SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR

sait-balci
Yerel seçimlere yaklaştığımız bugünlerde halen bazı seçmenlerimiz maalesef akıl tutulması yaşıyorlar. Gördüğüm kadarı ile de kiraya vermiş oldukları akıllarını, dürtmesek geri alacak gibi değiller. Öylesine şartlanmışlar çünkü. Hani seçimler sonrası konuştuğumuz bu arkadaşlarla aynı düşüncelerde olduğumuzdan hiç şüphemiz olmaz. Sorduğumuz zaman ‘’Biz oy vermedik’’ derler. Sonra da kim verdi, diye birbirimize sorarız. Ancak ortada bir gerçek vardır ve AKP’ye oy verilmiştir. Biz vermediysek o zaman birileri vermiştir. Daha sonra.’’ Geçen sefer verdik ama bu sefer vermeyeceğiz’’ konuşmalarına tanık olmaya başlarız. Böylelikle geçen sefer verdiklerini de itiraf etmiş olurlar. Elimiz kırılsaydı da ‘’keşke vermeseydik ‘’ derler. Ancak ne hikmetse seçimler arifesinde bu durumu bir türlü idrak edemezler. Sizler de geçmişte bu konuşmalara şahit olmuşsunuzdur. Bu yerel seçimlerde yine şahit olacaksınız. Çünkü akıl tutulmaları halen devam ediyor.

Yaklaşan 30 Mart Yerel seçimleri, artık bir genel seçim havasındadır. Yani halkın iktidar partisine güvenip güvenmediğinin sorgulandığı bir seçimdir. Başbakan’da bu gerçeği pekâlâ çok iyi biliyor. Bu yüzden sıkı sıkıya koltuğuna yapışıyor. Sanki hiç bırakmayacakmış gibi. Sanki iktidar koltuğu kendi partilerinin daimi koltuğuymuş gibi. Tarih, halkın tepkisine rağmen koltuğu bırakmayanların sonunu hep yazmıştır. Yarın da yazmaya devam edecek. Ülkemiz AKP İktidarı ile yönetilmeye başlayalı tam 12 yıl oldu. Bu geçen zaman zarfında AKP İktidarının geçmiş iktidarlardan hiçbir farkının kalmadığını gördük. Yani ‘’Ak sütten çıkma ak kaşık’’ olmadıkları gün ışığına çıktı.

Hatırlayacaksınız, Almanya’nın ortaya çıkardığı bir Deniz Feneri Davası vardı. Bu dava ‘’Yüzyılın Soygunu’’ olarak adlandırılmıştı. Bu davada yargılananlar arasında AKP’ye yakınlıkları ile bilinen Kanal 7 kurucusu Zekeriya Karaman, Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş vardı. Davanın Almaya ayağını ülkemize taşıyan Nadi Türkaslan, Mehmet Tamöz ve Abdulvahap Yaren adlı savcıların başına gelenleri biliyorsunuz. Bu savcılar Deniz Feneri Davası’nın ülkemiz ayağını mahkemeye taşıdıkları için öncelikle ellerinden bu dava dosyasını aldılar. Tıpkı 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonunda olduğu gibi. Sonra da bu davadan dolayı bu savcılara dava açtılar. Şimdi de 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonunu yapan savcılara dava açacaklar. Şimdilik ortalığın durulmasını bekliyorlar. Seçimleri kazasız belasız atlatmak istiyorlar. Başbakan bu seçimlerden yara almadan kurtulursa ondan sonra olacakları varın siz düşünün. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde böylesine hukuk ihlalleri olur mu? Bizim ülkede maalesef oluyor. Neden mi? Ben söyleyeyim. Bu akıl tutulması yaşayan insanlarımız yüzünden. Seçimler öncesi iktidar partisinin gerçek yüzünü göremedikleri için.

AKP İktidarının ülkemize vermiş olduğu zararlar bunlarla da sınırlı değil tabi. 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu ile AKP İktidarının dört bakanının bir İranlı işadamı olan Rıza Zarrab tarafından nasıl kullanıldığını gördük. Rıza Zarrab, dinlemeye takılan konuşmalarda devleti yöneten AKP İktidarının Bakanlarına memur gözüyle baktığına tanık olduk. Rıza Zarrab, ‘’Memur ile fahişenin parasını peşin vermek lazım’’ diyor. Yani İranlı bir İşadamı koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanlarına memur gözüyle bakıyor. İşlerini Bakan çocuklarına rüşvet vererek çözüyor. Hiç olacak iş mi? Yine dinlemeye takılan bir konuşmada Eski İçişleri Bakanı Rıza Zarrab’a ‘’Önünde yatarım’’ diyor. Böylesine bir skandal da yaşadık. Peki, sonuç ne oldu? Bu soruşturmada adı geçen Bakanlar görevden alındı. Başbakan’ın bu olaylardan haberi yok muydu? Elbette vardı. Bu durumu daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanı da itiraf etmişti. O halde bu skandala sadece dört Bakan değil Başbakan da dâhildir. Kendimize örnek aldığımız Avrupa Ülkelerinde bu skandal patlak vermiş olsaydı hükümet çoktan istifa etmişti. Ancak bizde demokrasi daha ilerde olacak ki, Başbakan bırakın istifa etmeyi koltuğuna daha fazla yapışıyor. Takdiri yerel seçimleri genel seçim havasında göremeyen ve akıl tutulması yaşayan seçmenlerimize bırakıyorum.

Şimdi buradan 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere yaklaştığımız bu günlerde seçimler sonrası yine ‘’keşke’’ demek istemeyen yurttaşlarımıza, iktidar partisini daha iyi sorgulamalarını tavsiye ediyorum. Balyoz ve Ergenekon Davaları ile yüzlerce yurtsever aydınlarımızı ve vatansever komutanlarımızı Silivri zindanlarına atanları unutmamalarını istiyorum. Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanı olanların memleket yerine kimlere hizmet ettiklerini sorgulamalarını istiyorum. Suriye’de kendilerini Müslüman olarak adlandırarak ve yüzlerce Suriye vatandaşını insanlık dışı katliamları ile öldüren terör örgütüne kimlerin yardım ve yataklık ettiklerini sorgulamalarını istiyorum. Kurtuluş Savaşları sonrası Lozan Barış Antlaşması ile çizilmiş ülkemiz topraklarının sınırını kimlerin tanımadığını sorgulamalarını istiyorum. Bir Milletin, bir ulusun varlığını sürdürebilmesi için her şeyden evvel vatan topraklarına sahip olmak gerektiğini anımsamalarını tavsiye ediyorum.

Akıl tutulması yaşayan değerli yurttaşlarımız, eğer yarından sonra yine ‘’keşke’’ demek istemiyorsanız Yolsuzluk ve Rüşvet skandalına bulaşmış İktidar partisine artık dur demeniz gerekiyor. Yarının gençlerine temiz ve ahlaklı bir gelecek bırakmak için önyargılarınızdan kurtulmanız gerekiyor. Aydınlık bir ülke için, kullanılma miadını doldurmuş olan AKP İktidarına sandıklarda gereken dersi vermeniz gerekiyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi ‘’Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.’’ 17.03.2014

SAİT BALCI

622 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.