BİR OLİMPİYAT HİKÂYESİ

sait-balci
07 Eylül Cumartesi akşamı her Türk vatandaşı gibi ben de televizyon ekranlarının başına geçtim. Buenos Aires’ten gelecek mutlu haberleri beklemeye koyuldum. Olimpiyat oyunlarının bize verilebileceğine pek ihtimal vermesem de yine heyecanla sonuçları bekledim. Çünkü bir arkadaşım siyasi iktidarın bu oyunları alacağına dair çok iddialı konuşmuştu. Aslına bakarsanız bu olimpiyatlar ülkenin menfaatlerinden çok siyasi iktidar partisi için önemliydi. Çünkü uzun bir aradan bu yana hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Bu olumsuz havanın bir şekilde dağılması gerekiyordu. Bu yüzden iktidar partisi için Olimpiyat oyunları bulunmaz Hint kumaşıydı. Yerel seçimler öncesi zaten morale ihtiyaç vardı. Eskiden Avrupa Birliğine gireceğimiz yönünde yalanlara sığınılıyordu. Ancak geldiğimiz noktada Avrupa Birliği Ülkeleri de ne kadar samimi olduğumuzu anladıkları için bu defterde kapandı. Zaten Suriye politikasında da işler iyi gitmiyordu. Öte taraftan PKK Terör örgütü, iktidar partisinden beklediği adımlar gelmeyince ‘’çekilmeyi durdurduklarını’’ açıkladılar. Bu nasıl bir anlaşmaysa PKK Terör örgütü koskoca devlete meydan okudu, ancak çıt yok. PKK ile mücadele edemeyenler şimdi kalkmışlar Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile mücadele etmeye kalkıyorlar. Yarından sonra PKK’ın Suriye kolu olan PYD’de Suriye’ye müdahale konusunda höt derse ne yapacaklarını çok merak ediyorum doğrusu. PKK ‘dan çekinen bir iktidar PYD’ye meydan okuyacak değil ya.
Suriye politikası, Mısır politikası, PKK Terör Örgütü politikası ve Cemaat politikaları arasında sıkışıp kalan Başbakan olimpiyat oyunları vesilesiyle bir moral bulacaktı. Daha doğrusu yerel seçimler süresince olimpiyat oyunları kozunu oynayacaktı, ancak olmadı. Olmadığına da memleket adına üzüldüm. Her şeyden evvel ciddi anlamda bir döviz girdisinden olduk. Dünya şehri olan İstanbul’un görkemli bir olimpiyatlara ev sahipliği yapmasından olduk. Kısacası kendimizi dünyaya ifade etme olanağından mahrum kaldık. Bu noktada artık geriye dönmenin de pek faydası yok. Ancak oyunları İstanbul’a neden getiremediğimizi ciddi anlamda sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Değerlendirmeyi yaparken de Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Suat Kılıç gibi işin kolaycılığına kaçmamak lazım. Olimpiyatları kazanmamamızın sorumlusunun siyasi iktidar olduğuna yönelik eleştiriler karşısında Suat Kılıç,’’ kına yakın’’ diyebiliyor. Kuşkusuz bu ifadeler devlet adamlığına hiç yakışmıyor. Hele hele Bakan olmuş bir milletvekiline ise hiç yakışmıyor. Bakan olmak kolaydır ama ‘’devlet adamı ‘’olmak zordur. Suat Kılıç’ın durumu da işte bundan ibarettir. Yürütmenin başında olanlar eleştirilere açık olmalıdırlar. Siyasi iktidarlar görevde oldukları müddetçe halkın bilgilenme hürriyetine saygı göstermelidirler.

Ben her şeyden evvel olimpiyatları kaybetmemizin nedenini ilk başta siyasi iktidarın samimi olmadığına bağlıyorum. Çünkü Olimpiyat oyunları için verilen süreden bu yana o kadar zaman geçti ki bu süreç zarfı içinde olimpiyat oyunlarına yeteri kadar kafa yorulmadı. Baştan beri Suriye politikası her konunun üzerinde tutuldu. Keza aynı şekilde PKK terör örgütü ile mücadele edileceği yerde müzakere edildi. Şimdi diyeceksiniz ki bu konunun Olimpiyat oyunları ile ne alakası var? Bence çok alakası var. Her şeyden evvel olimpiyat oyunlarını ülkeye getirecek olan iktidar, güvenlik sorununu temelinden çözmesi gerekirdi. Bu yapılmadı. Üstüne üstlük daha PKK Terör Örgütü ile geçmişte mücadele eden komutanlar zindanlara atıldılar. Sözde terör eylemlerini bitiriyoruz diye olmadık tavizler verdiler. Ülkemiz sınırlarını terk edecekler dediler ancak verilen sözler yerine gelmedi. Terör Örgütü bugün de çekilmeyi durdurduklarını açıkladı ve kendilerine ateş açılırsa yanıt vereceklerini buyurdular. Şimdi söyler misiniz bugün terörü bitiremeyen siyasi iktidar 2020 Olimpiyat oyunlarına kadar bitirebilecek miydi? PKK Terör Örgütü ile yapılmış olan antlaşmaların herhangi bir garantisi var mıdır? Öyle sanıyorum ki Olimpiyat oyunları alınmış olsaydı 2020 yılı yaklaştıkça terör eylemleri daha da artacaktı. Terör örgütü taahhüt edilen isteklerini alamadığı müddetçe oyunları sabote edecekti. Bu yüzden içindeki terörü çözemeyen bir iktidar olimpiyat oyunlarını alma konusunda ne kadar istekli olursa olsun terör konusunda samimi olmadığı müddetçe olimpiyat alamaz.

İkinci olarak gördüğüm önemli nokta ise komşu ülkelerle olan ilişkilerimizdir. Bugün hangi komşu ülkeler ile iyi ilişkileriniz var diye sorulsa verecek bir yanıtımızın olduğunu sanmıyorum. Geçenlerde böyle bir soruya bir bakan şimdi adını unuttum, Yunanistan ile Bulgaristan’ı örnek vermişti. Hani bu ülkelerle savaş halinde değiliz ya o yüzden. Bizim iktidara göre savaş halinde olmadığımız komşularımız ile iyi ilişkiler içinde olduğumuzu düşünüyorlar. İktidara geldiklerinden bu yana bölge ülkelerine savaş tohumları ekmekten iyi ilişkilerin nasıl kurulacağına kafa yoramadılar. Bugüne kadar İyi komşuculuğu, Büyük Ortadoğu Projesine boyun eğmek ile eş anlamlı gördüler. Büyük Ortadoğu Projesine kafa kaldıranı düşman gördüler. İşte yanı başımızda Suriye örneği duruyor. Ha bugün saldırırız ha yarın saldırırız diye gün sayıyorlar. Yarından sonra bu olayların durulacağına dair bir garanti var mıdır? İşte Irak ortada duruyor. ABD tarafından demokrasinin gelmesinden bu yana daha durulabildi mi? Suriye sınırını gel geç hanına çeviren teröristler yarından sonra olimpiyatlar var diye uslu dururlar mı? Suriye’ye yapılacak olan saldırı ile Suriye durulur mu? Reyhanlı’da patlatılan bombanın yarından sonra İstanbul’da patlatılmayacağına dair bir garanti var mıdır? Böylesine savaş meraklısı bir ülkeye olimpiyat verilir mi?

Siyasi iktidarın Taksim ve Gezi Parkı eylemlerinde uyguladığı polis şiddetini de dünya âlem gördü. Halen daha polis şiddeti ODTÜ’de devam ediyor. Polis şiddeti, ülkemizde uygulanmakta olan ileri demokrasinin vazgeçilmez uygulamaları haline geldi. Bugün statlarda maç seyretmeye giden taraftarların slogan atmasının bile yasak olduğu ileri demokrasi ile yönetilen bir ülkede yaşıyoruz. Bu taraftar grubu yarından sonra Allah muhafaza olimpiyat oyunlarında hükümeti protesto etmeye kalkarsa o zaman yine gazla, copla, müdahale ederek ileri demokrasinin en iyi örneğini vermeye çalışırız. Bana göre böyle bir rezaleti yaşamaktansa hiç olimpiyat yapmayalım daha iyidir. En azından dünya âleme daha fazla rezil olmamış oluruz.

Olimpiyat oyunlarının bize verilmemesinin en büyük nedeninin ekonominin göstergelerde olduğunu sanıyorum. Her ne kadar olimpiyat komitesine uçuk rakamlar verilmiş olsa da bu büyük organizasyonun altından kalkabilecek bir ekonomiye sahip olduğumuzu sanmıyorum. En azından Tokyo ile yarış edemeyeceğimizi düşünüyorum. Bu konuda ciddi anlamda zaaflarımızın olduğu kanaatindeyim. Her ne kadar düzenlenen uluslararası bir olimpiyatı yaşamak istesem de önümüzdeki engellerin buna mani olduğunu düşünüyorum. Bu tür büyük organizasyonların son dakikada hamleleri ile alınmasının mümkün olmadığını böylece bir kere daha görmüş olduk. Bu olimpiyatları almanın bir yolu da bölge ülkeleri arasında savaşın yerine barışın egemen olmasından geçer. Bölge ve Dünya ülkeleri arasındaki diyalogdan geçer. Ancak işte o zaman bu tür organizasyonları hak etmiş oluruz. İşte o zaman biz olimpiyata gideceğimize olimpiyat bizim ayağımıza gelir.11.09.2013

SAİT BALCI

741 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.