ACİL İNSANLARIN RAPORU

sait-balciGeçen hafta Dolmabahçe sarayında Akil İnsanların Galası yapılmıştı. Söz konusu Gala Toplantısı oldukça da sönük geçmiş. Hatta bu toplantıya Akil İnsanların birkaç üyesi de katılmamıştı. Gala toplantısına katılmayan üyelerden Murat Belge, Akil İnsanlar grubundan da istifa etmişti. Murat Belge istifa gerekçesini yazarı olduğu Taraf Gazetesindeki köşesinde okurları ile paylaştı. Murat Belge, aynı Doğu Ergil gibi Başbakan’ın Akil İnsanların oluşturduğu açılım raporuna soğuk bakmasını bahane etmiş. Doğu Ergil ile Murat Belge’nin yakındıkları durum ile ilgili ‘’Başbakan’ın seçim stratejileri’ başlıklı yazımda konuya değinmiştim. Bu yazımda Başbakan’ın açılım sürecinin kendisine oy kaybettirdiğini gördüğü için açılımı şimdilik askıya aldığını yazmıştım. Eğer Başbakan bu açılım sürecinde kamuoyundan yeterince bir destek almış olsaydı şimdi tam gaz açılımlara devam ederdi. Ancak durum böyle değil maalesef. Gelinen durum seçim anketlerine de yansımış durumda. Başbakan bu durumu gördü ve anladı. Yangına körükle gitmenin daha da fazla oy kaybettireceğini gördü. Bu yüzden açılımlara maçın ikinci devresine bıraktı. Yani seçimlerden yine galip çıkması durumunda, ancak yarım kalan işleri tamamlayacak. Yani Türk Milleti’nin oylarını cebine koyduktan sonra Türk Milletinin icabına bakacak. Şimdi tekrar gündeme gelen Yeni Anayasa o zaman devreye girecek. Öyle Meclis çatısı altında müzakere edilmekte olan yasa değil terörist başı ile halktan gizli olarak yürütülen Bölünme Anayasası devreye girecek. Ayaklar altına alınan Türk Milleti’nin pabucu işte o zaman dama atılacak.

Bu gelişmeler seçimler sonrası adım adım uygulanacak. Seçim süreci boyunca ise Tek vatan, Tek Millet, Tek Bayrak sloganları atılacak. Nereye kadar? Tabi ki oylar sandığa girene kadar. Ben bu yazımda açılım politikalarının şimdi devreye gireceğini düşünen Akil İnsanların oluşturmuş oldukları raporu irdeleyeceğim. Sizlerde bu raporu okuma fırsatı bulmuşsanız bana hak vereceksiniz. Raporun tamamını gözden geçirdiğim zaman arkalarında yasal bir dayanak olmamasına rağmen bu Akil İnsanlar kendilerini açılım politikalarına bir hayli fazla kaptırmış olduklarını anladım. Sanki arkalarında bir halk desteği varmış gibi ilgili konulara bir hayli maydanoz olmuşlar.

Düzenlenmiş olan raporu bölüm bölüm konularına göre de ayırmayı da ihmal etmemişler. Ben konu başlıklarını yer yer birleştirerek raporu irdeleyeceğim. Şimdi isterseniz hazırlanmış olan bu raporu hep beraber inceleyelim.

1.Sosyal Psikolojiye İlişkin Öneriler ve Talepler:
Bu başlık altında batıdakilerin açılım süreci ile ilgili ön yargılardan sıyrılmaları öngörülmüş. Sürece terör örgütü, bebek katili, gibi ifadelerin de zarar verdiğine değinilmiş. Bu ifadeler onurlarına dokunmuş olmalı. Yıllardır vatani görevlerini yaparken şehit düşen Mehmetçiklerin yaşam haklarına ise değinilmemiş. Sanıyorum şehit düşen Mehmetçikler, ilgili sürece zarar vereceği endişesi yüzünden raporda yer verilmemiş olmalı. Aynı zamanda daha önce devlet tarafından haksızlığa uğradığı düşünülen Şeyh Said, Said-i Nursi, Seyit Rıza gibilerine itibar verilmesi öngörülmüş. Ancak kurtuluş savaşları dönemi boyunca vatanın ahde vefası düşünülmemiş. O dönemlerde İngilizler ile irtibatlı olarak kurtuluş savaşlarına zarar verenlerin haysiyetleri düşünülmüş. Yoksa vatanın işgalci devletlerden nasıl temizlendiği kimsenin umurunda değil. İşleri varsa yoksa vatan hainliğinde bulunanlara itibar kazandırmak. Neymiş efendim? 1937 ve 1938 Dersim soykırımları kınanacakmış. Tek dil, Tek vatan değilmiş, ortak vatan, ortak devletmiş. Kalıplaşmış deyimlerden vazgeçilmeliymiş. Yani Türk Bayrağı, Türk Milleti, Ne Mutlu Türküm Diyene gibi kalıplardan vazgeçilecekmiş. Bunların yerine hangi kalıpları önerebileceklerini sizlere bırakıyorum. Tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.

2.Siyasi Öneriler ve Talepler:
Akil İnsanlarımız çok akıllı olduklarından dolayı bu başlık altında terörist başının serbest bırakılmasını öngörmüşler. Bu duruma yasal olarak hangi dayanağa göre değerlendirmişler bilmiyorum ama BDP Milletvekillerinden bile öteye gittikleri kesin. Gittikleri toplantıların tamamını değerlendirmiş olsalar bile ortaya böyle bir sonucun çıkmayacağı kesin. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde elbette böyle talepler gelmiş olabilir. Ancak vatan sadece Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinden ibaret değildir. Batı, Kuzey, Güney, Marmara ve İç Anadolu Bölgelerinden alınan nabızlara göre bu değerlendirme yapılmalıydı. Bu bölgelerde çalışan akiller sürekli protesto edildikleri için onların notları değerlendirmelere alınmamış olduğu anlaşılıyor. Akillerin raporuna kaldığımız yerden devam edelim. Terörist başının serbest bırakılmasının yansıra, Türkiye milletvekilliği ve yerel parlamentolar olmalıymış. Yani eyalet sistemine geçilmeliymiş. Burası ABD’ye ondan olsa gerek. Tüm mağdur edilenlere tazminat ödenmeliymiş. Bu açılım şeyh Sait, Said-i Nursi, Seyit Rıza gibi vatan hainlerini kapsadığı kesin de terörist başını kapsayıp kapsamadığını bilemiyorum. Yol kontrolleri kaldırılmalıymış. Teröristler bölgede daha rahat cirit atmaları için olsa gerek. Karakol yapımları durdurulmalıymış. Bölgeye atanan yöneticilerin halkla uyumlu olması gerekiyormuş. Sanıyorum valilerden söz ediliyor. Cadde, okul, havaalanı gibi yerlerden İnönü, Fevzi Çakmak, Sabiha Gökçen gibi isimler kaldırılması gerekiyormuş. Atatürk haricinde İnönü dâhil Cumhuriyetin kurucularından rahatsız oldukları kesin. Aslında Atatürk’ten de rahatsızlar ancak şimdilik ona hakaret etmeye cesaret edemiyorlar.

3-Yargısal Süreçler Bakımından:
Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının Fırat’ın doğusuna da taşınması gerekiyormuş. Memleketin aydınlarından, akademisyenlerinden, yazarlarından, askerlerinden hınçlarını daha tam olarak alamadıkları anlaşılıyor. Toplumsal barış için içerde bulunan Ergenekon ve Balyoz tutuklularının serbest bırakılmaları öngörülmüyor demek ki. Demek ki barış sadece kendi insanlarına lazım. Onların canı can ama diğerlerin ki patlıcan sanki. İlgili barış sürecinin sekteye uğramaması için Andımızın da kaldırılması gerekiyormuş. İki pınar Şeyh Said ve Said-i Nursi’ye itibar verilmesi gerekiyormuş. Akil İnsanlar heyetinin genişletilmesi gerekiyormuş. Demek ki akillerimiz bu işi çok sevmişler. Devlet anlayışı değişmeliymiş. Devletin askeri ve polisi de sürece hazırlanması gerekiyormuş. Yorumu size bırakıyorum.

Özetle Galası yapılan Akil İnsanlarımız yapmış oldukları çalışmalardan dolayı daha henüz hızlarını alamamış oldukları anlaşılıyor. Bu yüzden Başbakan’dan sürecin ve Akil İnsanların çalışmalarının kaldıkları yerden devam etmesini talep ediyorlar. Ancak Başbakan seçimlere çoktan yeni bir yol haritasını çizmiş durumda. Daha doğrusu Başbakan, Akil İnsanların çalışmaları devam ederken anketlere yansıyan düşen orandaki oy oranlarını gördüğü andan itibaren yeni yol haritasını çizmişti. Doğu Ergil bile bu durumu anlayamamışsa diğer akillerin anlayabilmesi hiç mümkün değil. 08.07.2013

SAİT BALCI

481 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.