İLK RAUND CEMAAT’İN

sait-balci
Başbakan dershanelerin kapatılması konusunda ‘’ Bu konuda geri adım atmamız mümkün değildir’’ dedi mi? Dedi. Peki, ne oldu sonra? Taraf Gazetesinden Bavulcu lakaplı Mehmet Baransu devreye girdi. Şu meşhur bavuldan yeni dosyalar çıkartıp yazarı olduğu Taraf Gazetesinde yayınlamaya başladı. Başka ne oldu? Oda Tv’ye ve Sözcü gazetesinden Emin Çölaşan’a belden aşağı vurmak için kaset gönderildi. Söz konusu kasetlerin içeriğini tahmin etmek zor değil. Ancak kasetin kime ait olduğunu gönderenler ile gönderilenler biliyor. Ayrıca bunları bilme meraklısı da değiliz zaten. Kasetlerin bizi ilgilendiren yanı ise, Başbakan’ın dershaneleri kapatma konusunda gösterdiği irade karşısında ortaya çıkmalarıdır. Yani nasıl bundan önceki Milletvekili Genel Seçimleri sırasında Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili adaylarının kasetleri ortaya çıkmışsa şimdi de muhtemelen iktidar yanlısı bir partilinin kaseti de buna benzer bir amaç uğruna piyasaya sürüldü. Yani eskiden kasetli şantajlara alkış tutanlar şimdi kendileri bu kasetli şantajlara muhatap kaldılar.

Mehmet Baransu’nun geçmişte yayınlanan Milli Güvenlik Kurulu Kararlarını yayınlamaya başlamasından sonra hükümet kanadından peş peşe açıklamalar geldi. Ama yapılan açıklamalara dikkat ederseniz her açıklama gazetede yayınlanan her yeni belgeden sonra yapıldı. Yani hükümet kanadı sözcüleri hiçbir zaman Mehmet Baransu’nun haberlerinden önce açıklama yapmadılar. Önce beklediler, sonra açıklama yaptılar. Yani minareyi hep kılıfına göre uydurdular. Önce bu kararların altına imza atmak zorunda olduklarını ancak tavsiye niteliğinde alınmış olan kararları uygulamadıklarını söylediler. Mehmet Baransu’nun ortaya koyduğu belgeler, uygulanmadı deniyor ancak süreç içinde bazı fişlemelerin yapılmaya devam ettiği ortaya saçılan belgelerden anlaşılıyor. Burada ne Mehmet Baransu’nun Milli Güvenlik Kurulu Kararlarının uygulanmaya devam ettiği yönündeki haberleri ne de hükümet kanadından yapılan açıklamalar tam olarak gerçeği yansıtıyor. Yani hükümet başından beri Milli Güvenlik Kurulu Kararlarının altına imza atarken zaten hiçbir zaman samimi değildi. Ancak iktidara gelmelerinden bu yana Ordudan çekindikleri için bu kararlara imza attılar. Görünüşe baktığımız zaman siyasi İktidar, geçmişte eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in Milli Güvenlik Kurulunda irticai eylemlere ilişkin Gülen Cemaati’ni korumaya yönelik cesaretinin binde birini bile gösteremediği anlaşılıyor. Ayrıca bu kararlara imza atarken şerh bile koymamışlar. Niyet, baştan belli değil mi? İşte siyasi iktidarın asıl sorgulanması gereken tutumu budur. Yani siyasi iktidar bir taraftan Gülen Cemaatini fişlemeye yönelik kararlara imza atarken diğer taraftan da bu kararları tam olarak uygulamıyor. Yani siyasi iktidar Milli Güvenlik Kurulu Kararlarından işine gelenleri fişleme yapmış işine gelmeyenleri ise sümen altı etmiş.

Şimdi geldiğimiz noktada Milli Güvenlik Kurulunda imzalanmış olan kararların ortaya çıkması ve buna benzer yeni belgelerin de ortaya çıkma olasılığını Başbakan’ın göze alamadığını görüyoruz. Yani Başbakan’ın ‘’buradan artık geriye dönüş yok’’ demesine rağmen gerek ortaya çıkan kasetler yüzünden, gerekse ortaya saçılan belgeler yüzünden okkalı bir şekilde geri adım atmışa benziyor. Ancak yine de hükümet kanadı, Başbakan’ı haklı çıkartmak için dershanelerin kapatılmasının ileri bir tarihe kadar ertelediklerini söylüyorlar. İki sene gibi bir süreç yerel ve genel seçimler sonrası döneme denk geliyor. Bir de Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına. Koskoca bir iki yıl. İki yıla kim öle kim kala. Sonuç olarak önemli olan, Başbakan’ın dershanelerin kapatılması konusunda geri adım atıp atmadığıdır. 06.12.2013

SAİT BALCI

587 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title