BUNDAN DAHA ÖTESİ VAR MI?

sait-balci
Başbakan Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül’ü zor duruma düşürmek için hakkında dosya açıklaması yaptı fakat deyim yerindeyse kendi açtığı kuyuya kendisi düştü. Başbakan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Mustafa Sarıgül hakkında açıklama yapmasını isterken de Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘’Genel Başkan’’ sıfatı yerine Genel Müdür yakıştırması ile seslendi. Kendince Kılıçdaroğlu’nu küçümsemek ve küçük düşürmek için bu sıfatı kullandı. Başbakan’ın Kılıçdaroğlu’na böyle bir sıfat ile hitap etmesinin hiç yakışmadığını baştan söyleyeyim. En baştan Devleti temsil eden bir kişinin böyle bir sıfat kullanmasının hiç hoş olmadığını bilmesi gerekirdi. Başbakan Kılıçdaroğlu’nu sevmiyor olabilir. Zaten Başbakan’ın Kılıçdaroğlu’nu sevme zorunluluğu da yok. Ancak Başbakan olan bir insanın Muhalefet Partilerinin Genel Başkanlarına Genel Başkan sıfatı ile hitap etmesi gerekir. Devlet geleneği de bunu gerektirir. Eğer Başbakan on yıldır kime nasıl hitap edeceğini daha öğrenememişse bundan sonra da öğreneceğini pek zannetmiyorum. Ancak yine de danışman kadronun Başbakan’ı uyarması gerekiyor diyerek bu konuya parmak basmış olayım.

Şimdi gelelim asıl konuya. Başbakan Kılıçdaroğlu’na ‘’Mustafa Sarıgül ile ilgili partide tutulan dosyayı açıkla’’ dedi. Kılıçdaroğlu’da gereken yanıtı verdi. Burada Kılıçdaroğlu’nun verdiği yanıtın ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak şunu belirteyim ki, her partinin kendi üyeleri ile ilgili tutmuş olduğu dosyalar vardır. Nitekim iktidar partisinin de kendi partilileri hakkında oluşturmuş olduğu dosya vardır. Ancak bu dosyaların oluşturulmuş olması o partilinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Zaten böyle bir olasılık varsa savcılıkça soruşturma dosyası açılır. Eğer bu aşamada savcılığa intikal eden bir dosya yoksa da illaki suç üretilecek diye bir şey yoktur. Eğer zamanında Cumhuriyet Halk Partisinin yöneticileri Mustafa Sarıgül hakkında bir dosya hazırlamışlarsa ve bu dosyada ciddi kanıtlar olmuş olsaydı bu dosya savcılığa intikal etmiş olurdu. Savcılıkça böyle bir soruşturma açılmadığına göre demek ki oluşturulan dosyada Mustafa Sarıgül’ü suçlayacak yeterli delil yokmuş. Yoksa Mustafa Sarıgül hakkında ciddi anlamda yolsuzluk suçlaması olmuş olsaydı Mustafa Sarıgül’ü bugüne kadar Şişli Belediye Başkanlığı koltuğunda oturtmazlardı. Yanılıyor muyum?

Şimdi Başbakan’ın gösterdiği resimden Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği tabloya gelelim. Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği resimde yolsuzluk suçlamasından sonra görevden alınan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç var. Yine aynı resimde imar yolsuzluğu ile suçlanan eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar var. Yine Bakanlara rüşvet vererek inşaat yapmakla suçlanan Ali Ağaoğlu var. Ve Bakan çocuklarına rüşvet vermekten ve altın kaçakçılığı suçlanan Rıza Sarraf var. Başbakan da bu tablonun tam ortasında oturuyor. Milli İstihbarat Teşkilatının aylar öncesinde Rıza Sarraf konusunda uyarmasına rağmen Başbakan’ın bu uyarıları dikkate almadığı resimden gayet iyi anlaşılıyor. Yani Başbakan Bakanlarının yolsuzluk dosyasını aylar önceden öğrenmesine rağmen herhangi bir adım atmamış. Başbakan şimdi kalkmış Sarıgül hakkında ortaya bir şeyler çıkartabilir miyim diye kıvranıyor. Başbakan yolsuzluk konusunda gerçekten adım atmak istiyorsa önce kendi çöplüğünden başlaması gerekmiyor mu? Ha ondan sonra Muhalefet partililerinde adı yolsuzluğa karışanlar varsa onlar ile de sonuna kadar mücadele etsin. Ancak kendi partililerinin yolsuzlukları yargıya intikal etmesine rağmen yolsuzluğu başka partililerde araması gülünç oluyor. Başbakan öncelikle yargıya intikal eden dört bakan hakkında düzenlenen fezlekeleri Meclis’in gündemine getirmesi gerekiyor. Bir rivayete göre düzenlenen fezlekeler Meclis gündemine yerel seçimlerden sonra gelecekmiş. Ne diyelim? Ölme eşeğim ölme.

Kılıçdaroğlu Başbakan’a verdiği yanıtta bir başka belge de gösteriyor ki bu belgeye verilebilecek hiçbir yanıt yok. Başbakan 2004 yılında bir belgeye imza atmış ki hiç sormayın. Başbakan, kendi imzası ile Siirt Milletvekili olarak kendisi ve İstanbul Milletvekili, Mehmet Mustafa Açıkalın, İdris Naim Şahin, Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan hakkında zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarını işlediği iddiaları ile yasama dokunulmazlıklarının kaldırılması ve haklarında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığına yazı göndermiş. Buyurun bakalım cenaze namazına. Bundan daha ötesi var mı? 31.01.2014

SAİT BALCI

439 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.