ÇATI ADAYI MI, SİYASAL İSLAMIN ADAYI MI?

sait-balci
Gün geldi ve nihayet muradımıza erdik. Beklemekten de sıkılmıştık zaten. Hani biraz daha bekleseydik çatlayabilirdik. Bereket Kılıçdaroğlu bizi fazla merakta bırakmadı. Siyasi partiler ve demokratik sivil toplum örgütlerinin ziyaretleri derken ortaya aniden büyük bir uzlaşı adayı çıkıverdi. Sanıyorum Bahçeli ile yapılan bu ikinci görüşmeydi. İki görüşmede bu kadar çabuk uzlaşabileceklerini doğrusu pek tahmin etmemiştim. Demek ki ziyaretler devam ederken aday hemen hemen belliymiş. Belki bir iki aday arasından bir seçim yapmak gerekiyordu. Kolay değil tabi tarihe mal olmuş bir partiye Cumhurbaşkanı adayı belirlemek. Belirleyeceğiniz Cumhurbaşkanı adayının özü sözü bir olması gerekiyor. Ülkenin bölünmez bütünlüğü konusunda duruşunun sağlam olması gerekiyor. Laik Cumhuriyete sıkı sıkıya bağlı olması gerekiyor. Her şeyden evvel Atatürkçü olması gerekiyor. Hani sağ çizgide bulunan bir parti için bu kriterler pek aranmaz ama Cumhuriyetle yaşıt olan bir partide bu kriterler aranır. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisinin kökünde bu hassasiyetler yatmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisinin adayı, konumu gereği de büyük bir önem arz ediyordu. Nihayet Kemal Kılıçdaroğlu, halkı ve partilileri daha fazla merakta bırakmadan Bahçeli ile yapılan son toplantı sonrası kameraların karşısında çatı adaylarını açıkladılar. Ben açıkçası son günlerde artan ziyaretler sonrası her siyasi partinin ve demokratik sivil toplum örgütlerinin hassasiyetlerinin dikkate alınacağına pek ihtimal vermiyordum. Bu ziyaretlerin gönül almadan bir adım öteye gideceğine de inanmıyordum. Tahmin ettiğim gibi öngörümde yanılmadım. Ancak adayın ismi konusunda bazı tereddütlerim vardı. Çünkü son günlerde sürekli çatı adayından söz edilirken partili aday olmayacağı izlemi verilmeye çalışılmıştı Hani sağ kökenli ancak Atatürkçü, laik, ülkenin bölünmez bütünlüğü konusunda hassas olan bir aday olabilirdi. Böyle bir aday Cumhuriyet Halk Partisi içinden de olabilirdi, Milliyetçi Hareket Partisi içinden de olabilirdi. Önemli olan Türk Milletinin ortak değerlerini savunan bir aday olmalıydı. Anketler de zaten böyle bir adayın şansının yüksek olduğuna dair kayda değer veriler vardı. Bu adaylar arasında Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile birlikte AKP’den istifa Eden Abdullatif Şener’in adı konuşuluyordu. Eski Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da adı Cumhurbaşkanı seçilebilecekler arasında geçiyordu.

Nihayetinde dün Bahçeli ile Kılıçdaroğlu tekrar bir araya gelerek bütün beklentileri boşa çıkarırcasına Eski İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösteriverdiler. O an adayın açıklanması ile birlikte iyi ki Fethullah Gülen Hoca Efendiyi göstermediler dedim. İyi ki Gubbettin Hikmetyar’ı aday göstermemişler dedim. Öyle ya Kemal Kılıçdaroğlu İle Devlet Bahçeli gördüğüm kadarı ile Başbakan’ın anladığı dilden konuşan aday belirlemişler. Hani Ekmeleddin İhsanoğlu FKÖ Genel sekreterliği görevini yaparken Başbakan ile ters düşmüşlerdi ya o yüzden. Adayı bu açıdan değerlendirdiğiniz zaman bana göre bu kriterlere Fethullah Gülen Hoca Efendi daha çok uyuyordu. Allah muhafaza onu aday göstermiş olsaydılar ne yapacaktınız? Beterin de beteri var. Buna da şükür diyelim.

AKP Cumhurbaşkanı Adayını açıklamadı ama Cumhuriyet Halk Partisi açısından maratonun başladığını söyleyebilirim. Bu saatten sonra aday değişikliği de olmayacağına göre seçimlere 55 gün gibi kısa bir süre içerisinde ne yapıp edip seçim propaganda çalışmalarına başlamak gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partililer açısından böyle bir adayın onlara pek bir sıkıntı yaratacağını sanmıyorum. Hatta geçmiş dönemde eski Başbakanlardan Bülent Ecevit ile 10. Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer adında da birleşmişlerdi. Buradan ortaya çıkan sonuca göre Milliyetçi Hareket Partisi açısından dindarlığın çok da önemli olmadığı ortaya çıkıyor. Dün Ahmet Necdet Sezer adında birleşen Devlet Bahçeli bugün de Deniz Baykal adında, Abdullatif Şener adında da birleşebilirdi. Ancak öyle anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlu çok önceden Ekmeleddin İhsanoğlu adını kesinleştirmiş. Bu aday konusunda örgütlerin fikrinin de alınmış olduğunu sanmıyorum. Yarından sonra fikri ve görüşleri alınmayan örgütler Ekmeleddin İhsanoğlu adına propaganda yapmaları istenecek. İlk günden edindiğim izlenime göre örgütlerin Ekmeleddin İhsanoğluna pek sıcak bakmadıklarıdır.

Geçmişi Cumhuriyete dayanan bir siyasi parti açısından bu kriterler gerçekten çok önemli. Seçim çalışmasına katılacak örgütler her şeyden evvel bir defa adayı içlerine sindirmeleri gerekiyor. Böyle bir adayın dünya görüşü ile örgütlerin görüşünün uyuşması da çok önemli. Kılıçdaroğlu belki de olaya sırf dini duygular açısından yaklaşıyor ama bu öngörünün partinin tabanında derin yaralar açacağı kesin. Umarın öngörümde yanılırım. Umarım ilk defa Başbakan bir seçim yenilgisi alır. Ancak durum tam tersi yönde gelişirse Kılıçdaroğlu’nu zor günlerin beklediğini şimdiden açık ve seçik söyleyebilirim. 17.06.2014

SAİT BALCI

542 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.