RUSYA’NIN İRAN FORMÜLÜ

sait-balci
İran’da Ruhani’nin Cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana bölge ülkeleri adına olumlu gelişmeler yaşanıyor. Siyasi iktidar her ne kadar Suriye’ye olası saldırıyı körüklese de bölge ülkesi olan İran’ın aklıselim hareket etmesi bu çabaları boşa çıkarıyor. Ruhani’nin ABD Başkanı Obama ile internet ortamında da olsa bir görüşme yapması kayda değer. Ruhani’nin ayrıca kapalı olan İran’ı açmaya başlaması başlı başına apayrı bir sayfa açıyor. Seçim meydanlarında vaad edilmiş olan özgürlük şimdilerde gerçekleştiriliyor. Bu durumun İran halkında heyecan yarattığı kesin. Ülkemizi ileri demokrasi ile yöneten siyasi iktidarın kadınların giyim ve kuşamına karışmaya başladığı bugünlerde İran gibi kapalı bir ülkenin kadına değer vermesi kadar güzel bir gelişme olamaz.

İran bu açılımları yaparken Rusya’da boş durmuyor. Suriye’ye yapılması düşünülen saldırının bertaraf edilmesinden sonra şimdi de İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması planlanıyor. Suriye’de kimyasal silahların imhasını sağlayan Rusya şimdi de İran nükleer programını uluslararası kontrole açılması karşılığında İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılmasını hedefliyor. Rusya’nın bu atağı gerçekleşir mi bilmiyorum ama en azından bölgede yeni bir heyecan yaratacağı kesin.

Rusya’nın bu formülünün de gerçekleşmesi durumunda Büyük Ortadoğu Projesinin Suriye’den sonraki durağı İran ayağı da sakatlanmış olacak. Suriye’yi geçemeyenlerin İran’a geçmesi zaten hayalden öte bir şey değildi. Ancak şimdi bölge ülkeleri savaşın yerine barışı egemen kılmaya başladılar. Karşılıklı görüşmeler ile zoru başarmaya başladılar. Keşke bu çorbada bizimde tuzumuz olsaydı. Keşke şimdiye değin ekmiş olduğumuz savaş tohumları yerine barış tohumları ekmiş olsaydık. Bölge ülkelerini biz yakınlaştırmaya çalışmış olsaydık. Büyük Ortadoğu Projesi yerine komşularımız ile emperyalizme karşı birleşmiş olsaydık. Peki, o zaman ne kaybederdik? Bence hiç bir şey kaybetmezdik. Dahası şimdilerde oluşan yalnızlığı yaşamazdık. Mısır’da çuvallamazdık. Demokrasinin ‘’A’’ sının bile olmadığı Suudi Arabistan ile Katar ile terörist ithal eden ülke konumuna girmezdik.

Bölge üzerinde bizim bırakmış olduğumuz boşluğu şimdi İran doldurmakta. İran, Suriye’nin yasal Devlet Başkanı Beşşar Esad ile barışık. Irak ile barışık. Rusya ile ilişkileri ise sağlam temele oturtulmuş durumda. Peki ya biz? Biz ne olacağız? Millet Mersin’e giderken biz nereye gidiyoruz? Ben söyleyeyim. Siyasi iktidarın sayesinde Ortaçağ karanlığına doğru hızla yol alıyoruz. Bir taraftan Suriye ile Irak ötesine düzenlenecek operasyon için tezkere çıkartıyoruz fakat öbür taraftan askerliğin süresini kısaltıyoruz. Yine bir taraftan Türk Ordusunun komutanlarını zindanlara tıkıyoruz ancak öbür taraftan Suriye’ye olası saldırı için ‘’her türlü koalisyonun içinde yer alacağımızı’’ ilan ediyoruz. Bir zamanlar Bülent Arınç ‘’İyi ki bu ordu ile savaşa gitmemişiz’ demişti. Ben de diyorum ki; asıl şimdi bu ordu ile bir savaşa gitmiyoruz. 23.10.2013

SAİT BALCI

426 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.