İNLERİNE GİRECEK, İNLERİNE

sait-balci
Değerlendirmeye başladığım Yerel Seçim sonuçlarını bugün kaldığım yerden devam ediyorum. Çünkü bu konuda daha çok söylenecek söz var. Bu köprünün altından da daha çok sular akacak. Sonuçları aşama aşama hem iktidar partisi yönünden hem de muhalefet partileri yönünden değerlendireceğim. Şimdiden söyleyeyim ki bu durum da epey uzun sürecek. Bu nedenle seçim sonuçlarını daha ayrıntılı olarak inceleme fırsatını yakalamış olacağım. Ancak değerlendirmeye başlamak için zaman henüz erken. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu, kesin sonuçları henüz açıklamadı. Ancak gerek iktidar partisi, gerekse muhalefet partilileri kendilerine göre seçim sonuçlarını değerlendirmeye başladılar. Hangi değerlendirmelerin gerçeği yansıttığı ise Yüksek Seçim Kurulunun açıklayacağı kesin sonuçların içinde saklı. Ancak üç aşağı beş yukarı sonuçlar belli olduğu için müneccim olmaya da gerek yok.

Başbakan’ın balkon konuşmasından sonra nihayet Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi de ilk açıklamalarını yaptılar. Muhalefet partilerinin değerlendirmelerine baktığım zaman sanki sıradan bir seçim sonucunu değerlendirdikleri izlemine kapıldım. Hâlbuki bu seçimler genel seçimlerin provası şeklindeydi. Bu durumu seçmenler de bu şekilde algılamıştı. Muhalefet partileri açısından hüsranla biten sonuçları kayda değer görmemek bana hiç de inandırıcı gelmiyor. Öncelikle bir noktaya kesin parmak basmak istiyorum. O da 30 Mart Pazar günü yerel seçimler yapılmıştır. Yapılmış olan yerel seçimlerden iktidar partisi zaferle çıkmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi başta olmak üzere, muhalefet partileri de büyük bir yenilgi almışlardır. Seçim sonuçlarını neresinden bakarsanız bakın bu gerçek hiç değişmez.

Başbakan balkon konuşmasında yerel seçimler sonrası izleyeceği siyaset ile ilgili bir nevi ipuçları verdi. Dikkat ederseniz Başbakan bundan önceki balkon konuşmalarında yumuşamadan söz ederdi. Her ne kadar verdiği sözleri tutmasa da yine de sanki kucaklayıcı bir siyaset güdeceğine dair sözler verirdi. Başbakan’ın verdiği sözleri ne kadar yerine getirdiğini tartışmak bile gerekmez. Çünkü her seçim sonrası toplumu germekten başka bir şey yapmaz. Bu durum zaten Başbakan’ın normal ruh halidir. Her seferinde milli iradenin arkasına sığınır. Demokrasiyi milli iradeden ibaret sanır. Hal böyle olunca da pek tabi ki toplum da ister istemez kutuplaşır.

Genel anlamda okuyan toplum olamayışımız Başbakan’ın ekmeğine yağ sürülmesine neden oluyor. Başbakan bu yüzden bu seçimler sonrası yaptığı balkon konuşmasında yumuşama yerine bilerek daha da sertleşmeyi seçti. Bu yüzden uzun bir dönemden bu yana içinde beslediği Cemaat üyelerinin inlerine gireceğinin sinyalini verdi. Başbakan bu sözünü tutar mı tutmaz mı bilemem ama bu söylem ile yine sorgulama yapmayan toplum üzerinde kendisi açısından olumlu etki yaratacağı kesin. Çünkü okumayan toplum bu tür söylemlerden hoşlanıyor. Başbakan da bu fırsatı oldukça iyi değerlendiriyor. Ha inlerine girer mi derseniz, girmez de diyemem. Cemaatin oyunu sorgulaması da zaten bu yüzdendi. ABD’de yaşamakta olan Fethullah Gülen’in yeşil pasaportunu iptal ettirmesi de bu yüzden. Taraf Gazetesi yazarı Emre Uslu, Eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni Bülent Karaş ve Zaman Gazetesi Yazarı Mehmet Kamış hakkında suç duyurusunda bulunması da bu yüzden. Başbakan, bu yüzden 2.Ergenekon Davasının adımlarının atmaya başladığını söylersem yanılmış sayılmam. Ancak sonu nereye kadar gider onu bilemem. Şu kadarından eminim ki, Başbakan genel seçimlere kadar bu adımların hepsini atacak. Bu yüzden ileri ki günlerde geniş çaplı operasyonlara tanık olabiliriz.01.04.2014

SAİT BALCI

622 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title

WordPress Uzmanı: Buğra Yazar