ORTA DOĞUDA DENGELER DEĞİŞİYOR MU?

sait-balci

Her şey Suriye ile kimyasal silahların imha anlaşması ile başladı. Bu noktaya ise elbet kolay gelinmedi. Bir taraftan Suudi Arabistan, Katar, İsrail ve Ülkemizin başını çektiği koalisyon devletleri, öbür tarafta ise Rusya, İran, Irak ve Çin’in başını çektiği bölge barışı adına hareket eden Asya Pasifik Devletleri. Hepsinin de yakın geçmişe kadar gözleri Suriye’de idi. Suriye’ye olası saldırı an meselesiydi. Ülkemizde bile savaş çığırtkanlığı hat safhaya yükselmişti. Bir taraftan Başbakan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ABD’ye olası saldırı için bastırıyorlardı. Diğer taraftan da yandaş basın çoktan savaş tamtamlarına başlamıştı. Özel yetkili gazeteciler yine iş başındaydı. Hemen hemen her gün saldırının ne zaman başlayacağını, saldırıya hangi devletlerin katılacağını ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ne kadar dayanabileceğine ilişkin yorumlara bile başlamışlardı. Tıpkı Irak saldırısındaki savaş pozisyonu gibi. Peki, sonra ne oldu? ABD ve İngiliz halklarının Suriye’ye olası saldırıya karşı çıkmalarından sonra ne oldu? ABD, Rusya’nın Suriye’nin elindeki kimyasal silahları imha planına balıklama atladı. Yani ABD, ekonomisinin çıkmaza girdiği bir dönemde savaşın getireceği mali külfetten kıl payı kurtuldu. Savaş çığırtkanlığı yapan Suudi Arabistan, Katar Emirliği, İsrail ile birlikte bizimkilerde pişti oldu.

Bu süreçte Suriye’de işlerin yolunda gitmemesine bir de Mısır katıldı. ABD başta olmak üzere Suudi Arabistan da dâhil bizim dışımızda birçok ülke Mısır’daki yönetim değişikliğini onayladılar. Hatta Suudi Arabistan yeni hükümete mali yardım bile yaptı. Diğer ülkeler ise Mursi’nin iktidardan indirilmesini onaylamadılar ama karşı da çıkmadılar. Bizimkiler ise her gittikleri yerde Mursi için feryat figan ettiler. Ağladılar sızladılar. Kapalı kapılar ardından açıkça söylemeye cesaret edemedikleri ABD’ye isyan ettiler. Mursi’nin iktidardan indirilişine içlerine sindiremediler. Sanki Mısır bizim iç meselemiz. O derece yani. Baktılar ki Dünya Ülkeleri Mısır ile ilişkilerini devam ettiriyorlar, bu gelişmelere yabancı kalmamak için Mısır’a Büyükelçiyi gizlice gönderdiler. Böylelikle günlerden beri kabul etmedikleri iktidar değişimini onaylamış oldular. Sonra baktılar ki her şey yoluna girdi, tekrar Mısır üzerinden siyaset yapmaya başladılar. Her gittikleri yerde yine Mursi’ye destek çıkmaya başladılar. Bunun üzerine Mısır hükümeti, Büyükelçimizi istenmeyen adam ilan ediverdi. Bizimkiler yine ilk günlerde tepki verdiler ama sonrasında yine suspus oldular. Şimdilerde belki de gizliden gizliye yeniden Mısır ile kontak kurmanın çarelerini arıyorlardır. Yaptıkları siyaset bu kadar oluyor işte ne yapalım? Çoğu zaman güttükleri siyasetten dolayı dünya âleme rezil rüsva oluyorlar ama yine de bildikleri okumaya devam ediyorlar. Sürdürülebilir dış siyaset bilgileri de yok ki ne yapacaksınız?

Bu arada Mısır’da Mursi’nin devrilmesinden sonra Tunus’un AKP’si olan NAHDA Hükümeti de istifa etmişti. Okurlarım, ‘’Sıra Gannuşi’de’’ başlıklı yazımı hatırlayacaklardır. Mursi’nin devrilmesi ve sonrasında Gannuşi’nin de istifa etmesi Büyük Ortadoğu Projesinin mimarı olan ABD’nin radikal İslamcıları saf dışı etme planına dâhildir. ABD’nin atmakta olduğu bu adımları bizimkiler uzun bir süre okumakta güçlük çektiler. Aslında ABD farklı bir politika yapmıyordu. ABD, eskiden olduğu gibi yine kendi çıkarlarının peşindeydi. ABD’nin Dün Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme anlamında bizimkiler ile siyaseti örtüşmüştü, ancak bugün, bizimkiler yeni uygulanmakta olan politikalara yabancı kalmalarından dolayı böbürlenerek sahiplendikleri Büyük Ortadoğu Projesinden dışlandılar.

ABD ‘nin politika değişikliği Suriye, Mısır ve Tunus ile sınırlı kalmadı. ABD, Suudi Arabistan ile İsrail’in yoğun muhalefetine rağmen İran ile de masaya oturmaktan çekinmedi. İran, yapılan toplantılar sonucunda geçici de olsa uranyum zenginleştirme dâhil nükleer faaliyetlerini durdurma kararı aldı. İran bunun karşılığı olarak da ülkesine karşı uygulanmakta olan yaptırımların hafifletilmesini sağladı. Kuşkusuz bu gelişmeler Suudi Arabistan ile İsrail’i oldukça rahatsız etti. Bu gelişmeler, hiç kuşkusuz bugüne kadar bölge üzerinde etkili olan Suudi Arabistan ile İsrail’in pabuçlarının dama mı atıldığı sorusunu akla getirdi. Ancak ABD yine de ileri karakolu olan İsrail’e yeni garantiler vererek gönlünü almakta gecikmedi. Bugüne kadar Arap Ülkelerini satmakla bölgede varlığını devam ettiren Suudi Arabistan için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Kim bilir belki de Arap Baharların Suudi Arabistan’a da uğrama zamanı gelmiştir.02.12.2013

SAİT BALCI

463 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.