MONTAJ MI, ŞANTAJ MI?

sait-balci

TÜBİTAK, Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen konuşmaların yayınlandığı ses kayıtlarının montaj olduğu kanısına varmış. Oysaki ses mühendisleri bu ses kayıtlarının montaj olmasının mümkün olmadığını ileri sürmüşlerdi. Bu durumda ya ses mühendisleri bu işi bilmiyor, ya da TÜBİTAK yine yalan söylüyor. Bana göre TÜBİTAK yalan söylüyor çünkü TÜBİTAK daha önce Balyoz Davasının temelini oluşturan 5 Nolu hard diskin üzerinde oynama yapıldığını tespit etmişti. Bu arada TÜBİTAK’a siyasi iktidar tarafından baskı yapıldı. Bunun üzerine bazı çalışanlar istifa ettiler. Sonuç olarak daha sonra 5 Nolu hard diskin üzerinde oynama yapılmadığına karar verdiler. İlerleyen süreç içinde bu hard diskin üzerinde oynama yapıldığı da ortaya çıktı Böylelikle Balyoz Davası da çökmüştü. Şimdi yine bir yalan üretme operasyonu ile karşı karşıyayız. TÜBİTAK’a emir verildi ve TÜBİTAK’ta verilen emiri yerine getirdi. Eğer TÜBİTAK bağımsız bir birim olmuş olsaydı bu raporlar bu şekilde yazılmazdı. Ancak TÜBİTAK bugün Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı bir kuruluştur. Dolayısıyla TÜBİTAK’ın siyasi irade aleyhine karar vermesi mümkün değildir. Açıklanan raporda bu doğrultuda yazılmıştır.

Siyasi iktidar, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinde oluşacak komisyon için uzun süreden beri üye bildirmiyordu. Bu konuda muhalefet partililerin baskısı artınca Meclis Başkanı Cemil Çiçek’te hükümete komisyona üye bildirmesi konusunda çağrıda bulunmuştu. Bu konuda henüz bir gelişme yaşanmazken şimdi TÜBİTAK’ın böyle bir rapor sunması apaçık siyasi iktidarın niyetini ortaya koydu. Sanıyorum TÜBİTAK’ın raporundan sonra siyasi iktidar komisyona üye bildirecek. Bu gelişme sonrası oluşacak komisyon yine işi ağırdan alıp çalışmalarını Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasına erteleyecek. Diğer taraftan da TÜBİTAK’ın raporu doğrultusunda çalışacak olan komisyon ileriki günlerde istifa eden Bakanları aklayacaklar. Zaten siyasi iktidarın çoğunluğu altında çalışacak olan böyle komisyondan başka türlü bir sonucun çıkması beklenmez. TÜBİTAK’ın raporuyla da elleri güçlenmiş bir şekilde çalışmaya devam edecekler.

Diğer taraftan da bu raporun aceleye getirilmesinin başka bir sebebi ise Cumhurbaşkanı Adayı olan Başbakan’ın seçimler öncesinde elinin rahatlatılmasıdır. 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu gölgesinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sıkıntıya girmemesi açısından siyasi iktidar, TÜBİTAK’a baskı uygulamıştır. TÜBİTAK’a şantaj yapmıştır. Bu durum üzerine TÜBİTAK’ta ısmarlanan raporu böylelikle açıklamıştır. İşin neresinden bakarsanız bakın bu rapor iktidar partisinin gölgesi altında yazılmıştır. Eğer bu raporu yazmak istemeyen TÜBİTAK çalışanları olmuş olsaydı öncelikle daha önce Balyoz Davasında olduğu gibi istifa ettirirlerdi. Sonrasında da bu rapor öyle ya da böyle yine aynı şekilde yazdırılırdı.

Peki, TÜBİTAK raporuyla 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonunun üstü örtülebilir mi? 12 yıldır ülkeyi demokrasi yerine demir yumruk ile yönetmekte olan siyasi iktidara karşı yapılan bu operasyon Deniz Feneri Davası gibi bertaraf edilebilir mi? Şu anda gidişat onu gösteriyor. Ancak AKP iktidarı gerek Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında, gerekse gelecek yıl yapılacak olan genel seçimler sonrasında alacağı oy oranına göre bu operasyon yeniden canlanabilir. Ancak o zamana kadar görünen o ki bu operasyon belli bir zamana kadar uykuda kalacak. Ondan sonra olacakları hep beraber yaşayıp göreceğiz. 09.06.2014

SAİT BALCI

554 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.