ABD GETİRDİ,ABD GÖTÜRECEK

sait-balciHer şey ABD ile başladı. Yani kapatılmış olan Refah Partisinin İlçe Başkanı iken önce İstanbul İl Başkanlığı’na ardından da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na getirildi.15 Mart 2003 Tarihinden itibaren de kurulan AKP ile Başbakanlığa getirildi. Kuşkusuz bu yükseliş serüvenin arkasında elbette ABD vardı. Elbette Büyük Ortadoğu Projesi vardı. Bu görev adına Milli Görüş gömleği çıkarıldı. ABD ‘nin Ortadoğu’ da bulunan çıkarlarının korunması adına plan proje yapıldı. Bugüne kadar ülkede kurulan iktidarların hemen hemen hepsinde parmağı olan Cemaat ile irtibata geçildi. Böylelikle bugünlere değin gelen ve halen devam etmekte olan AKP iktidarı elbirliği ile oluşturuldu. Büyük bir proje adına kurulduğu için gerek ekonomik yönden gerekse siyasi yönden her zaman desteklendi ve korundu.

Ancak geldiğimiz noktada Dünya dengeleri yeniden kuruluyor. Büyük Ortadoğu Projesi her ne kadar devam etse de geleceğin Asya Pasifik’te olduğu anlaşılıyor. Asya Pasifik ülkelerinin yıldızının parlamasına ABD elbette seyirci kalamazdı. Bu yüzden ABD bir taraftan Suriye’de Beşar Esad iktidarı ile mücadele ederken, öbür taraftan da yönünü Rusya, Çin, Hindistan birlikteliğine dikmiş durumda. Onlarla stratejik ortak noktalar yaratma çabası içinde. Bu amaç doğrultusunda ABD, Rusya ve Çin’in Suriye konusundaki hassasiyetlerini göz ardı edemedi. Irak’ta olduğu gibi Suriye’ye direk müdahale yerine radikal islam kökenli El Kaide ve El Nusra Cephesi militanlarından yeni bir ordu kurarak Beşar Esad’ı dışarıdan devirmenin yollarını aradı. Ancak Esad, Rusya’nın da desteği ile bir Libya, bir Tunus gibi olmadı. ABD desteği ile kurulan terörist örgütlere karşı direnç gösterdi. Esad, AKP İktidarı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından defalarca devrileceğine dair tarih verilmesine karşı halen dimdik ayakta kalmaya devam ediyor. Gelişmelere bakılırsa Esad, kısa bir zaman içinde hiç de gideceğe benzemiyor. Çünkü her geçen gün Suriye’ye hâkim olmaya başladı. Esad, İlk etapta Hizbullah Lideri Nasrallah’ın militanları ile birlikte Özgür Suriye Ordusuna ağır darbeler indirdi. Şimdi de PKK’nın Suriye Kolu olan PYD, Esad’ı devirmek için mücadele eden ülkemiz destekli El Nusra Cephesi militanlarına sınırlarımız yakınlarında ağır kayıplar verdiriyor. Hatta gelen haberlere göre El Nusra Cephesi militanlarının elinde bulunan bölgelerde PYD’nin bayrakları asılmaya başladı. Hiç kuşkusuz ülkemiz çıkarları adına Suriye sınırlarına El Nusra Cephesi militanlarının egemen olmasını istemediğimiz kadar PYD’nin de egemen olmasını asla istemeyiz. Ancak gelişen olaylar AKP iktidarının kontrolünden çıkmasıyla beraber PYD militanları bölgede etkinliğini arttırmaya başladılar. Bu durum ister istemez Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın elini güçlendirmekle beraber bölgenin geleceğini de tehlikeye atmaktadır.

Mısır’da ise Müslüman Kardeşler Örgütü’nün lideri ve devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesi AKP iktidarına indirilen en büyük darbe oldu. Daha doğrusu asıl darbenin Mursi’den çok AKP İktidarına indirildiğini söylersem yanılmış sayılmam. Suriye’de Beşar Esad rejimi ile mücadele ederken Mısır’ı kaybetmek AKP iktidarına aslında tam bir şok oldu. Bu durum ister istemez Büyük Ortadoğu Projesinde AKP İktidarının pasif ize olduğu söylentilerine neden oldu. Çünkü Mısır’da ordu durduk yerde darbe yapamazdı. Bu darbeden ABD’nin haberi olduğuna göre demek ki bizim haberimiz yokmuş. Yani Mısır’daki gelişmeler AKP İktidarı bilgisi dışında yapılmış oluyor. Buradan Büyük Ortadoğu projesinin AKP dışında ilerlemeye devam ettiği anlaşılıyor. Yani devam etmekte olan Büyük Ortadoğu Projesinden AKP’nin dışlandığı anlaşılıyor. Zaten ABD uzun zamandır Suriye’de Beşşar Esad’a karşı mücadele eden Özgür Suriye Ordusuna silah gönderirken bu silahların aşırı radikal dinci militanlarına eline geçmesinden endişe duyuyordu. ABD bu anlamda da Mısır’da iktidarda bulunan Müslüman Kardeşler iktidarından da hoşnut değildi. Yani ABD Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirirken iktidarlara aşırı dincilerin gelmesinden rahatsızlık duyuyordu. Görülen o ki ABD, Ortadoğu Projesinin devamı konusunda AKP iktidarı ile ters düşmüştür. Daha doğrusu AKP İktidarı bölge politikalarında ABD ile ters düşmüştür. Bugün AKP yıllar öncesi iktidara geliş sıralarında ortaya koyduğu politikaların artık çok gerisindedir. Bu durum elbette ABD tarafından da bilinmektedir.

AKP’nin Büyük Ortadoğu politikalarından soyutlanmaya başlaması aslında Başbakan’ın ABD ziyareti ile başladı. Bilindiği üzere ABD’de gerçekleşen görüşmelerde Başbakan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın kimyasal silah kullandığını bahane ederek ABD’nin direk Suriye’ye müdahale etmesini istemişti. Ancak ABD ihtiyatlı davranarak bu isteği ret etmişti. ABD zaten o sıralar Suriye’deki gelişmeler için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme halindeydi. Aynı zamanda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ‘da ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile irtibat halindeydi. Başbakan, Obama ile böyle bir süreç içinde görüşme gerçekleştirmişti. Obama ile yapılmış olan görüşmelere ABD Basının ilgi göstermemesi de o zamanlarda dikkatlerden kaçmamıştı. ABD Devlet Başkanı Obama ile yapılmış olan bu görüşme aslında sonun başlangıcı olduğunu söylersem yanılmış sayılmam. Çünkü Başkan Obama, basının karşısına çıktıkları zaman Başbakan’ın önerisinin tersine ısrarla Suriye’ye müdahale konusunda Rusya Devlet Başkanı Putin ile varmış oldukları Cenevre mutabakatını işaret ediyordu.

Hatırlanacağı üzere Gazze ziyareti de Obama görüşmesi sırasında gündeme gelmiş ve Başbakan ısrarla Gazze’yi ziyaret edeceğinin söylemişti. Ancak gelişmeler hiç de öyle umulduğu gibi olmadı. Obama görüşmesi öncesi ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’de Başbakan’a Gazze ziyaretini yasaklamıştı. O sıralar Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç dâhil hükümet kanadından birçok partili John Kerry’e tepki göstermişti. Hatta bu konuda yandaş basın da ABD Dışişleri Bakan’ı John Kerry’i acemi olmakla itham etmişlerdi. Hatırlatacağınız üzere o günlerde yazmış olduğum bir yazıda ben de Başbakan’ın ABD’ye rağmen Gazze’ye gidemeyeceğini söylemiştim. Şimdi gelişmelere baktığımız zaman o dönemde ne kadar isabetli bir tahminde bulunduğum anlaşılıyor. Halen Gazze ziyareti ile ilgili bir gelişme yaşanmadığına göre demek ki ABD, Başbakan’a Gazze ziyaretini yasaklamış. Demek ki ABD, Büyük Ortadoğu Projesi konusunda hizadan çıkan Başbakan’a ayar vermiş. Yani Başbakan’ı kendi inisiyatifi halinde hareket etmemesi konusunda uyarmış.

Taksim ve Gezi Protestolarının yaşandığı günlerde biliyorsunuz Başbakan aniden Fas’a, Tunus’a ve Cezayir’e gitmişti. Bu ziyaretlerde hatırlayacağınız üzere Başbakan, Fas ile Tunuz Devlet Başkanlığınca kabul edilmemişti. Böylesine bir durum aslında ilk kez yaşanmıyordu ancak bu muamele ülkemizin Başbakan’ına hakaret niteliğindeydi. Daha evvel eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’da eski Libya Devlet Başkanı Kaddafi tarafından saray yerine çadırda konuk edilmişti. Kaddafi ayrıca çadırda yapılan toplantı da ülkemize etmedik hakaret de bırakmamıştı. İşte şimdi bu olayın bire bir benzeri olmasa da Büyük Orta Doğu Projesinin Eş Başkanı olan Başbakan, Devlet Başkanlığı nezdinde ağırlanmamıştı. Fas ve Tunus Devlet Başkanlarının Başbakan’a posta koyacak güçlerinin olmadığına göre demek ki gizli bir güç devreye girerek Başbakan’ın Arap Gezisini sabote etti. Yani Başbakan’ın Arap Ülkeleri arasındaki itibarı gölgelendi. Bu adımları Amerika Birleşik Devletlerinden bir başka ülkenin de atamayacağına göre demek ki Başbakan’a yine ayar verilmiş. Bu gelişmelere Mısır’da halkın isteklerine yanıt vermeyen ve Başbakan’a yakınlığı ile bilinen Muhammed Mursi’in de görevden alınmasını eklediğimiz zaman ortaya çıkan tabloyu varın siz düşünün. 22.07.2013

SAİT BALCI

471 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.