BİR LİDER PROFİLİ

sait-balci
Başbakan iktidara geldiğinden bu yana ilk defa bu denli derme çatma bir seçime giriyor. Cemaatle yaşanan ayrışmada ilk defa Milletvekilleri bu dönemde istifa ettiler. Yolsuzluk ve rüşvetler ilk defa bu dönemde tavan yaptı. Basına yapılan baskılar bu dönemde deşifre oldu. Gezi Parkı eylemleri bu döneme rast geldi. İşadamlarına yapılan baskılar da bu döneme rast geldi. Başbakan yaşadığı tüm bu olumsuzluklar karşısında yıkılmadığını kanıtlamak için dik durmaya çalışıyor ama nafile. Hafif bir sendelese düşecek. Bunu biliyor. Buna göre hareket ediyor. Yoksa başka bir seçenek te yok zaten.

Dershanelerin kapatılması ile alevlenen kavga ta buralara kadar geldi. Başbakan bu hamleleri yaparken işin ucunun buralara kadar geleceğini belki de tahmin edememişti. Bu yüzden Cemaate karşı yaptığı operasyonlar belki de sonunu daha erken getirecek. Bir lider adım atarken kader birliği yaptığı yandaşlarını bir çırpıda silmeye kalkıştığı zaman başına gelecekleri iyi hesaplamış olmalı. Yoksa lider olamazsınız. Hele hele ülkemiz şartlarında lider olmak öyle kolay da değildir. Her şeyden evvel vatandaşlara eşit mesafede olmanız gerekiyor. İnandırıcı olabilmeniz için tutarlı davranmanız gerekiyor. Söylem ve eylem birliğiniz olması gerekiyor. Kargaşanın yerine iç barışı ön plana çıkarmanız gerekiyor. Topluma mal olmuş şahsiyetlere saygı duymanız gerekiyor. Hele hele bir ülkenin var olmasına vesile olan ve Cumhuriyetin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine sahip çıkmanız gerekiyor. Milli Mücadeleyi özümsemeniz gerekiyor. Lozan’ı benimsemeniz gerekiyor. Cumhuriyetin ikinci adamı İsmet İnönü’yü de iyi anlamanız gerekiyor. Yoksa ‘’İki ayyaş’’ söylemi ile milletin hafızasından ne Mustafa Kemal Atatürk’ü, ne de İsmet İnönü’yü silebilirsiniz. Ulusal değerlere karşı yapmış olduğunuz düşmanlık toplum nazarında yer bulamamışsa bilin ki sizin kendinize yer bakmanızın zamanı gelmiştir.

Liderlikten başladım yine liderlik ile devam edeyim. Öyle dönemler geliyor ki bir bakmışsınız göz açıp kapayana kadar bir ülkenin Başbakan’ı olmuşsunuz. Hem de hiç hak etmediğiniz kadar. Hem de bir proje uğruna. O saatten sonra yaşadığınız memleketin çıkarları yerine Emperyalist Ülkelerin çıkarlarını korumaya başlıyorsunuz. Zaten bunun için seçiliyorsunuz. Siz hiç emek sarf etmeseniz de birileri sizin propagandanızı fazlasıyla yerine getiriyor. Ne zaman iktidara geleceğiniz, planlanan projelerin ne zaman hayata geçeceği çok önceden tasarlanmış oluyor. Size düşen görev ise vakti zamanı gelince önünüze konan programa aynen uymanız kalıyor. Eski Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın dediği gibi, ‘’Devlet gel dediyse geliyorsunuz, git dediyse gidiyorsunuz’’. Bunun dışında başka alternatifiniz de yok zaten. Yoksa yırtınsanız da, patlasanız da faydası yok. Bu saatten sonra artık önünüzde iki seçenek kalıyor. Ya projeyi önünüze koyanların isteklerine burun kıvırmadan kabulleneceksiniz ya da kendi doğrularınızın peşinde koşacaksınız. Birinci seçeneği tercih etmişseniz uygulanmakta olan projenin sonuna kadar iktidardasınız demektir. Yok, ikinci seçeneği tercih etmişseniz durumunuz oldukça vahim demektir.

Liderlikten başladık ya yine liderlik ile devam edelim. Bir lider halkın çıkarlarını gözetmek için iktidara gelmişse baştan da söylediğim gibi ulusal çıkarlara önem vermesi gerekiyor. Vatanın birliği ve bütünlüğünü savunması gerekir. Bir ülkenin varlığına mal olan Lozan’ı sahiplenmesi gerekir. İşte böyle bir lider iseniz pek bir sorun yok demektir. Yok, eğer talimat ile lider olmuşsanız sizin için sorun her zaman kapıda demektir. Hele hele projeye ortak olanları da yarı yolda bırakıp gitmişseniz hepten sorun var demektir. O saatten sonra ağzınız ile balık da tutsanız nafiledir. Her geçen zaman aleyhinizedir. Sonuçta her liderin de bir sonu vardır. Bilmem anlatabildim mi? 17.02.2014

SAİT BALCI

588 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.