VİCDANLARDAN DA AKLAYABİLİR MİSİNİZ?

sait-balci
Türk Ordusunu darbe planları ile çökertmek için memleketin arazilerine pırıl pırıl silahları gömdünüz. Sonra da düzmece ihbar mektupları ile gömdüğünüz silahları medya eşliğinde bulmuş gibi yaptınız. Askeriyenin kozmik odasına girerek önceden çalmış olduğunuz stratejik savaş planlarını da yeni bulmuş gibi yaptınız. Arkasından da asker darbe yapacaktı yalanına sarılarak gece yarıları memleketin yurtsever komutanlarını tek tek tutukladınız. Aynı işlemi sözde darbe planlarının sivil halkasını da aydınları, gazetecileri, yazarları akademisyenleri, tutuklayarak sürdürdünüz. Peki, o zamanlar bizler ne dedik? Bu yapılanlara komplo demedik mi? Haksız yere insanları Silivri zindanlarına atıyorsunuz demedik mi? Haksız yere insanların onurunu çiğniyorsunuz demedik mi? Ağır Ceza Mahkemeleri adalet dağıtmıyor demedik mi? Silivri zindanlarına atılan yurtsever aydınlara tecrit cezası uygulanıyor demedik mi? Ve halen daha uygulanmıyor mu?

Peki, sizler ne yaptınız o zaman? Yargı tarafsız ve bağımsızdır yalanının arkasına sığınarak içinizden kahkahalar atarak gülmediniz mi? Yetmedi, biz bu davaların savcısıyız demediniz mi? Peki, o zamanlar hukuka aykırı olarak dinlemeler yapılmıyor muydu? Tutuklanan yurtseverlerin cep telefonlarına sehven telefon kayıtları yüklenmiyor muydu? Bilgisayarların hard disklerine virüs yoluyla dosyalar yüklenmiyor muydu? O zamanlar hukuk ayaklar altında değil miydi? Şimdi de kalkmış ‘’Orduya kumpas yapıldı’’ diyorsunuz. ‘’İçerde haksız yere yatan insanlar var’’ diyorsunuz? Peki, bu gerçekleri o zamanlar niye göremediniz? Yoksa o sıralar gözleriniz mi görmüyordu? Şimdi Silivri Zindanlarında yatan yüzlerce yurtseverin nasıl esir alındığını bir tarafa bırakıp, sizlerin mağduriyetine ağlayacağız öyle mi? Haksız yere zindanlara doldurduğunuz aydınları unutup, Bakan çocuklarının adlarının da karışmış olduğu yolsuzluk ve rüşvet skandalından dolayı mağdur olmuşluklarına üzüleceğiz öyle mi? Onlar kaldıkları yerden işlerine devam etsinler diye yatıp öleceğiz öyle mi? Şimdi Paralel Devlet size darbe yapıyor diye ağlayıp feryat edeceğiz öyle mi? Daha çok beklersiniz efendiler, daha çok!

Demek Paralel Devlet şimdi sizlere darbe yapıyor öyle mi? Peki bize darbe yapan kimlerdi? Askerlere ve aydınlara gece yarıları darbeyi yapan kimlerdi efendiler? O zamanlarda hiç sesiniz soluğunuz çıkmıyordu ya. Şimdi ne oldu da kuyruğu kısmış kedi gibi miyavlıyorsunuz? Yargı şimdi de tarafsız ve bağımsız değil miydi? Yargıya müdahale etmek doğru olur mu? 12 Eylül Halkoyuyla kendiniz kabul kendiniz mi bu yargıyı? Peki, şimdi neden korkuyorsunuz kendi yarattığınız yargıdan? İnsan kendi yapılandırdığı yargıdan korkar mı? Bakan çocuklarının adlarının da karıştığı rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu yürüten savcıları ve polisleri neden görevden aldınız? Onlar da sizlerin eseriniz değil miydi? Eğer Bakan çocukları temiz iseler neden korkuyorsunuz? Bırakın soruşturmayı yürüten savcıları! Soruşturma dosyasını tekrar onlara verin! Onlar sonuçlandırsın bu rüşvet ve yolsuzluk dosyalarını! Eğer sonuçta Bakan çocukları suçsuz ise muhakkak sonuçta aklanacaklardır. Soruşturmayı yürüten savcılar eğer aynı Ergenekon ve Balyoz Davalarında olduğu gibi düzmece planlar ile bu soruşturmayı başlatmışlar ise hep beraber canlarına okuyalım onların. İnsanların onurları ile nasıl oynanırmış günlerini gösterelim. Ama önce Balyoz ve Ergenekon Davalarında olduğu gibi bu davalara da onların bakmasından korkmayalım. Türk Ordusunun emekli ve muvazzaf askerleri nasıl dik duruyorlar ise Bakan çocukları da onlar gibi dik dursunlar. Masum iseler masumiyetlerini ispatlasınlar. Ağlayıp sızlamasınlar. Üzerlerine atılı suçlara karşı kendilerini savunsunlar. Onlara yeteri kadar söz hakkı verelim. Cep telefonlarını emniyete alalım. Ergenekon ve Balyoz Davalarında olduğu gibi sehven telefon kaydı yüklemeyelim. El konulan bilgisayarlarına virüs yoluyla sehven dosya yüklemeyelim. Yani adil bir şekilde yargılanmalarının önünü açalım. Sonuçta hak ve adalet yerini bulsun. Ne dersiniz? Var mısınız?

Bırakın artık bu aldatmacaları efendiler! Bizler neyin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Eğer bugün adına ‘’Paralel Devlet’’ dediğiniz Cemaat konusunda biraz samimi olmuş olsaydınız o zamanlarda ne istemişlerse yerine getirmezdiniz. Şimdi kendinize rakip gördüğünüz Cemaat ile o zamanlarda mücadele etmiş olsaydınız belki insanlar o zaman, sizlere inanırlardı. Ancak zamanında yapmadığınız hamleleri şimdi Bakan çocuklarının adlarının da karışmış olduğu rüşvet ve yolsuzluk operasyonundan sonra yaptınız. Yani bugüne kadar kader birliği yaptığınız yapı şimdi sizi ısırmaya başladığında yaptınız. Şimdi bu hamleleri yolsuzluk ve rüşvet skandalını bertaraf etmek için atıyorsunuz. Bugün bu yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu, savcıları ve polisleri dağıtarak geçici olarak engelleyebilirsiniz ancak örtemezsiniz. Bugün yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan yargılanan Bakan çocukları da dâhil tüm zanlıları serbest bırakabilirsiniz. Onları yarından sonra da kendi yaratmış olduğunuz yargı ile de aklayabilirsiniz. Ancak toplum vicdanından aklayamazsınız. Atalarımız bile ‘’Güneş balçık ile sıvanmaz’’ demişler. İşte şimdi sizin geldiğiniz durum da bundan farklı değil. Bilmem daha fazla söze gerek var mı? 03.03.2014.

SAİT BALCI

486 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.