GÖKOVA’DA BİR SOSYALİST, HAFIZ İBRAHİM MERSİN

sait-balci
Değerli dostlar, bugün Ortaokul dönemlerinde yaşadığım bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü yeri ve sırası şimdi geldi. Sanıyorum orta ikinci sınıftaydım. Sosyal Bilgiler Öğretmenimiz Doğan Karagöz’dü. Dağan Hoca bir gün bize ev ödevi verdi. Eskiden ev ödevleri çok meşhurdu. Biz öğrenciler verilen ev ödevlerini büyük bir intizamla hazırlar, öğretmenimize öyle teslim ederdik. Açıkça söylemek gerekirse bu ödevler de neredeyse tüm ailenin katkısı olurdu. O zamanlarda bilgisayar teknolojisi olmadığı için genellikle ev ödevlerini hazırlarken en güzel yazı yazan büyüklerimizden destek alırdık. Sonra ev ödevlerinin başlığını da görkemli bir üst başlık ile süslerdik. Sonuçta ev ödevi sanki basılmış bir kitap gibi olurdu. Öğretmenlerimize ev ödevlerimizi teslim ettikten sonra da notların açıklanmasına kadar heyecanla beklerdik.

İşte size anlatacağın anımda bu konuyla ilgilidir. Başta da bahsettiğim gibi Sosyal Bilgiler öğretmenimiz Doğan Karagöz ev ödevi olarak bize, ‘’NATO ve CENTO’nun görevlerini’’ araştırıp yazmamızı istedi. Ben de diğer arkadaşlardan farklılığı yaratmak için hiç vakit kaybetmeden bu konuda bir köy aydını olan halamın eşi rahmetli İbrahim Mersin’den yardım istedim. 2009 yılında çıkan Ersin Tosun’un ‘’Gökova’da bir Sosyalist Hafız İbrahim Mersin’’ adlı kitabını okuyanlar İbrahim Mersin’i hatırlayacaklardır. Eğer bu kitabı henüz okuyamamış iseniz bir an önce edinip okumanızı öneririm. Bu kitapta, bir köy imamının hangi koşullarda okuduğunu ve tüm olanaksızlıklara rağmen kendini nasıl yetiştirdiğine tanık olacaksınız. Bir köy imamının kendini aşıp topluma nasıl mal olduğunu göreceksiniz.

Zamanında Dalaman ve Karabörtlen’de kooperatifçilik yapan ve bir ara da Muğla’da Türkiye İşçi Partisi il Başkanlığı yapan eniştem İbrahim Mersin’den esaslı bir ev ödevi hazırlıyor olmasının heyecanını yaşarken bir gün beni yanına çağırdı. Yanına gittim.’’Sen NATO ve CENTO hakkında ne biliyorsun’’ diye bana sordu. Ben de kitaplardan öğrendiğim kadarı ile CENTO’nun görevinin’’Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve Birleşik Krallık arasında kurulan güvenlik örgütü olduğunu’’ söyledim. NATO’nun görevinin ise ‘’Amerika Birleşik Devletlerinin de içinde olan uluslararası barış ve güvenlik örgütü olduğunu’’ söyledim. Eniştem İbrahim Mersin bana dönüp ‘’Sen daha bu konuları bilmiyorsun’’ dedi. Onun kadar tabiî ki bilgili olamazdım. Peki dedim.’’Ben sana esaslı bir şekilde yazacağım ‘’ dedi. Yine peki dedim. Bir kaç gün sonra eniştem İbrahim Mersin kendi el yazısı ile ev ödevini Devrim ile bana gönderdi. Yazı birleşik olduğu için okumakta güçlük çektim. Bu yüzden de ağabeyimden ev ödevini hem okumasını hem de temize çekmesini istedim. Tam bir imece oldu yani. Ağabeyim aynı zamanda ev ödevine keçeli kalem ile de bir güzel kapak yaptı. Ben de hazırlanan bu ev ödevini büyük bir mutluluk içinde öğretmenimiz Doğan Karagöz’e teslim ettim.

Aradan bir hafta filan geçtikten sonra Doğan Hoca beni çağırdı. Ben de ev ödevi için bana ‘’aferin’’ diyecek diye heyecanla odasına gittim. Doğan Hoca bana, bu ödevi kimin hazırladığını sordu. Bende İbrahim Mersin dedim. Bana dönüp,’’tahmin etmiştim zaten’’ dedi. Sonra büyük bir intizamla hazırlayıp teslim etmiş olduğum ev ödevini bana geri verdi. Ben şaşkına dönmüştüm. Ne yapacağımı bilemedim. Doğan Hoca ‘’ben sana şimdilik bu ev ödevi için yedi veriyorum’’ dedi. Fakat ’’bir daha İbrahim Mersin’e ev ödevi yaptırma’’ dedi. Ben de peki hocam dedim. Daha sonra geri vermiş olduğu ev ödevini evde okudum. Meğerse İbrahim Mersin, hazırlamış olduğu ev ödevinde NATO ve CENTO’nun görevini okul kitaplarında yazıldığı şeklinin aksine ‘’Emperyalist ülkelerin, sosyalist ülkelere karşı savaş ve güvenlik amaçlı olarak kurulmuş birer örgüt olduğunu’’ yazmış. Ödevin içeriğinde de kapitalizm ve sosyalizmi detaylı olarak anlatılmış. Varşova paktının da ‘’NATO’ya karşı sosyalist ülkeleri emperyalizme karşı korumak amacıyla kurulmuş olduğunu’’ yazmış. Tabi biz o sıralar bu kavramları pek fazla bilemediğimiz için olup bitenler karşısında şaşkına dönmüştüm. Sonradan Doğan Hoca ile eniştemin görüş farlılığı yaşadıklarını öğrendim. Dolayısıyla da eniştem benim üzerimden Doğan Hocaya mesaj göndermiş oldu.

İbrahim Mersin, hiç bir zaman kolaycılığı seçmezdi. Her zaman ceketinin yan cebinde taşıdığı Cumhuriyet Gazetesi ile birlikte köy kahvelerinde toplumun ileri gelenlerini aydınlatmakla uğraşırdı. O zamanlarda bilinçsiz bazı köylüler, İbrahim Mersin’den uzak durmaya gayret sarf ederlerdi. Fakat bu bilinçsiz köylüler İbrahim Mersin’i ancak ölümünden sonra anlayabildiler. İbrahim Mersin, oğlu Devrim ile Özgür’e kızı Pervin ile Özlem’e pek parlak bir gelecek bırakmadı belki ama onlara her zaman yaşamın zorlukları karşısında nasıl mücadele edeceklerini öğretti. İbrahim Mersin’i ölümünün 28.yıldönümünde saygıyla anıyorum. Yaşamı örnek olsun.29.04.2014

SAİT BALCI

815 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.