PİŞKİNLİĞİN BU KADARI DA FAZLA

sait-balci
İnsanda biraz vicdan olur. Biraz merhamet olur. Yazık. Çok yazık. Bir de kalkmışlar yara saracaklarmış. Sanki yara saracak iradeleri var da. İnsan her şeyden evvel yaşamlarını yitiren madenci işçilerinin yakınlarından özür diler. Maden işçilerinin yakınlarına başsağlığı diler. Belediye binasında basın açıklaması yapmakla bu iş olmaz. İnsanların içine gireceksiniz içine. Hani Cemaat ’in inine gireceksiniz ya onun gibi. İnsanların yüzüne baka baka ‘’Bunlar olağan şeyler’’ denmez. ’’Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır’’ denilerek işçilerinin yaşamlarını yitirmesine neden olan maden kazası aklanmaya çalışılmaz.

Belli ki Somaya hareket etmeden evvel dünyada meydana gelen maden kazalarını araştırmışlar. Kazada ölen maden işçilerine üzüleceklerine, işi gücü bırakmışlar maden işletmecisini nasıl savunacaklarının derdine düşmüşler. Sanki maden işçileri Başbakan’dan bilimsel açıklama istemişler gibi. Maden işçileri can derdinde, Başbakan ise kazaya kulp takma derdinde. Hani bir Atasözümüz vardır. ‘’Koyun can derdinde kasap et derdinde’’ diye. Bunların ki de işte o hesap. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bu esnada yapılabilecek tek şey eğer kurtarma çalışmaları yetersiz geliyorsa ek kurtarma ekipleri tedarik etmektir. Sağlık ekipleri yetersiz geliyorsa çevre il ve ilçelerden takviye sağlık ekipleri getirmektir. Yoksa maden işçilerinin Başbakan’ın nasihatlerine ihtiyaçları yok ki.

Maden ocağından ölüm haberleri gelmeye devam ederken Başbakan kalkmış maden kazalarından örnekler veriyor. Yabancı devletlerde olan kazalardan örnekler veriyor. Bu örnekleri veriyor ama o ülkelerde meydana gelen maden kazalarından sonra maden işletmecilerine uygulanan cezalardan söz etmiyor. Maden ocaklarının kapatılmasından söz etmiyor. Kazalardan sonra maden ocaklarının sıkı denetiminden söz etmiyor. Sadece meydana gelen kazaları söylüyor. Madem dış devletlerdeki maden kazalarını örnek gösteriyor o halde o devletlerdeki yaptırımları da söylemesi lazım. Kendilerinin de bundan böyle maden ocaklarını daha sıkı denetleyeceklerinin sözünü vermesi lazım. İş güvenliği önlemini almayan maden ocaklarının kapatılacağının sözünü vermesi gerekir. Kazanın meydana geldiği bu maden ocağında da yapılacak olan soruşturma neticesinde gerekli adımların atılacağının sözünü vermesi gerekir. Peki, Başbakan bunları söyleyebilir mi? Seçim meydanlarında bedavaya dağıttığı kömürün ocağını kapattırabilir mi?

Peki, maden ocaklarındaki iş güvenliğini kim denetliyor? Ben söyleyeyim. Öncelikle şirketin bünyesinde çalışan iş güvenliği uzmanları denetliyor. Peki, maaşını çalıştığı maden ocağı işletmecisinden alan iş güvenliği uzmanları maden ocaklarını ne derecede denetleyebilir? İş tedbirlerinin alınması konusunda işverenini ne kadar ikna edebilirler? Eğer maden ocağı işleten firmaların siyasi iktidara yakınlıkları da varsa o zaman denetim diye hiçbir şey olur mu? Böyle durumlarda maden ocaklarını ne iş güvenliği uzmanları denetleyebilir, ne de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı iş müfettişleri denetleyebilir. Böylelikle işçilerimiz Allah’a emanet çalışmaya devam ederler. 16.05.2014

SAİT BALCI

393 Tıklama Toplam 9 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.