DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK.AYNI TAS AYNI HAMAM

sait-balci31 Mayıs Cuma günü siyasi iktidar partisine karşı başlayan Gezi Parkı eylemleri ve Taksim direnişinde yeni bir aşamaya gelindi. Bu duruma ise 15 Mayıs Cumartesi akşamı polisin Gezi Parkı eylemcilerini yaka paça Gezi Parkından atması neden oldu. Gezi Parkına alınmayan eylemciler bu sefer Taksim’de Atatürk posterinin karşısında sekiz saat tepkisiz durma eylemine başladılar. Eylem kısa sürede yurt geneline yayıldı. Birçok ilde benzer eylemler yapıldı. Gezi Parkına sokulmayan eylemciler dik duran adam portresi ile Başbakan’a meydan okumaya devam ettiler. Ülkemizde ileri demokrasinin geldiği noktayı simgeleyen dik duran adamlar eylemi ülke sınırlarını da aştı. Eylemler anında sosyal medya üzerinden uluslararası kamuoyuna da taşındı. Siyasi iktidara karşı başlatılan ve Gezi Parkı eylemleri ile başlayan ve daha sonra ülke geneline yayılan protestolar yeni bir aşamaya gelmiş oldu. Böylelikle siyasi iktidarın her seferinde orantısız güç ile bastırmaya çalıştığı protesto eylemleri değişik yöntemlerle kaldığı yerden aynen devam ediyor.

Polisin barışçıl eylemlere katılanlara uyguladığı orantısız güç konusunda Birleşmiş Milletler Örgütünün kaygılarını dile getirmesi Başbakan’ı hiç etkilemişe benzemiyor. Suriye’de sözüm ona halka baskı uyguladı savıyla Birleşmiş Milletler Örgütünü göreve çağıran Başbakan kendi ülkesindeki barışçıl ve demokratik eylemlere ne yazık ki aynı bakış açısıyla değerlendirmiyor. Yani Suriye Devlet Başkanı Başar Esad halkına baskı yapıyor diye yaygarayı koparacaksınız ama kendi ülkenizdeki demokratik eylemlere katılanlara kan kusturacaksınız! Bu mudur yani? Demokrasi salt alınan oy oranı ile paralel midir? Yüzde elli denilen oy oranı da şüpheli ya neyse. Peki, yüzde elli oy oranı sizin vatandaşınız ise diğer yüzde elli oy oranı kimin vatandaşı? Onlar da bu ülkenin yurttaşı değil mi? Onlar çok övündüğümüz ileri demokrasiyi hak etmiyorlar mı? Onlar başka partilere oy kullanamazlar mı? Onlar demokratik haklarını kullanamazlar mı? Gösteri ve yürüyüş haklarını kullanamazlar mı? Onlar sizin gibi düşünmek zorunda mıdırlar? Yüzde ellinin diğer tarafı bu haklarını kullanamayacaklarına dair bir yasa mı vardır? Eğer böyle bir yasa varda polis bu yasaya göre mi orantısız güç kullanmaktadır? Demokrasi ile yönetilen ülkelerde siyasi iktidarın başı bu soruları yanıtlamalıdır. Eğer siyasi iktidar bu soruları yanıtlamaktan kaçınıyorsa siyasi iktidarın meşruluğunu tartışmanın zamanı da gelmiştir. Bu gözlem demokrasi ile yönetilen her ülkede aynıdır. Suriye’de seçimle gelen bir Devlet Başkanının meşruluğu tartışılmaya başlamışsa bizim de bundan kaçış yolumuz mümkün değildir. Bugün seçimle gelen Suriye Devlet Başkanı için meşruluğunu kaybetti dersek bir başkaları da bizim için aynı yorumu yaparlar.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pilay, Ülkemizi ileri demokrasi ile yöneten siyasi iktidardan, halka orantısız şiddet uygulayan görevlilerin araştırılmasını istemiş. Başbakan’da tam bu noktada zaten bunu düşünüyordu. İleri demokrasiyi bütün kuralları ile uygulayan Başbakan şimdi Gezi Parkına çiçek filan dikmeyi de bırakıp sanıyorum dört elle bu konuya eğilir. Yurttaşlara nerede orantısız şiddet uygulanmışsa mobese kameralarından tespit ettirir. Mobese kamaralarına yakalanan görevliler hakkında derhal soruşturma başlatılır. Soruşturmanın önemi açısından da şiddet uygulayan görevliler derhal mesleklerinden el çektirilir değil mi? Birleşmiş Milletler Örgütünün İnsan hakları Komiseri Bay Navi Pilay ! Bekle bakalım Gezi Parkında uygulanan orantısız güç ile ilgili böyle soruşturmalar yapılacak mı? Çağrınıza ülkeyi yöneten siyasi iktidar yanıt verecek mi? Bekleyin bakalım! Ne demiş atalarımız? ‘’Bekleyen derviş muradına ermiş’’. Biz eremedik ama belki sizler muradınıza erersiniz.

Avrupa Birliği ise halkın toplantı ifade ve gösteri hakkına saygılı olunmasını istemiş. Avrupa Birliği herhalde ülkemizi demokrasi ile yönetilen bir ülke zannetmiş olmalı. Ya da ülkemizi demokrasi ile yönetilen ülkeler ile karıştırmış olmalı. Yoksa bu talebin karşılığının olmadığını görürlerdi. Bugüne kadar her seçim dönemi öncesi ha şimdi alıyoruz de şimdi alıyoruz diye siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten başka acaba ne yapmışlardır? Avrupa Birliği üyeliği konusunda acaba gözle görülür bir adım atmış mıyızdır? Avrupa Birliğinin ön şartları adı altında Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında asker kökenli üyeleri çıkarmaktan başka ne yapmışızdır? Ülkemizi demokrasi ile yönetilen ülkeler sınıfında acaba herhangi bir basamak atlamışız mıdır? Silivri Toplama Kamplarına yurtsever aydınları, akademisyenleri, gazetecileri, yazarları, demokrasiyi güçlendirtmek adına mı tıkmışızdır? Avrupa Birliğinin önde gelen bürokratları söyleyin bakalım! Bugüne kadar sizleri biz mi, yoksa demokrasiyi amaç yerine araç olarak görenler mi aldattı?

ABD’nin işbirlikçisi olan Avrupa Parlamentosunun güzide bürokratları! Sizlere ne demeli? Daha dün sizler değimiydiniz Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu pek değerli logonuzun önünde ülkemizin Başbakan’ını eleştirtmem diyen? Dün ileri demokrasinin savunucu olarak gördüğünüz Başbakan şimdi demokrasinin önünde basıl engel oldu? Düne kadar tanıyamadığınız Başbakan’ı bugün mü tanıma şerefine ulaştınız?

Ya ABD’ye ne demeli? ABD ‘’ Şiddet ve polis zulmünden endişe ediyoruz. ‘’Medya’ya yönelik sansür ve gözaltılar kabul edilemez. Kınıyoruz’ ’deniliyor. Elbette biz de kınıyoruz. Medya’ya yönelik baskıları biz de kabul etmiyoruz. Ancak bugüne kadar ulusal medya’ ya yapılan baskıları nasıl değerlendireceğiz? Silivri Toplama Kampında yatmakta olan gazetecilere uygulanan tecrit cezalarını nasıl değerlendireceğiz? Siyasi iktidarın ipliğini çarşıya çıkaran yazarların zindanlara atılmasını nasıl sindireceğiz? Düzmece planlarla Türk Ordusunun tutsak edilmesi ileri demokrasiye bir örnek midir? Kürtajın yasaklanması hangi demokrasiye örnektir? Herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın insanların dinlenmesi hangi ileri demokrasiye örnektir? Söyleyin bakalım.

Siyasi iktidar tüm bu olup bitenlerden sonra halen kürtaj ve sezaryen cinayettir diyebiliyorsa bu ülkede ileri demokrasinin varlığından söz edilebilir mi? Orantısız güç kullanımından dolayı halktan özür dilenmesi gereken bir yerde polisin daha da güçlendirileceğinin söylenmesi hangi akla hizmettir? Toplumun yanan ateşi hangi söylem ile düşecek? Daha fazla söze gerek yok efendim. Lütfen geçiniz.19.06.2013

SAİT BALCI

478 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.