İMF’YE BORÇ PARA VEREBİLECEK MİYİZ?

sait-balci
Dövizler almış başını gitmiş. Nerede duracağı ise belli değil. Merkez Bankası birkaç hamle yaptı ama pek başarılı olamadı. Piyasalar, dün uygulanan faiz politikası ile biraz durulur gibi oldu hatta düşme eğilimine bile girdi ama devamının geleceğini pek sanmıyorum. Dövizlerin yükselmesi ile lira da oldukça fazla değer kaybetti. Yerel seçimler yaklaşmamış olsaydı zamlar çoktan gelmişti. Yatıp kalkıp yerel seçimlere dua edelim. Ancak yerel seçimlerin arkasından zamlara da hazır olalım. Zira bu piyasalar zamları almadan rahatlamaz. Olan yine işçiye, çiftçiye, dar gelirli vatandaşa olur. Umarım yurttaşlar ufukta görünen zamları görürler. Görürler de oylarını ona göre verirler. Daha önce olduğu gibi yine seçimlere bir ay kala şarkılı türkülü propagandanın esiri olmazlar. Seçim günü tercihlerini bugünleri göz önünde bulundurarak değerlendirirler.

Ekonomiyi değerlendirirken 17 Aralık öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmamız gerekiyor. Çünkü arada çok fark var. Aslında bu farklılık Gezi Parkı eylemleri ile başlamıştı ama 17 Aralık Depremi bu farklılığı iyice derinleştirdi. Bugüne kadar siyasi iktidarın kirli çamaşırlarının pazara çıkarıldığına bu derece şahit olmamıştık. Meğerse bizim bilmediğimiz ne dümenler varmış ta haberimiz yokmuş. İran asıllı bir işadamının işlerini yaptırmak için Bakan çocuklarını kullanmış olduğuna şahit olduk. İmar yolsuzluklarına şahit olduk. Bir banka müdürünün tasarrufçulara paralarını bankaya yatırmalarını teşvik etmesi gerekirken kendisinin paraları ayakkabı kutularına koyduğuna şahit olduk. Bakan çocuklarının paraları saymak için evlerinde para sayma makinası ve para kasası bulundurduklarına şahit olduk. Görevden alınan Çevre ve Şehircilik Bakanının imar yolsuzluklarını Başbakan’ın izni ile yapıldığını itiraf etmesine şahit olduk. Sonuç olarak o kadar kırılgan bir ekonomiye sahipmişiz ki piyasaların bir anda alt üst olmasına şahit olduk. Demek ki ekonomi rayında değilmiş. Kırılgan bir yapıda duruyormuşuz. Kırılgan bir ekonomik bir ortamda yabancı yatırımcı gelmiyorsa bu durumu uyaran TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz mı suçludur yoksa ekonomiyi yapancı yatırımcının eline terk eden Başbakan mı?

Ne diyordu Başbakan? Borçlarımızı sıfırladık. Artık IMF’ye bile borç vereceğiz. Bırakın borçları sıfırlamayı, iktidara geldiklerinden bu yana iç ve dış borç toplamı 222 milyar dolardan 600 milyar dolara ulaşmış durumda. Ekonomide büyüme değil küçülme yaşıyoruz. Ortalık toz duman. İşsizlik artmaya devam ediyor. Kişi başına düşen milli gelir her yıl azalmaya devam ediyor. Cari açık 60 milyar dolara dayanmış. Farkında olmadan gelişmekte olan ülkeler içerisinde dış borcu en yüksek dört ülkeden biri olmuşuz. Yoksa bu duruma müsaade etmezdik. Bu gidişle bırakın ekonomi yönden dünyanın en büyük 10 ülkesinin arasına girmeyi, ayakta kalabilirsek büyük başarı olacak. İnşallah bu tespitleri yapmakta hainlik sayılmaz. Yoksa bende ayvayı yerim.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, piyasalarda yaşanan olumsuz gelişmeleri dış çalkantılara bağlamış. Bu aralar piyasaya bir dış mihrak anlayışı hâkim ki sormayın. Babacan’a dış mihrak anlayışı Başbakan’dan miras kalmış olmalı. Babacan’a göre yabancı yatırımcı ülkemizdeki gelişmeleri anlayamıyormuş. Yabancıların geri dönmemesi de bu yüzdenmiş. Eğer hal böyle ise bir tane de ‘’Dış Yatırımcı Bakanlığı’’ kuruversinler canım. Kılıçdaroğlu’nun deyişiyle, ellerinden tutan mı var? Başına da Ali Babacan’ı atadınız mı iş tamamdır. Babacan’da o ülke senin bu ülke benim diyerek yabancı yatırımcı avına çıkar. Böylece dış yatırımcı sorunu da halledilir. Başbakan’a göre zaten bu konular sorun değildir. Lakin benim Başbakan’a bir sorum var. Eğer ekonomimiz rayında ise bu aralar IMF’ye borç para verebilecek miyiz? Soruyorlar da. 29.01.2014

SAİT BALCI

469 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.