CEMAAT’TEN İKTİDARA POST MODERN DARBE

sait-balciSon dönemlerde iktidar partisi ile Cemaat arasında kıyasıya bir iç savaş yaşanıyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaşanmakta olan bu savaşı her ne kadar yalanlasa da durumun oldukça vahim olduğu biliniyor. Taraf gazetesi de zaten uzunca bir süredir bu iç çekişmeyi sayfalarına taşıyordu. Bavulcu adı ile bilinen Mehmet Baransu ile Emre Uslu hemen hemen her yazılarında siyasi iktidarı eleştiren yazılarına rastlamak mümkün. Cemaate yakınlığı ile bilinen Zaman Gazetesinden Hüseyin Gülerce ve Ekrem Dumanlı, iktidara yakınlığı ile bilinen Sabah Gazetesinden Mehmet Barlas bu iç çekişmeleri yazılarına yansıtmış durumdalar. Yani anlayacağınız iktidar partisi taraftarlarınca yalanlanmış olan iç kavga şu an için tavan yapmış durumda.

Yaşanan gelişmelerin ardından Cemaat, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı internet sitesinden siyasi iktidara yönelik 11 maddelik bir bildiri yayınladı. Cemaat ’in siyasi iktidara yönelik yayınlamış olduğu bu bildiri ister istemez akıllara, geçmiş Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında siyasi iktidarların kulaklarının çekilmesini anımsattı. Demek ki halkın iradesi ile iktidara gelen siyasi partilere ayarı sadece Ordu vermiyormuş. Demek ki yeri geldiği zaman ayarı, bugüne kadar iktidara gelen partilerin hemen hemen gizli ortağı olan Cemaat te verebiliyormuş Demek ki ileri demokrasinin bir ucu şimdi Cemaate de dayanmış. Şimdi Cemaat, siyasi kanadın ileri gelenleri kabul etmese de, onlara 13 maddelik bir ültimatom vermişler. Bu aşamada Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise her iki tarafı da idare eden bir bilge kişiliğe soyundu ancak gelinen durum onu çoktan aşmış durumda. Siyasi iktidar gerek Başkanlık konusunda, gerekse Cemaat’ın önde gelenlerini dinleme ve fişleme konusunda ve Cemaat okullarının kapatılması konusunda adım atmamış olsaydı belki şimdi eskisi gibi el bebek gül bebek geçiniyor olacaklardı. Ancak işte öyle bir gün geliyor ki siyasi iktidarın ortakları meydanda dalaşacak kimse bulamayınca birbirlerine giriyorlar. Çıkarlar ancak bir yere kadar paylaşılabiliyor. Ondan sonrası ise cadı kazanından farklı değil.

Cemaat, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının internet sitesinden yayınladıkları bildiride, özetle, Gezi Parkı eylemlerine katılan çevrecilere Emniyet güçleri tarafından uygulanan sert müdahalelerin toplum katında tepkilere neden olduğuna değinmişler. 12 Eylül Halk Oylaması ile ele geçirmiş oldukları yargının siyasi iktidarın kontrolü altına alınmak istendiğine tepki vermişler. Kendilerine yakın medyanın, siyasi iktidarın icraatlarını eleştirmesine yönelik tepkilerin haksız olduğunu vurgulamışlar. Başbakan’ın Gezi Parkı eylemcilerine şiddet uygulayan güvenlik güçlerini ödüllendirdiğine dikkat çekmişler. Devlet içinde almış oldukları görevin ‘’devleti ele geçirme’’, ’’devlete sızma’’, ‘’vesayet kurma’’ veya ‘’paralel iktidar oluşturma’’ gibi sunulmasının iyi niyetli açıklamalar olmadığına değinmişler. İnsanların fişlenmesi ve tasfiye edilmesinin demokratik bir hareket olmadığını savunmuşlar. Hizmet gönüllüleri adı altında açılmış olan okulların hedef tahtasına oturtulmasının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulamışlar. Milli İstihbarat Teşkilatına yönelik yapılmış olan soruşturmaların Başbakan’a yönelik olmadığına değinmişler. Hizmet Hareketi’ne ( Gülen Cemaati ) gönül verenlere, AKP’nin hukukçularının art niyeti davranmamalarının gönül kırgınlığına yol açtığını belirtmişler. Gülen’in ülkeye dönmemesinine farklı anlamlar yüklenmesinin doğru değerlendirme olamayacağına işaret etmişler. Siyasi iktidara yakın olan bazı yazar ve çizerlerin ‘’hizmet Hareketi’ne ‘’karşı ‘’bir savcı ve 3 polisle terör örgütü ve çete kapsamına sokularak bitiririz’’ şeklindeki yorumların post modern darbe dönemi planlarını hatırlattığını vurgulamışlar. Gülen Cemaati’ne yakın olan yazarlar, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının internet sitesinden yayınlamış oldukları 11 maddelik bildirinin içeriği incelendiği zaman yaşanmakta olan iç savaşı tam anlamıyla su yüzüne çıkarıyor. Bu bildiri Cemaat yakınlarına göre bir uyarı gibi görünse de aslında bu bildiri siyasi iktidara karşı yapılmış post modern bir darbedir.

Cemaat tarafından kaleme alınmış olan 11 maddelik bildiriye karşı siyasi iktidarın alacağı pozisyonu ileriki günlerde hep beraber göreceğiz. Ancak burada üzerinde durulması gereken konu bu bildiriye karşı Başbakan’ın hangi duygular ile yaklaştığıdır. Kendisini iktidara taşıyan bir topluluğu bundan böyle top yekûn dışlayacak mıdır yoksa bu bildiriyi iyi okuyup geri adım mı atacaktır? Başbakan, böyle bir bildiriye karşı sessiz kalmayı tercih ederse post modern bir darbeyi kabullenmiş olacaktır. Eğer bu bildiriye karşı harekete geçerse bindiği dalı kesmiş olacaktır. İşte bütün mesele de burada zaten. 19.08.2013

SAİT BALCI

495 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.