GÖZDEN KAÇANLAR

sait-balciGezi Parkı ile başlayan ve daha sonra bütün yurda yayılan demokrasi eylemleri devam ederken Başbakan sessiz sedasız önce Fas’a, sonra da Tunus’a gitmişti. Başbakan’ın yurtdışına çıkmasından bu yana yandaş basından Başbakan’ın yurt dışı izlenimlerini takip etmeye çalıştım. Ancak doğrusunu söylemem gerekirse bu konuda detaylı bilgi edinemedim. Belki de ben haberleri kaçırdım, ya da Gezi Parkı ve Taksim eylemleri Başbakan’ın yurt dışı gezisini gölgede bıraktı. Doğrusunu söylemek gerekirse aslında yurt geneline yayılan demokrasi eylemleri ülkenin gündemini değiştirdi. Belki de gündem ilk defa siyasi iktidarın kontrolü dışında gelişti. Başbakan’ın yokluğunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir araya gelerek gündemin şiddetini düşürmek istediler ancak bu konuda başarılı olamadılar. Zaten çok geçmeden Başbakan’da yurda geri döndü. Başbakan yokluğunda inisiyatifi dışına çıkan siyaseti, havaalanı konuşması ile dengelemeye çalıştı. Yani Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Bülent Arınc’ın tansiyonu düşürmeye yönelik girişimlerini anında bertaraf etti. Zaten Başbakan gazetelerin yazdığına göre Bülent Arınc’ın konuşmasını tablet bilgisayardan izlemiş. Bülent Arınç göstericilerden özür dileyince de tableti kırmış. Bu haber ne derece doğrudur bilmiyorum ama gerçek olma ihtimali de hayli yüksek. Yurt dışında tablet kırıldıysa yurt içinde neler kırılmıştır bilemiyorum.

Uzun zamandır gerek Cemaate yakın olan gazeteleri, gerekse ABD’ye yakın olan gazeteleri yakından takip ediyorum. Bu yayın organlarından edinmiş olduğum bilgilere göre iktidar partisinin ortakları birbirlerini yemelerine az kaldığı izlemini ediniyorum. Bu durum zaten her gün yayınlanan Zaman ve Taraf Gazetelerinin köşe yazarlarının yorumlarına da yansıyor. Hani bunları konuşurken, yine birbirlerine düştüler dediğimiz zaman ‘’yok ya onların yediği içtiği ayrı gitmez’’ derler ya ama bu sefer öyle değil işte. Uzun zamandır başlayan aile içi kavga bu aralar bir hayli alevlenmiş görünüyor. Başbakan Cemaate yakın olan partilileri de zaten bu yüzden uzaklaştırıyor. Başbakanlık binasında dinleme cihazlarının bulunması da bu ayrışmanın işaretleriydi. Başbakan o günden bu yana Cemaate karşı daha temkinli davranıyor. Başbakanlık korumalarının değiştirilmesi ve Emniyet Müdürlüğü’nün İstihbarat kadrosunun değiştirilmesi bu tedbirler anlamında gerçekleştirilmişti. Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan’ın sorgulanma isteğinin altında da bu hesaplaşma yatıyordu. Başbakan’ın partili Başkan olma isteğinin altında da bu hesaplaşma isteği vardı. Taksim ve Gezi Parkı protestoları da bu döneme denk geldi. Cemaate yakın olan siyasetçiler, bütün yurda yayılan halk hareketlerini tansiyonu düşürmeye çalışmışlardı. Ancak Başbakan yurda geri dönmesiyle birlikte Taksim Dayanışma Platformu ile başlayan görüşmelerinin önünü kesti. Başbakan’ın restini gören meydanlar da gösterileri daha geniş alanlara yaymak suretiyle devam ettiriyorlar.

Bu arada gelen haberlere göre Başbakan’ın yurt dışı gezisinin sönük geçtiğini de söyleyebiliriz. Bir taraftan Suriye’de Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Kuseyr kentini teröristlerden temizlemiş olması Orta doğuda dengelerin değişmekte olduğunun işaretini verdi. Kuseyr kentini teröristlerden temizleyen Esat şimdi Suriye’de daha hâkim konuma geçmiş görünüyor. Teröristler ise ellerinde bulunan kaleleri tek tek kaybetmeleri ile birlikte Suriye’nin genelini Beşşar Esad’a bırakmış oluyorlar. Şimdi gözler artık Cenevre’ye çevrilmiş durumda. Esad şimdi Cenevre’ye eli daha güçlü katılacak. Teröristler ise ellerindeki bölgelerin düşmesiyle birlikte meşrutiyetlerini de büyük ölçüde kaybetmiş durumdalar. Ayrıca Birleşmiş Milletler Örgütü’nün elinde Suriye’nin teröristlerinin kimyasal silah kullandıklarına dair kanıtlar bulunmakta. Cenevre’de Özgür Suriye Teröristlerinin kullanmış olduğu kimyasal silahlar muhakkak masaya yatırılacaktır. Bu şartlarda düzenlenecek toplantı Beşşar Esad’ın elini teröristler karşısında daha da güçlendirecektir. Ancak böyle bir ortamdan çıkış yolu arayan teröristler toplantıya katılmayabilirler. Böylelikle de biraz daha zaman kazanmanın yolunu arayacaklardır.

Söylenenler doğruysa Başbakan’ın yurt dışı gezileri bir skandal ile sona ermiş. Fas ve Tunus Devlet Başkanları Başbakan’a görüşme için randevu vermemişler. Yani Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ını Fas ve Tunus Devlet Başkanları kabul etmemişler. Bu durum bana Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ı anımsattı. Necmettin Erbakan’da gitmiş olduğu Libya’da eski Devlet Başkanı Muammer Kaddafi tarafından makamında kabul edilmemişti. Muammer Kaddafi Necmettin Erbakan’ı çadırda konuk etmişti. Muammer Kaddafi Çadırda düzenlenen toplantıda da Necmettin Erbakan’a ve Türkiye Cumhuriyeti’ne etmediği hakaret kalmamıştı. İşte şimdi de Fas’ta ve Arap Baharının yeni yaşandığı Tunus’ta böylesine bir durum yaşanmış. Aslına bakarsanız Fas ile Tunus Devlet Başkanları kendi iradeleri ile Başbakan’ı ret etmeye cüretlerinin olduğunu hiç sanmıyorum. Sanıyorum gizli bir el devreye girmiş olmalı. Şimdi Başbakan gerek Suriye krizi gerek Gezi Parkı eylemleri gerekse Fas ve Tunus ziyaretlerinde yaşanan olumsuzların gölgesinde yurda döndü. Başbakan bu arada gelişmeleri değerlendirmek için Merkez Yürütme Kurulu’nu da topladı. Bu toplantıda başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç olmak partililere yeni bir ayar verildiğini sanıyorum. Eğer ayar tutmazsa meşhur Kızılcahamam Toplantısı da gündeme gelebilir. 10.06.2013

SAİT BALCI

393 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.