NEDEN CHP? NEDEN ALİ ACAR?

sait-balci
Siyasi yelpazenin solunda yer alan bizler, sağa sola savrulmayı nedense bazen pek severiz. Her seçim arifesinde de böyle bir akıl tutulması yaşarız. Sonra da seçimlerin yapıldığı günün akşamı ekranların başına geçtiğimiz zaman seçimleri kaybetmiş olmanın verdiği üzüntü ile de nerede hata ettik diye birbirimize sorarız. Ancak her nedense seçimler öncesinde birbirimize kenetlenmeyi bir türlü akıl edemeyiz. Tartışmayı da tadında bitirmeyi beceremeyiz. Bu konuda parti tabanlarının ne kadar kusuru varsa, partinin tavanının da o kadar kusuru vardır. Demem o ki zaman zaman böyle akıl tutulmalarını bizler hep yaşarız. Dün yaşadık, bugün de yaşıyoruz. Önemli olan bu geçiş aşamalarını vurmadan, kırmadan atlatmamız gerekiyor. Elbette geçmişte bize etik gelmeyen yöntemler uygulanmıştır. Ama bu saatten sonra geçmişe dönmenin ne bize, ne de memlekete faydası vardır.

İşte yine bir seçim arifesindeyiz. Bu dönem İlk defa bir iktidar partisi bu denli yolsuzluk ve rüşvet skandallarına maruz kaldı. İnternete hemen hemen her gün kirli çamaşırlarının döküldüğü kasetler sürülüyor. 17 Aralık günü, istifa eden Bakanların çocuklarının da adlarının karıştığı Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu ile uyandık. Arkasından Habertürk Gazetesine ve Televizyonuna ‘’Alo Fatih ‘’ telefonlarına tanık olduk. Başbakan ile oğlunun evdeki paraların sıfırlanması ile ilgili konuşmalarına şahit olduk. Adalet Bakanı ile Aydın Doğan hakkında berat kararı veren hâkimin kimliğinin soruşturulmasına tanık olduk. Fenerbahçe’ye kurulan kumpas konuşmalarına şahit olduk. İmralı tutanaklarını yayınlayan Milliyet Gazetesinin sahibi Demirören’e fırça atıldığını duyduk. Hatta ve hatta ne derece doğrudur bilemem ama Başbakan’ın kendi Bakanlarını bile tokatladığı söylendi. Daha ne diyeyim? İktidar partisinin hemen hemen her gün kasetleri ortaya çıkıyor, ancak Başbakan hiçbir şey olmamış gibi koltuğunda oturmaya devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Deniz Baykal ise internete sızdırılan bir kaset yüzünden anında istifa etti. 17 Aralıkta Yolsuzluk ve Rüşvet skandalları patlak verdi fakat Başbakan istifa etmedi. Basına yapılan baskılar medyaya yansıdı fakat Başbakan yine istifa etmedi. İşadamlarına baskıların yapıldığı ortaya çıktı ama Başbakan yine istifa etmedi. Yargıya müdahale edildiği ortaya çıktı ama Başbakan yine istifa etmedi. Deniz Baykal özel bir görüntü yüzünden istifa etti ama Başbakan bunca yolsuzluk ve rüşvet iddiaları partisini sarıp sarmalamış olmasına rağmen istifa etmedi. Millete olan hizmet aşkından olsa gerek. Yoksa ben başka türlü bir açıklama düşünemiyorum.

İşte böyle bir ortamda yerel seçimlere gidiyoruz. Gördüğüm o ki ülkenin bulunduğu konum itibariyle bizim çokbilmiş bazı insanlarımız yine eskiden takındıkları tavırlara geri dönmüş olduklarını görüyorum. Oysaki bu seçimler 2015 yılında yapılacak olan Genel Seçimler kadar önemli. Bu seçimler bir nevi Genel Seçimlerin provası niteliğinde. O yüzden sağa sola daha fazla savrulmadan Cumhuriyet Halk Partisinin adaylarına destek vermemiz gerekiyor. İktidar partisine dersini sandıklarda vermemiz gerekiyor. Seçmenlere iktidar partisinin piyasaya dökülmüş olan kirli çamaşırlarını anlatmamız gerekiyor. İktidar partisinin Yolsuzluk ve Rüşvet skandalı yüzünden ülkeyi yönetemez hale geldiğini anlatmamız gerekiyor. Hukukun adaletli dağıtılmadığına parmak basmamız gerekiyor. Balyoz ve Ergenekon Davaları yüzünden yüzlerce yurtsever aydınımızın yüzünden Silivri’de esir alındığını anlatmamız gerekiyor. Ülkemizde mini bir kur ayarlaması yaşandığını ve paramızın satın alma gücünün düştüğünü hatırlatmamız gerekiyor. Gelir dağılımın adaletli olmadığını söylememiz gerekiyor. İnsanların işsiz kaldığını anlatmamız gerekiyor. İnsanların bir torba kömüre ve erzaka muhtaç hale getirildiğini anlatmamız gerekiyor ki insanlarımız gerçeklerin farkına varabilsinler. Seçmenlerimiz de bu değerlendirmelere göre tercih yapabilsinler. Yoksa seçmenlerimiz iktidar partisinin son birkaç hafta içinde şarkılı türkülü seçim propagandaları ile gündem saptırmasına aldanmasınlar.

İşte Cumhuriyet Halk Partisi bugünler için vardır. 12 yıldır ülkeyi siyasi baskı ile yöneten AKP iktidarına son vermek için vardır. Marmaris’te de Cumhuriyet Halk Partisini Ali Acar temsil ediyor. Başkan iki dönemdir iktidar partisi tarafından yapılan bütün baskılara rağmen dimdik ayakta duruyor. Bildiğim kadarı ile seçildiğinden bu yana Belediye’den müfettişler hiç eksik olmadılar. Ali Acar’ı çok sevmiş olmalarından olsa gerek. Sanıyorum Ali Başkan da onları iyi ağırlıyor olacak ki bu misafirperverlik onlarda tutku haline gelmiş. Bu siyasi baskılar Marmaris’te olduğu gibi diğer Cumhuriyet Halk Partili Belediyeler’de de devam ediyor. Şimdi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Osman Gürün de aynı konulara daha önce değinmişti. İzmir, Antalya, Aydın gibi Belediyeler de aynı baskılara maruz kaldılar. Başbakan kendi partisinden olan Belediyelere maddi manevi yardımı sonuna kadar açıyor ama kendi partisinden olmayan Belediyelere bırakın maddi yardım etmeyi daha köstek oluyor. Buradan iktidar partisinin ileri gelenlerine Belediyeler arasında ayrım yapılıp yapılmadığını sormak isterim.

Tekrar Ali Acar’la devam edelim. Kulağıma gelen bilgilere göre iktidar partisinin bazı ileri gelenleri Ali Acar seçilirse işyerlerini yıkacağını söylemişler. İnsanlara iş vaadinde bulunmuşlar. İş vaadi iyi güzel de bunu nasıl yapacaklarını da söyleselerdi iyi olurdu. İnsanlar en azından böyle bir olasılığın olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olurlardı. Yoksa bol keseden atmak elbette kolaydır. Her şeye rağmen biraz destekli atmak lazım diye düşünüyorum. Ne de olsa burası Marmaris. Turizm şehri olmasından dolayı da ülkenin değişik yerlerinden iş için insanların akın ettiği bir yer. Okuryazar oranı da yüksektir. Bu yüzden insanlar bol kepçe ile verilen vaatlere pek kanmazlar.

Ali Acar tekrar seçilirse işyerlerini yıkacağı meselesine gelince, elbette düzgün yapılaşma gereği imara uygun olmayan binaların düzeltilmesi için çalışacaktır. Yapılaşmayı imar kanunlarına göre uygulamak seçilen her Belediye Başkanı’nın zaten görevidir. Ali Acar’ı bu konuda eleştirenlere sormak isterim; Bugün Uzun yalıya baktığınız zaman hiç mi memnuniyet duymuyorsunuz? Marmaris’e bir Kültür ve Sanat Evi’nin kazandırılmasının hiç mi önemi yok? 19 Mayıs Gençlik Meydanına ne dersiniz? Çarşı içinde yapılmış olan düzenlemelerin Marmaris’e hiç mi katkısı olmamıştır? Hijyenik koşullarda yapılmış olan Mezbaha ’ya ne dersiniz? Harap haldeki park ve bahçelerin yeniden düzenlemesi iyi olmamış mıdır? Ya kapalı Pazar yerine ne dersiniz? Ayrıca Pazar yerinin üstünde çok amaçlı bir salon var. Otogar yanında da sahipsiz hayvanlara ev sahipliği yapan Hayvan ve Rehabilitasyon Merkezi var. Bu hizmetler için iktidar partisinin Belediye’ye ne kadar desteği olmuştur varın onu da siz düşünün.

Bu değerlendirmelerden sonra Ali Acar’ın yıkıcı mı, yoksa yapıcı olduğunun kararını sizlere bırakıyorum. Ali Acar’ı eleştirirken biraz da gerçekçi olmak gerektiğini düşünüyorum. Sırf siyasi propaganda uğruna bir insan bu denli karalanmaz. Eğer sizin daha iyi bir projeleriniz varsa onları seçmenlere anlatırsınız. Yoksa ‘’Biz iktidar partisinin desteği ile hizmet vereceğiz’’ söylemi artık geçmişte kaldı. Çünkü AKP iktidarının da sonu geldi. Bu durumda eğer Marmaris’e hizmet etmeye talip iseniz, kendinizi iktidarda olmayan bir siyasi partinin Belediye Başkan Adayı olarak düşünmelisiniz. Ben bu durumda bugüne kadar kendi yağı ile kavrularak Marmaris’e hizmet eden Ali Acar’ı daha şanslı görüyorum. Bir Turizm kenti olan Marmaris’in Cumhuriyet Halk Partili bir Belediye anlayışı ile çok daha ileri noktalara ulaşacağını düşünüyorum. Bu yüzden diyorum ki; Oyum Cumhuriyet Halk Partisine. Oyum Ali Acar’a. 10.03.2014

SAİT BALCI

408 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.