HAMDOLSUN, CEPLER PARA İLE DOLMUŞ

sait-balci
2013 Yılına, hukuk ve adalet açısından baktığım zaman Ergenekon ve Balyoz Davalarının gölgesinde geçirdik desem yanlış değerlendirme yapmış sayılmam. 2013 Yılına açılım yılı da diyebiliriz. Yeni Anayasa yılı da diyebiliriz. Ancak yine de 2013 yılında olumlu gelişmelerde yaşadık. Örneğin yılın ikinci döneminden sonra olası Suriye saldırısı Rusya ve Çin tarafından bertaraf edildi. Keza yine İran’da yeni seçilen Cumhurbaşkanı Ruhani’nin dünya barışı adına olumlu adımlarını izledik. Ülkemizde de Gezi Parkı ile başlayan kitlesel eylemler yılsonuna dek aralıklı olarak devam etti. Başbakan dershaneler konusunda geri adım atmasına rağmen Cemaat ’in sert tepkisine maruz kaldı. Ve son olarak da siyasi iktidarı rüşvet ve yolsuzluklar içinde cebelleştiğine tanık olduk. Hani kendilerini ‘’ak sütten çıkma ak kaşık’’ olarak görünüyorlardı ya o yüzden. Hani haramla işleri olmazdı ya o yüzden. Hamdolsun, cepler para ile dolmuş.

2013 Yılında belki de en çok Ergenekon ve Balyoz Davalarını konuştuk. Davanın başlangıcından itibaren ağır cezaların verildiği hüküm aşamasına kadar yapılan hukuk ihlallerini gördük. Gizli tanıkların davayı nasıl sulandırdıklarına tanık olduk. Esasen Avrupa’da da gizli tanıklar var ancak bizim ülkemizde olduğu gibi hırsızlardan ve tecavüzcülerden değil. Avrupa Ülkelerinde davayla yakından ilgili ve aklı başında olan insanlardan gizli tanık oluyor. Bizde ise tam tersi oluyor Nerde aklı kaçık insan varsa gizli tanık yapılmış. Dava ile uzaktan yakından alakaları bile yok. Verdikleri ifadelerin doğruluk payı hiç yok. Tamamen savcıların yönlendirmesi ile gizli tanık olmuşlar. Ergenekon ve Balyoz Davası sanıkları olası bir darbe girişiminde bulunmadıklarını ispatlamaları dahi yetmiyor. Darbe yapılacağına dair en ufak bir delil bile bulunamıyor. Ama hüküm baştan verilmiş. Gizli Tanıklara itibar eden mahkeme heyeti, yurtsever aydınlara ve Türk Ordusunun emekli ve muvazzaf subaylarına itibar etmediler. Böylece Ergenekon ve Balyoz Davasından yargılanan yurtseverler en büyük cezaları aldılar. Halen bu davalar yüksek mahkeme aşamasında devam ediyor. Hükümetin Bakanlarına karşı yapılan Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonunun ardından Başbakan’ın siyasi Başdanışmanı Yalçın Akdoğan istemeyerek de olsa ‘’Türk Ordusuna kumpas kuruldu’’ diye açıklamada bulundu. Bu söylem Balyoz Davasının yeniden görülmesini gerektiriyor. Yalçın Akdoğan’ın açıklamaları davanın seyrini değiştirip değiştirmediğini yaşayıp göreceğiz.

Bu yılın ilk yarısına açılım süreci damgasını vurmuştu. Oslo görüşmelerinden sonra İmralı ile yapılan müzakereler kamuoyunu epey meşgul etti. Milliyet Gazetesi kırk yılda bir gazetecilik yaptı ve bu görüşmeleri deşifre etti. Zaten bu haberden sonra gazetenin sahibi Demirören, Başbakan’dan nasibini aldı. Açılım sürecinin tıkanmaması ve yeni Anayasa için yurt çapında Akil İnsanlar görevlendirildi. Ancak bu girişimde de sonuç vermedi. Açılım süreci ile beraber Yeni Anayasa da hüsranla sonuçlandı. Başbakan yeni Anayasa sürecini aşabilmiş olsaydı belki de Başkanlık siteminin önünü açmış olacaktı. Ancak bu konuda Başbakan ne kendi içindeki muhalefeti aşabildi ne de Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin muhalefetini. İnatla tek başına ülkeyi yönetme içgüdüsü ancak bu yılın sonuna kadar idare etti. Başlamış olan çözülmenin devamını yeni yılda daha net göreceğiz.

Ahmet Davutoğlu komutasındaki dış politika ise tam anlamıyla çöktü diyebiliriz. Ne Suriye politikasında başarılı olabildik ne de Mısır politikasında. Bütün yıl boyunca Ortadoğu’daki gelişmelerin iyi okunamadığı bir dış politika izledik. Bölge ülkeleri barıştan yana politikalar üretirken bizimkiler çokbilmiş politikaları ile savaş tohumları ektiler. Şimdilerde de ektiklerini biçiyorlar. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad onca baskının altından akıllıca uyguladığı politikalar ile yeniden dünya sahnesinde yerini almaya hazırlanıyor. Keza İran, Ruhani ile Ortadoğu sahnesinde yerini çoktan aldı. Irak bile bölgede bizden daha tutarlı politikalar uyguladı. Tüm bu gelişmeleri yan yana koyduğumuz zaman dış politikada ne kadar başarılı olduğumuz gün ışığına çıkıyor.

Hiç kuşkusuz bu yılın flaş gelişmesi hükümete yönelik düzenlenen rüşvet ve yolsuzluk operasyonu idi. Bu operasyon hükümeti temelinden sarstı. Bugüne kadar iktidar partisinde görünmeyen istifalar yaşandı. Başbakan istemeyerek de olsa adı rüşvete ve yolsuzluğa karışan Bakanlarını görevden almak zorunda kaldı. Bu soruşturma basına sızmamış olsaydı belki de Başbakan önlemini çoktan almış olacaktı. Ancak gelişmeler ani oldu. Polis amirlerinden bile gizli yürütülen operasyonlar sonucunda Halk Bankası Genel Müdürünün evinde ayakkabı kutularında paralar bulundu. Bakan çocuklarının evlerinde para kasaları bulundu. Bakanların İranlı İşadamı ile yaptıkları telefon görüşmeleri basına sızdı. Bu kadar rezaletten sonra Başbakan’ın Bakanları görevden alması şart olmuştu. Ancak ikinci dalga yeni atanan amirlere takılmış durumda. Bu operasyonun akıbetini de sanırım yeni yılda öğreneceğiz.

Tüm Atatürkçü ve yurtsever aydınlarımızın yeni yılına, sevgi, dostluk ve barışın egemen olmasını diliyorum. Yeni yılda görüşmek üzere şimdilik esen kalın.31.12.2013

SAİT BALCI

423 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.