerdi. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı ile ABD ve küresel güçlerin öyle yâda böyle planları suya düşmemiş oldu.

Çatı adayın kimlerin belirlediğine somut bir örnek daha vererek bugünkü yazımı noktalayacağım. Dikkat ederseniz, Kılıçdaroğlu geçenlerde ‘’Benim adayım da Orhan Pamuk’tu ‘’demişti. Siz bu ifadeden ne anlıyorsunuz? Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı, açıklanmadan evvel parti meclisinde ve MYK’da da tartışılmadığına göre son yorumu size bırakıyorum. 24.06.2014

SAİT BALCI

615 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.