CAMERON’A GEREK YOK, ERDOĞAN VAR

sait-balciKoalisyon Güçlerinin Suriye’de Beşşar Esad’ın kimyasal silah kullandığı yalanı gün yüzüne çıkmaya başladı. Aydınlık Gazetesinden Mehmet Yuva, 29 Ağustos Perşembe günü Suriye’de kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığı denetimini yapan BM denetçileri ile yapmış olduğu görüşmeyi yazmıştı. Mehmet Yuva’nın yazdığı habere göre BM denetçileri, Suriye’de Beşşar Esad’ın kimyasal silah kullandığına yönelik herhangi bir bulguya rastlamamışlardı. Suriye’deki araştırmalarını tamamlayan BM heyeti sanıyorum bugünlerde yapmış oldukları araştırmaları rapora dönüştürerek kamuoyuna açıklayacaklarını sanıyorum. Böylelikle 21 Ağustos’tan bu yana, Beşar Esad tarafından kullanıldığı iddia edilen kimyasal silahların akıbetini birinci elden öğrenmiş olacağız. İşte o zaman bugüne kadar Birleşmiş Milletler Örgütü’nün denetimini ve raporuna sabredemeyenlerin gerçek fiyaskoları ortaya çıkacak. İşte o zaman sürekli Beşşar Esad’ın kimyasal silah kullandığı yalanına başvuran koalisyon güçlerinin uluslararası topluma nasıl açıklama yapacaklarını merak ediyorum doğrusu. Şimdilik bekleyip göreceğiz.
31 Ağustos tarihinde yine Aydınlık Gazetesinden Şafak Terzi, Suriye Dışişleri Bakanı Muaalim’in ABD Dışişleri Bakanı Jonh Kerry ile yapmış olduğu telefon görüşmesinin perde arkasını yazmış. İddiaya göre Jonh Kerry, kimyasal silahların kullanıldığını iddia etmesinden bir gün önce Muallim’e Suriye’ye gizlice giren 300 kişilik ABD askerinin bulunduğu bölgeye operasyon yapılmaması ricasında bulunmuş. Pek tabi ki Muaalim bu teklifi reddetmiş. Bunun üzerine ABD kimyasal silah yalanı için düğmeye basmış. Tabi burada sorgulanması gereken konu 300 kişilik ABD askerinin gizlice neden Suriye’ye girdikleridir.300 kişilik silahlı ABD askerleri barış elçileri olmadıklarına göre Suriye’ye bir halt işlemeye gittikleri kesin. Şimdi bu durumun tam tersi olduğunu farz edelim. Yani 300 kişilik Suriye Ordusuna mensup bir grup ABD’ye yasal olmayan yollardan girmiş olduklarını düşünelim. Böyle bir durumda ABD, bu grubu hoş karşılar mı? Suriye Dışişleri Bakanı Mualllim, meslektaşı Jonh Kerry’den bu askerlere şiddet uygulanmamasını istese, Jonh Kerry ne yapar? Jonh Kerry şu an Muaalim’den beklediği jesti gösterir miydi? Atalarımız ‘’iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır’’ diye boşuna söylememişler. İşte bu durumda tam bu atasözüne uyuyor. Gizlice Şam’a giren ABD askerleri Beşar Esad’a iyi niyetlerini sunmayacaklarına göre muhakkak Özgür Suriye teröristlerine yardım için gitmiş olmalılar. Beşşar Esad’ın kendisini yok etmeye gelen bu gruba operasyon düzenlemesinden daha doğal bir hareket herhalde olamazdı. İşte olaylar da aslında bu noktadan sonra gelişiyor. ABD apar topar Özgür Suriye Teröristleri ile bir oyun sergiliyor. Daha önce kaçırılan çocuklar müdahale için kullanılmaya başlıyor. Çocuklar nerede olduğu bilinmeyen bir bölgede topluca ölüme terkediliyor. Belki odada verilen kimyasal ile belki de vücutlarına verilen zehirli gazla masum çocuklar öldürülüyor. Sonrası ise bildiğiniz üzere malum. Beşar Esad kimyasal silah kullandı ve çocuklar öldü diye operasyon hazırlıkları başlıyor. Masum çocukları kim öldürdü nasıl öldüler araştıran eden yok. Her yol Esad’ın kimyasal silah kullandığına çıkıyor. Bizim yandaş basın bile aynı anda tüm televizyon ekranlarında aynı yalanı söylediler. İçlerinden bir tanesi de çıkıp ‘’yahu gözünüzle gördünüz mü? Oralara gidip araştırma yaptınız mı? Birleşmiş Milletler Örgütünün araştırmasını tamamlamadan nasıl böyle kanata varıyorsunuz?’’ diye sormuyor. Gazetecilik maalesef böyle yapılıyor işte. İçlerinden birisi de çıkıp ‘’Körfez savaşında Colin Powell Irak’ta kitle imha silahları var dedi ancak sonrası tam bir fiyasko oldu, şimdi Suriye’de söylendiği gibi kimyasal silah kullanılmamış olabilir’’ diyemiyor.
Kullanıldığı iddia edilen kimyasal silahların akıbeti ile ilgili araştırmayı bizim Başbakan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu geçtim muhalefet partileri bile yeterince önem veremedi. İngiliz parlamentosu bile Britanya’dan koalisyon güçlerine ders verircesine Suriye’ye yapılacak olası saldırıya geçit vermediler. İngiliz Parlamentosu’nun geçmişten aldıkları ders ile yoğurdu üfleyerek yedikleri kesin. Ya saldırının planlayıcısı ABD ne durumda dersiniz? Temsilciler Meclisi Başkanı, Jonh Boehner, Obama’ya Suriye’ye müdahale için kongreden onay alması gerektiğini söylemiş. Seçilmişler Suriye’ye müdahale için can atıyorlar ancak halklar direniyor. Aslına bakarsanız ABD, Esad’dan sonra kimin geleceği belirsiz olan bir yerde bugüne kadar olduğu gibi müdahale için pek acele etmezdi ancak onda da şimdi bir kuyruk acısı var. Büyük Ortadoğu Projesini kendine dokundurtmadan müttefiklerinin üzerine yıkarken şimdi iki arada bir derede kaldı. Ekonomisinin de alarm verdiği bir dönemde böylesine bir müdahalenin acı faturasının yarından sonra önüne konacağını çok iyi biliyor. Irak’tan sonra ikinci bir Irak yaşamak istemiyor. Obama bu yüzden ikide bir ‘’operasyona henüz karar vermedim’’ diyor. Dahası ‘’operasyon sınırlı olacak’’ diyor. Bilmiyorum bu cümlelerden başka bir anlam çıkar mı? Bizim Başbakan’a sorarsanız ‘’gir çık’’ olmazmış. Girildiği zaman Esad rejimi devrilmeden çıkılmazmış. Başbakan’ın çok savaş tecrübesi var ya o yüzden olsa gerek. Bugüne kadar PKK Teröristlerinin hakkından geldi ya o yüzden olsa gerek. Kendini halen Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanı zannediyor ya o yüzden olsa gerek. Ben de şimdi diyorum ki varsın İngiliz parlamentosu müdahale için Cameron’a yetki vermesin. Varsın Fransa, müdahale için kimyasal silahların akıbetinin ortaya çıkarılmasını şart koşsun. Varsın ABD Temsilciler Meclisi müdahale için onay istesin. Bölgede biz olduktan sonra başkasına ne gerek var? Hele bir müsaade etsinler Erdoğan Esad’ın hakkından nasıl geliyor görürsünüz. Hatay’dan girdik mi Sweida’dan çıkarırız evelallah. 02.09.2013

SAİT BALCI

735 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title

WordPress Uzmanı: Buğra Yazar