BALIK BAŞTAN KOKAR

sait-balci
30 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin üzerinden beş gün geçmesine rağmen halen daha birçok bölgede sonuçlar netleşmedi. Bunun nedeni ise seçimi kazanan adaylar ile kaybeden adaylar arasındaki farkın düşük olmasıdır. Antalya, Ankara ve Adana’da bu yüzden seçim sonuçlarına itiraz edildi. İstanbul’da ise fark az değil ama bariz bir şekilde seçim sonuç tutanakları, oy birleştirme tutanaklarına yanlış kaydedilmiş durumda. Buradan anladığıma göre partililer ilk etapta oy birleştirme tutanaklarını göz ardı etmişler. Ancak adaylar ne zaman seçimleri kıl payı kaybetmişlerse o zaman bu durumun farkına varıp itiraz etmişler. Ya seçimleri farklı bir oy oranı ile kaybeden adaylar bu durumun farkındalar mı? Onlar, seçimleri kaybetmenin verdiği üzüntüyü bir tarafa bırakıp sandıklarda aldıkları oylar ile seçim kurulları tarafından ilan edilen oylar arasındaki farkı karşılaştırdılar mı? Yani kendi oylarına sahip çıktılar mı?

Seçimlerde sandıklara sahip çıkmak salt sandıklardan ıslak imzalı seçim sonuç tutanaklarını almakla da bitmiyor. Islak imzalı seçim sonuç tutanaklarını almak, sandıklara sahip çıkmanın ancak birinci bölümünü oluşturuyor. İkinci bölüm ise sandık sonuçlarının teslim edildiği ilçe seçim kurullarında başlıyor. Asıl iş burada daha önemli. Çünkü oy birleştirme tutanakları burada yapılıyor. Eğer burada çalışan görevliler oy birleştirme tutanaklarını bilerek veya bilmeyerek yanlış hesapladıkları zaman sonuçlar değişebiliyor. Bu yüzden siyasi partiler sandıklardan aldıkları ıslak imzalı seçim sonuç tutanaklarını kendileri de toplayarak oylarını hesaplamaları gerekiyor. Daha sonra ilçe seçim kurullarında açıklanan sonuçlar ile karşılaştırmaları gerekiyor. Bu çalışmalar yapılmamışsa sandıklara sahip çıkılmamış demektir.

Eğer Ankara’da, Antalya’da, İstanbul’da ve bilhassa seçim sonuçlarının kritik olduğu yerlerde ıslak imzalı seçim sonuç tutanakları alınmamış ise seçim sonuçlarını kabul etmekten başka yapacak hiçbir şey yok. Yüksek Seçim Kurulu bu türde hataların önüne geçilebilmesi için siyasi partilere sandık başlarında birer üye bulundurmalarına olanak sağlıyor. Yüksek seçim Kurulu bununla da yetinmiyor aynı zamanda siyasi partilere sandıklara gözlemci bulundurmalarına da olanak sağlıyor. Durum bu kadar net ve açıkken halen daha oyların çalınması, oy birleştirme tutanaklarının yanlış hesaplanması veya bir başka partinin hanesine yazılması, tam anlamıyla bilinçsizliğin ve cahilliğin göstergesinden başka bir şey değildir. Bu konuda kesinlikle ve hiç tartışmasız bir öz eleştiri yapmak gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde böylesine hataların, neden olmadığını araştırmak gerekiyor. Onların seçim sisteminin bizimkisinden farklı olup olmadığını tespit etmek gerekiyor. Seçimlerde görev alan partililerin hangi sorumluluk duygusu içinde hareket ettiklerini sorgulamak gerekiyor. Belki böylesine bir araştırmadan sonra kendi sandıklarımıza daha iyi sahip çıkarız. Partili olmanın sorumluluğunu daha iyi kavrarız. Üyesi olduğumuz siyasi partiye karşı olan görev ve yükümlülüklerimizi, beş yılda bir defaya mahsus adam gibi yerine getiririz.

Burada yeri gelmişken bir öz eleştiri daha yapayım. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için böylesine tespitlere ihtiyaç duyulduğu kanısındayım. Yoksa doğruyu eğriyi birbirinden ayırt edemeyiz. Atalarımız ‘’Balık baştan kokar’ ’demişler. Öteden beri Atalarımızın sözlerine hep değer vermişimdir. Çünkü onların sözleri bizlere her zaman yol göstermiştir.03.04.2014

SAİT BALCI

445 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.