CHP SEÇİMLERİ NEDEN KAYBETTİ ?

sait-balci
Hiç kimse benden bu seçimleri kaybedenleri yazdığım bu satırlarda gerçekleri saptırmamı beklemesin. Çünkü seçimleri kaybetmemizi saklamak bize hiçbir şey kazandırmaz. Daha aksine özeleştiri yaparak belki yapmış olduğumuz hatalardan ders çıkartırız. Tabi ki almış olduğumuz bu yenilginin gerçek nedenini öğrenmek istiyorsak ve bundan sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmak istiyorsak seçim yenilgisini masaya yatırmamız gerekiyor. Gelecek yıl yapılacak olan Genel Seçimlere daha iyi hazırlanmak istiyorsak hiçbir şey olmamış gibi davranmayı bir tarafa bırakıp seçim sonuçlarını kabul ederek hatalarımızı düzeltme yoluna gitmemiz gerekiyor. Uzun soluklu bu yolda seçimlerde başarı gösteremeyen il ve ilçe Başkanlarına yol görünebilir. Partiyi yönetmekte olan Parti Meclisine ve Merkez Yürütme Kuruluna yol görünebilir. Partinin Genel Başkanına yol görünebilir. Çünkü Genel Başkan dâhil hiçbir kimse Cumhuriyet Halk Partisinin üzerinde değildir. Cumhuriyet Halk Partisi herhangi bir parti de değildir. Bugün, Cumhuriyet Halk Partisini yönetmekte olanlar kaybedilen seçimlerin sorumluluğunun kendilerinde olduğunu kabul etmelidirler.

Seçim sonuçlarını daha iyi irdeleyebilmek için bugüne kadar kesin sonuçların açıklanmasını bekledim. Ancak baktık gördüm kü bu gidişle Yüksek Seçim Kurulu kesin sonuçları daha açıklayamayacak. Çünkü bu satırları yazdığım saatlerde Antalya’nın sonuçları daha henüz netleşmemişti. Üstüne üstlük bazı seçim bölgelerinde seçimlerin tekrar edilmesine karar verildi. Bu yüzden ben daha fazla bekleyemeyeceğim. Ankara’yı almış olsak bile bu durum genel sonuçları pek fazla etkilemeyecek. Ancak başkent Ankara’nın Cumhuriyet Halk Partisine geçmesi bir teselli olacak. Tabi ki bu başarı da şu ana kadar canıyla dişiyle mücadele etmekte olan Mansur Yavaş’a ait olacak. Birçok Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkan Adayından beklediğim mücadeleyi şu an Mansur Yavaş veriyor. Eğer sandıklarda görev yapan partililer ıslak imzalı seçim sonuç tutanaklarını almışlarsa ve bu tutanaklara göre seçimlerde en yüksek oyu Cumhuriyet Halk Partisi almışsa er ya da geç Cumhuriyet Halk Partisinin seçimi kazandığı tescillenecektir.

Şimdi buradan seçimleri kaybetmemize yol açan nedenlere gelelim. Her şeyden önce seçimleri kaybetmemizin en önemli sebeplerinden birisi adayların ön seçim yerine genel merkezce belirlenmesidir. Çünkü seçim çalışmasına katılacak olan partililer, adayların kendi içlerinden çıkmasını isterler. Doğrusu da budur zaten. Cumhuriyet Halk Partisi eğer demokrasi ile yönetiliyorsa adayları parti örgütleri belirlemelidir. Parti örgütlerinin belirlediği adaylar hem seçimlere fazla zaman kaybetmeden adapte olmuş olurlar, hem de bölge seçmenini yakından tanımış olduklarından yabancılık çekmemiş olurlar. Şu açıkça bilinmelidir ki; seçmenler kendilerine yakın olan adaylara oy verirler. Güven duydukları adaylara oy verirler. Yoksa uzaktan ne kadar miting de yapsanız, ne kadar bildiri ve broşür de dağıtsanız ne kadar billboardlara posterlerinizi de assanız nafiledir. Halk ile iç içe olamadığınız müddetçe ne oy alabilirsiniz ne de seçilebilirsiniz.

Seçimleri kaybetmemizin diğer önemli bir sebebi ise çalışmaların sandık bazında yapılmamasıdır. Yani hedef kitlenin seçmene dayalı olmamasıdır. Elbette yapılan seçim çalışmalarında görüşülen, konuşulan vatandaşlar seçmendir. Ancak bu seçmenler belki de bulunulan bölgenin seçmeni değildirler. Dolayısıyla size ait olmayan seçmeler ile boşuna hem zamanınızı kaybedersiniz hem de enerjinizi. Oysaki sandık bazında çalışma yöntemini uygulamaya koymuş iseniz direk hedef kitleye ulaşmış oluyorsunuz. Seçimlerde size oy verecek seçmenlerle bire bir karşılaşmış oluyorsunuz. Dolayısıyla seçim çalışmaları boyunca hedef kitleniz ile bire bir karşılaşma olanağını yakalamış olduğunuzdan onların dertlerini sıkıntılarını sevinçlerini de paylaşmış oluyorsunuz. Yani bir nevi seçim çalışmaları boyunca onlarla kaynaşmış oluyorsunuz. Şu hiç unutulmamalıdır ki; seçmen kendisine yakın görmediği tanımadığı hiçbir kimseye oy vermez.

Seçimleri kaybetmemizin diğer bir başka nedeni ise seçmen kitlesinin ekonomik yapısını algılayamayışımızdır. Eğer hedef seçmen kitlemizin gelir seviyesi düşük ise siz ne kadar memleket meselelerini anlatsanız da boşunadır. Çünkü onlar seçim yerine geçim derdindedir. İktidar partisi memleketi soymuş soğana çevirmiş onların umurunda bile olmaz. Onlar için öncelikli konu onların geçim şartlarını iyileştirme anlamındaki vaat ettiğiniz projelerinizdir. Seçim gezileri boyunca dağıtmış olduğunuz erzak paketleridir. Çünkü güç koşullar altında yaşamlarını idame ettirmekte olan bu hedef kitle siz gittikten sonra yapacağı ilk değerlendirmesi ‘’sizlerin ne verdiğiniz’’ üzerinedir. Yoksa kucak dolusu seçim projelerinizin yer aldığı broşürler onlar için hiçbir şey ifade etmez. Bu kitle normal şartlarda seçim projelerinin değerlendirme aşamasına gelebilmesi için öncelikle karınlarının doyması gerekir. Düzenli bir işlerinin olması gerekir. Eve ekmek götürebilir durumda olmaları gerekir. Yoksa günü kurtarma derdinde olan seçmen kitlesine, iktidar partisinin yapmış olduğu yolsuzluklarını da anlatsanız, işadamlarında aldıkları rüşveti de anlatsanız, Bakan çocuklarının evlerindeki milyon dolarları da anlatsanız nafiledir. İktidar partisinin medyaya uyguladığı baskıyı, gelir seviyesi yüksek olan kitlelere anlatabilirsiniz ama yoksul kitleye anlatamazsınız. Seçim gezileri boyunca anlattım sanırsınız ama seçim günü gelip çattığında açılan sandıklardan oy çıkmadığı zaman seçmeni ikna edememiş olduğunuzu anlarsınız. Ancak o zaman iş işten geçmiş olur. O saatten sonra çatlasınız da patlasanız da çaresi yoktur.

Seçim yenilgisine sebep olan nedenlerden bir diğeri de bölge sorunlarına ve bölge politikalarına yabancı kalmamızdır. Bugün Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinden oy alamıyorsak bunun başlıca nedenlerinden birisi de budur. O bölgelerde yaşayan halk PKK, Hizbullah ve Devlet arasında sıkışıp kalmıştır. Düzenli bir gelir kaynağından da yoksun olan halk aşiret reislerinin elinde kukla gibi yaşamaktadırlar. Geçmiş dönemlerde rahmetli eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in köy kent projesi hayata geçmiş olsaydı, toprak reformu yapılabilmiş olsaydı bugün bölge halkı ne aşiret reislerine göbeklerinden bağlı kalırlardı ne de PKK terör örgütüne. Siz bölge halkının güvenliğini ve geçimini sağlayacak projeler üretemediğiniz müddetçe bölge halkını ikna etmeniz mümkün olmaz. Bölge halkını kendi kaderine terk ettiğiniz müddetçe birileri gelip o halkın hem oylarını alır, hem de kendi çıkarları için kullanır. Siz de böylelikle hava alırsınız.

Seçim yenilgisinin nedenlerinden bir başkası da adayların seçime kısa bir süre kala belirlenmesidir. Bu süre zarfında adaylar ne bir proje üretebilirler ne de ürettikleri projeyi halka anlatabilecek zaman bulabilirler. Zaten bu zamanın önemli bir kısmını Meclis Üyesi Adaylarının belirlenmesi alıyor. Kalan zaman süresi propaganda yapmaya bile yetmez. Bu kadar kısa zaman diliminde ne kadar seçim çalışması yapılabilir siz karar verin. Diyeceksiniz ki iktidar partisi de aynı sorunu yaşamıyor mu? Elbette bu kadar kısa zaman süresi iktidar partisi içinde dezavantaj. Ancak iktidar partisi muhalefet partililerine göre çok önceden her an seçim olacakmış gibi çalışıyor. Böylesine bir çalışma hangi bir muhalefet partinde vardır söyler misiniz? Muhalefet partileri eğer seçim almak istiyorlarsa seçimlerden çok öncesi çalışmaya başlamaları gerekiyor. Hedef seçmen kitlesi ile bire bir tanışması ve yakınlaşması gerekiyor. Seçmenler ile içli dışlı olmaları gerekiyor. Onların sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşma noktasında olmaları gerekiyor.

Bu yazımda seçimlerin kaybedilmesine göstereceğim en son neden ise sandıklara sahip çıkamayışımızdır. Her seçim döneminde sandıklara sahip çıkmanın önemine işaret edilir ancak sonrasında bu konunun arkasında kimse durmaz. Bundan önce yapılan genel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sandıklara sahip çıkma konusunda bir mektup yazdım. Tahmin edebileceğiniz üzere yanıt alamadım. Bu durumda beni üzen üyesi bulunduğum Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yanıt alamamak değildi. Asıl beni üzen konu sandıklara sahip çıkan örgütler ile sahip çıkamayan örgütlerin bir tutulmasıdır. Seçimleri kazanan örgütler ile kazanamayan örgütlerin bir tutulmasıdır. Yani demem o ki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi nezdinde seçimleri kazansanız da kaybetseniz de değişen hiç bir şeyin olmadığıdır. Eğer geçmiş dönemlerde sandıklara sahip çıkamayan partililer cezalandırılmış olsaydı bugün sandıklar dün olduğu kadar sahipsiz kalır mıydı? Geçmiş dönemlerde yapılan seçimlerde seçim kaybeden örgütler görevden alınmış olsaydılar bugün aynı duyarsızlıkları gösterebilirler miydi? Bugün Antalya’da Mustafa Akaydın sandıklara sahip çıkılamadığından dolayı seçimleri kaybetti. Keza Ankara’da Mansur Yavaş aynı sorumsuzlukların kurbanı sayılır. Ellerinde ıslak imzalı seçim tutanağı bulunan bir örgüt o gece kaç oyu olduğunu hesaplar. Sonuç itibariyle İlçe seçim kurulları alınan oyların altında bir sonuç açıkladıkları zaman da alınan ıslak imzalı seçim sonuç tutanakları İlçe Seçim Kurullarının önüne konarak oylara sahip çıkılır. Bugün ülke genelinde birçok yerde oylar yeniden sayılıyorsa bunun nedeni ıslak imzalı seçim sonuç tutanaklarının hepsinin alınamayışından başka bir şey değildir.

Şimdi artık sadede geliyorum. Çünkü bu kadar tespitin yeterli olduğunu düşünüyorum. Şimdi sizlere soruyorum. Seçim kaybetmiş örgütler, Genel Merkeze seçim yenilgisinin hesabını sorabilirler mi? Elbette ki hayır. Çünkü seçim kaybetmiş bir örgüt ‘’süt dökmüş kedi gibi’’ yerinde oturur. Ya Genel Merkez, seçim kaybetmiş örgütlere hesap sorabilir mi? Elbette soramaz. Çünkü kendisi de seçim kaybetmiştir. Peki, o halde seçim kaybetmiş örgütlere ve Genel Merkeze kim hesap soracak? Bu seçim yenilgisini kim masaya yatıracak?
Şimdilik benden bu kadar.07.04.2014

SAİT BALCI

451 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.