GELİN KABİNEYE DE RTÜK MODELİ UYGULAYALIM

sait-balci
İktidar partisi, Bakan çocuklarının da içinde yer aldığı yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarından kurtulmak için HSYK’yı direk kendilerine bağlamak istemişlerdi. Bu sistem demokrasi ile çelişince hem içten hem de dıştan tepki aldılar. Bunun üzerine şimdi de RTÜK modelini ortaya sürdüler. Beyzadeler her hâlükârda yargıya egemen olmak istiyorlar ya o yüzden. Aslına bakarsanız Avrupa Birliğinden ve ABD’den tepki gelmemiş olsaydı şu an halen Meclis te tekme tokatlar eşliğinde HSYK’yı yeniden yapılandırma komisyonu çalışmaya devam ediyor olacaktı. Ancak bu aşamada ABD ve Avrupa Birliği siyasi iktidara bu kadarı da fazla dedi. Yargının Adalet Bakanlığına bağlanması doğru değil dediler. Bizimkiler her ne kadar da bu tepkiyi içlerine sindirememiş olsalar da artık durumlar eskisi gibi olmadığı için yapılan uyarılara ‘’Dış mihraklar’’ tepkisi ile yanıt veremediler. Eskiden öyle mi olurdu? ‘’Milletin iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur’’ yaygarası ile çoktan ‘’Milli İrade ‘’mitinglerine başlamış olurlardı. Mağdur edebiyatı tam gaz yola devam ediyor olurdu. Belki de ABD Büyükelçisi yine çoktan düşman ilan edilmiş olurdu. Geri gönderilmesi için koparılmadık yaygara da kalmazdı.

Ancak durumlar eskisi gibi değil artık. Dış siyaset de raydan çıkmış durumda. Almış olduğum bir duyuma göre yolsuzluk ve rüşvet skandalı patlak vermemiş olsaydı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu kızağa çekeceklermiş. Çünkü Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esat ile barışmak için Davutoğlu’nun Bakanlıktan alınacağı sözü verilmiş. Ancak Esat bu tekliflere yanıt vermemiş tabi. Zaten bu zaman zarfı içinde yolsuzluk ve rüşvet operasyonu patlak verdi. Dolayısıyla yeni kabinede görev verilmesi düşünülmeyen Ahmet Davutoğlu yerinde kalmış oldu. Ancak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yine SOS vermeye devam ediyor. İktidar ortakları olan Cemaat tarafından her yedikleri darbeye suçlu arayışında ‘’Dış Mihraklar’’ açıklamasına buy sefer ABD okkalı bir yanıt verdi. Bu konuda ABD, Ahmet Davutoğlu’na ABD’nin dış mihrak olup olmadığı konusunda açıklama bile yaptırmışlar. Bu kadar tokattan sonra halen ABD için dış mihrak diyebilirler mi?

Avrupa Birliğinin ve ABD’nin yapmış olduğu uyarılardan sonra beyzadeler Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda göstermelikte olsa yürüttükleri çalışmayı dondurmak zorunda kaldılar. Hani eskiden geri adım atmazlardı ya artık o dönemler de geçti. Dershaneler konusunda bile işin neresinden çark edeceklerinin planını yapıyorlar. Yerel seçimlerin yaklaşmakta olduğu bugünlerde daha birçok konuda geri adım atacaklarının sinyalleri veriyorlar. Yeter ki yerel seçimler bu yolsuzluk ve rüşvet skandalından zarar görmesin. Yeter ki şimdilerde komşumuz olan El Kaide Terör Örgütünün Suriye kolu olan El Nusra Cephesine gönderdikleri silah dolu tırlara operasyon yapılmasın. Suriye’de ordu ile çarpışmalara katılan terörist kardeşlere İHH araçları ile gönderilen silah sevkiyatına baskı yapılmasın. İşte bu nedenlerden dolayı çok yakında Cemaat ile barışmak için kıvranacaklar. Ancak bunun öncesi Cemaate iyi bir ders vermek istiyorlar. Barış sürecini de ondan sonra başlatmak istiyorlar. Fethullah Gülen’in görüşme kasetini internete sızdırmaları da bu yüzden. Daha bir süre Cemaat ile ilgili yandaş medyalarına bilgi ve belge sızdıracaklar. Sözüm ona halk nezdinde Cemaati itibarsızlaştırmaya çalışacaklar. Eski Bakan çocuklarının da içinde yer alan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu hükümeti yıkmaya yönelik paralel devlet savıyla saptırmaya çalışacaklar. Bu iddiayı da desteklemek için Gülen Cemaatinin geçmişten bu yana yürütme ve yargı içinde yer alan uzantılarından mağdur olanlar üzerinden siyaset yapacaklar. Geçmişte kaset skandalı ile Deniz Baykal’ı eleştirirken bugün mağdur ilan etmeleri de bu yüzden. ‘’Türk Ordusuna kumpas kuruldu’’ demeleri de bu yüzden .’’İçerde masum insanlar var’’ demeleri de bu yüzden.

Şimdi maruz kaldıkları rüşvet ve yolsuzluk skandalından kurtulmak için ilk evvel HSYK’yı Adalet Bakanlığı’na bağlamak istemişlerdi. Bu yüzden masa üstlerinde tekme savurdular. Ancak komisyona gelen düzenleme iç ve dıştan tepki gelince şimdi de muhalefete RTÜK modeli önerdiler. İlla ki HSYK’yı ellerinde tutacaklar ya o yüzden. Mecliste sandalye dağılımına göre muhalefete HSYK kontenjanı ayırmayı düşünmüşler. Ancak yargının RTÜK yapılanmasından farklı bir kurum olduğunu anlamak istemiyorlar. Ne pahasına olursa olsun 2010 Anayasa Halk Oylaması ile Cemaate kaptırmış oldukları yargıyı geri almak için ağlayıp sızlıyorlar. Şimdi ben de diyorum ki madem HSYK’ya da RTÜK modeli uygulamak istiyorlar o zaman oldu olacak hükümet kabinesine de RTÜK modeli uygulayalım. Sandalye sayısına oranlı muhalefet partilerine de bakanlıklar dağıtalım. İcracı bakanlıklardan muhalefet partililerine de yer verelim. Ne dersiniz? 17.01.2014

SAİT BALCI

540 Tıklama Toplam 6 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title