SANAT DÜNYASININ İLANI

sait-balciSanat dünyasının önemli kişileri bir araya gelmişler ve The Times gazetesine ilan vermişler. Ülkemizden Fazıl Say’ında imzaladığı gazete ilanını okudum. Verilen ilanda Başbakan’a yönelik herhangi bir hakaret göremedim. İlanın özünde sadece, Gezi Parkı olaylarında polisin uyguladığı şiddet eleştirilmiş. Protesto eylemleri dolayısıyla polis tarafından şiddete maruz kalan 5 yurttaşın ölümüne yol açılması,11 kişinin biber gazı kullanımı nedeniyle gözlerini kaybetmeleri ve 8 binden fazla yurttaşın yaralanması kınanmış. Protesto eylemlerine katılanların amacının iktidarın uyguladığı siyasi baskılara başkaldırmaktan başka bir amacı olmadığı vurgulanmış. Protesto eylemlerini yabancı teröristlerin yönlendirdiği eleştirisine karşılık yanıt verilmiş. Eylemlere katılan gençlerin Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik cumhuriyete sahip çıkmak için meydanlara çıktıklarına değinilmiş. Sonuç olarak ‘’9 Ağustos 1949’da imzalanmış Konvansiyon uyarınca, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nin bir üyesi olduğunu, 18 Mayıs 1954’te Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonunu imzaladığını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yetkisini tanıdığını’’ hatırlatmışlar. ‘’Bunların sonucunda beş masum gencin ölümüne neden olan emirleriniz, Strasburg’da bir davaya dayanak teşkil edebilir’ ’demişler.

Sanat dünyasının önde gelenlerinin The Times gazetesine imzalayarak verdikleri ilanın özü bundan ibaret. Şimdi Başbakan kalkmış The Times Gazetesine bu ilandan kaç para aldıklarını soruyor. Yakında gerekli adımları atacaklarını söylüyor. Daha dün Gezi Parkı eylemleri sırasında polis tarafından sıkılan biber gazından kaçan eylemcilere kapısını açan Koç Grubuna mali baskın yapıldı. Birde yapılan baskının sıradan bir soruşturma olduğunu söylediler. Oysaki Başbakan Hilton Oteline eylemcilerin sığınmasından hemen sonrası Koç Grubunu uyarmamış mıydı? Şimdi TÜPRAŞ’a yapılan mali baskının sıradan bir soruşturma olduğuna inanır mısınız? Eğer Hilton Oteli, Gezi Parkı eylemcilerine kapılarını açmamış olsaydı şimdi TÜPRAŞ’a mali baskın düzenlenir miydi? Yurtseverlere, aydınlara, gazetecilere, yazarlara, sanatçılara, akademisyenlere, üniversite öğrencilerine ve Türk Ordusuna yapılan baskılar şimdi de ülkenin bir numaralı zengin işadamı olan Koç grubuna da yapılmaya başlamışsa bu ülkede demokrasinin varlığından söz edilebilir mi? Buradan Koç grubunu savunduğum filan yok. Ancak Gezi Parkı eylemlerine katılan gençlere kapılarını insanı bir görev olarak açan Koç Grubunu tebrik ediyorum. Yaşanmış olan polis zulmüme seyirci kalmadıkları için ayrıca önemsiyorum. Ülkesinde demokrasi sorununa seyirci kalan bir işadamı zaten olmamalıdır. İşadamları, Doğuş Grubunun sahibi olan Ferit Şahenk gibi takla atmamalıdırlar. Gelirlerini bu ülkenin vatandaşlarından sağlayan işadamları da siyasi iktidar tarafından yapılmakta olan baskılara boyun eğmemelidirler. Ferit Şahenk boyun eğdi de ne oldu? Ferit Şahenk ne kadar boyun eğdiyse Başbakan’a yine yaranamadı. Demek ki ‘’Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın’’ anlayışı da çare etmiyor. İşte öyle bir gün geliyor ve siz de Başbakan’ın gazabından kurtulamıyorsunuz.

Sanat dünyasının önde gelenleri bir araya gelerek İngiltere’de yayımlanmakta olan The Times gazetesine ilan verirken ülkemizde yaşanmakta olan ileri demokrasiyi bilmiyorlar mı? Türk Ordusunun düzmece planlarla bağımsız mahkemeler tarafından esir alındığını bilmiyorlar mı? Ergenekon Davasında yargılanmakta olan yurtseverlerin haksızlığa hukuksuzluğa uğradıklarını bilmiyorlar mı? Parasız eğitim isteyen üniversite öğrencilerine yapılan baskıları bilmiyorlar mı? Anayasa Mahkemesinin uzun tutukluluk süreleri ile ilgili almış olduğu karara Ağır Ceza Mahkemelerinin uymadığını bilmiyorlar mı? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 6 yıl olan uzun tutukluluk süreleri ile ilgili vermiş oldukları kararı bilmiyorlar mı? Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubunun Balyoz Davasından yargılanan Türk Ordusunun muzaffer subaylarına uygulanan uzun tutukluluk süreleri ile ilgili uyarısını bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. Elbette Gezi Parkı eylemlerine katılan yurtseverlerin masum olduklarını iyi biliyorlar. Ülkemizde hüküm sürmekte olan ileri demokrasi uygulamalarını Dünya kamuoyunun bilmemesi için Medya’ya yapılmakta olan baskıları da gayet iyi biliyorlar. Sivil Toplum Kuruluşlarına yapılan baskıları da iyi biliyorlar. Sözde bağımsız mahkemelerin Türk Ordusunu ve yurtseverleri düzmece planlarla nasıl yargıladıklarını da çok iyi biliyorlar. Şimdi bu insanların bir araya gelerek Başbakan’ı eleştirmelerinden daha doğal ne olabilir? Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin uyguladığı orantısız güçten dolayı ölen yurttaşlardan idarenin sorumluluğunda olduğunu söylemelerinden başka daha ne olabilir? Başbakan’ın kendisi değil midir ki, Gezi Parkı eylemcilerini dağıtılmasını isteyen? Başbakan’ın kendisi değil midir ki, polisin uyguladığı orantısız güç konusunda ‘’kendilerinde de hata olduğunu’’ kabul eden? E şimdi Başbakan, The Times Gazetesinde kendisini eleştirmiş olan sanat dünyasının önde gelenlerine ne demeye kızıyor? Yoksa Başbakan’ın ülkemizde olduğu gibi yurt dışında eleştirilmesini engelleyen bir kanun mu vardır? Verilen ilanda Başbakan’a hakaret mi etmişler? Elbette hayır. Ya ne demişler? Kibarca ‘’yargılanabilirsiniz’’ demişler. Başbakan bu cümleyi bile eleştiri sınırları içinde görmüyorsa ben daha ne diyeyim? 29.07.2013

SAİT BALCI

539 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.