YETTİ DE ÇOK BİLE GELDİ

sait-balciİktidar partisi, muhalefet partileri ile birlikte HSYK’nın yapısının yeniden eski haline dönüşmesi konusunda mutabakata vardılar. Yani döndüler dolaştılar yine ilk oldukları noktaya geri geldiler. Oysaki 2010 yılında HSYK’nın demokratik olmayan yasasını değiştiriyoruz diye meydanlarda demokrasi nutukları atmışlardı. Söz konusu HSYK’nın yapısını değiştirebilmek için torba yasasının içine halkın hoşuna gidecek maddeleri de koymayı ihmal etmemişlerdi O dönemde ele geçiremedikleri bir yargı kalmıştı, onu da halk oylaması ile ele geçirmişlerdi.12 Eylül Halk Oylaması ile mevcut yargıyı temelinden oynatarak kendilerine göre bağımsız ve tarafsız hale dönüştürdüler. Oylama öncesi seçmenleri, ileri demokrasi nutukları ile kandırdılar. Sözde 12 Eylül Askeri Darbesinden hesap soracaklardı. Artık bir daha darbeler söz konusu dahi olmayacaktı. Yargı hantal yapısından kurtulacaktı. Dosyalar fazla bekletilmeden ileri demokrasinin yargıçları tarafından hızla sonuçlandırılacaktı. AKP’nin misyonunu anlayamayan birçok demokrat ve aydınlar bile bu tozpembe hayaller içinde ‘’yetmez ama evet’’ dediler. Çok fazla uzaklara da gitmeye gerek yok. Onlar hep yanınızdaydılar. Hiç ummadığınız tanıdıklarınız bile bu esen rüzgârlara kapılıp gittiler. Onlar, ileri demokrasi yalanı içinde çok okumuş muhteremler olarak, genç nesillerin geleceklerini karartmaktan hiç geri kalmadılar. Biliyorsunuz bu ülkenin başına ne geldiyse hep bu çok okumuş muhteremlerimizin yüzünden gelmiştir. Dün de öyleydi bugün de böyledir. Şimdiye değin pas geçildiği yıl olmadı. Yüce rabbimiz öyle yaratmış neylersiniz. Yoksa Aziz Nesin’e hak vermemek elde mi?

O dönemlerde siyasi iktidarın ileri gelenleri, birçok yetkiyi HSYK’ya devrediyoruz dediler. Yargı bundan böyle tarafsız ve bağımsız olacak dediler. Değişikliğin halk oylamasından geçmesi için yargının yeniden yapılanmasını sağlayacak değişiklik maddelerine yer verildi. Bunlarla da yetinilmedi. Yargının yeniden yapılanmasını sağlayan kanun maddeleri haricinde de farklı konulara girildi. Örneğin memurlara verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun açılması sağlandı. Askeri Mahkemelerin görev alanları daraltıldı. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilere pozitif ayrımcılıklar getirildi. Bugüne kadar bu konuda gözle görülür bir ilerleme göremedik ama o dönemlerde bu madde çok önemliydi. Toplumun, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, şehit ve dul ve yetimler konusundaki hassaslığı kullanıldı. Vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyetine getirilmiş olan kısıtlamalar hâkim kararına bağlı kalmak şartıyla kaldırıldı. Bu kısıtlamanın kaldırılmasından kaç vatandaş faydalandı bilmiyorum ama bu madde de toplumun gözünü boyamak için kullanıldı. Memurların toplu sözleşme hakkı bu yasa ile birlikte uzlaşma kuruluna devredildi. Görüldüğü üzere Anayasa Halk Oylamasının kabul edilmesi anlamında toplumun hassas olduğu konular Anayasa Halk oylamasının içine karıştırılarak bir nevi aşure yapıldı. Bu noktada yine siyasi iktidarın imdadına bugün siyasi iktidarı eleştirme noktasına gelen liberaller yetişti. Çokbilmiş ve aydınlanmış solcularımız yetişti. Siyasi iktidarın neyi hedeflediğimi kavrayamayan kendini ülke sorunlarına merhem olduğunu sanan bu zavallı liberal, demokrat ve aydınlarımız sayesinde işte bu hallere geldik. Yani işin neresinden bakarsanız bakın içimizdeki Bizanslılar tarafından bugün Balyoz ve Ergenekon Davaları başımızda patladı. Memleketin orta çağ karanlığına doğru sürüklenmesinden dolayı sözüm ona bu çok değerli muhteremlerimiz ne kadar övünseler azdır.
Şimdi geldiğimiz noktada yeniden yapılanan yargı, görünüşe bakılırsa siyasi iktidarımıza çok bile gelmeye başlamış. Tabi ki en öncelikli davalar bu aşamada görüldü. Gerekli cezalar bu aşamada verildi. Tarafsız ve bağımsız yapıya dönüşen yargı Balyoz ve Ergenekon Davalarında tereddütsüz hiç açık vermedi. Her şey planlandığı gibi sonuçlandı. Zaten bu kadar uzun tutukluluktan sonra ömürlük cezalar verilmemiş olsaydı şaşırırdım. Bağımsız ve tarafsız yargı, yurtsever aydınlarımız ve emekli ve muvazzaf subaylarımıza ceza vermek için kurulduğunu yeterinden fazlasıyla kanıtladı. Bundan sonraki aşama ise yüksek yargıya devredildi. Yüksek yargıdan farklı bir sonuç çıkmayacağına göre en son aşama ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olacak. Elbette yurtsever aydınlarımıza yönelik düzenlenen tezgâhlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde bozulacaktır. Yurtsever aydınlarımız ve emekli ve muvazzaf subaylarımız orada özgürlüklerine kavuşacaklardır. Ancak bu arada Büyük Ortadoğu Projesinin ülkemiz ayağı da bütün hızıyla sonuçlandırılacaktır. Yoksa Türk Ordusunun muzaffer subayları Silivri zindanlarında tutsak edilmemiş olsaydı Büyük Ortadoğu Projesi uygulanabilir miydi? Suriye sınırı bugün olduğu gibi yolgeçen hanına döndürülebilir miydi? Hemen hemen her gün güney sınırlarımızda yaşanmakta olan çatışmalardan dolayı onca vatandaşımız şehit düşer miydi? Hatay ve Adana illerimiz Suriye’nin teröristleri tarafından işgal edilebilir miydi? Ellerinde silahlarla bu bölgelerde cirit atabilirler miydi? Ülkemizi kan gölüne çevirebilir miydiler? İşte bütün bu marifetler Türk Ordusunun muzaffer subayları Silivri zindanlarında tutsak edilerek başarılmıştır. HSYK yeniden yapılandırılmak suretiyle başarılmıştır. Siyasi iktidar bu konuda ne kadar övünse azdır. Çünkü zaman çok okumuş muhteremlerimizin de sayesinde hep onlara çalışmıştır.

Şimdi geldiğimiz nokta da uzun zamandır tarafsız ve bağımsız yapıya dönüşen yargı, siyasi iktidarla ters düşmeye başladı. Balyoz ve Ergenekon gibi yüzyılın davalarındaki amaçları örtüşmüş ise de diğer taraftan ayrıldıkları yönlerde olmuştur. Daha doğrusu bağımsız ve tarafsız yargı cemaatin kontrolünde olduğu için siyasi iktidar birçok konuda rahatsız olmuş bulunmaktadır. Uzun zamandır cemaati kontrol altına almak isteyen siyasi iktidar, Milli İstihbarat Teşkilatını kullanarak cemaat ’in önde gelenlerini hukuksuz bir şekilde dinlemiştir. Bu durumu fark eden cemaat bu durum üzerine Mit personelini soruşturmak istemiştir. Siyasi iktidar ise kendine yakın olan Mit personelini cemaat ‘in elinden ancak çıkardığı özel kanunla kurtarabilmiştir. Bu gelişmeler çok yakın zamanlarda yaşandı. Ancak siyasi iktidar bugüne değin hem Balyoz ve Ergenekon Davalarının bitmesini bekledi, hem de HSYK’nın yeniden eski haline dönüşmesi için mevcut Anayasa Komisyonlarında çalışılmakta olan yeni Anayasayı bekledi. Cumhuriyetin güçler ayrılığı ilkesine bağlı olan yargı organı da bu şekilde siyasi iktidarın elinde oyuncak haline geldi. Durumun özü de sözü de budur.12.08.2013

SAİT BALCI

485 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.