EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI

sait-balciEvdeki hesaplar eskiden olduğu gibi çarşıya uymuyor artık. Nihayetinde çarşı dar gelmeye başladı. Çünkü çarşı, bugüne değin uyguladığı politikalar ile bir yere varamayacağını anladı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na güvenilemeyeceğini anladı. Davutoğlu’nun öne sürdüğü politikaların elle tutulur gözle görülür bir tarafı olmadığını nihayet anladı. Aslında Davutoğlu’nun öne sürdüğü politikaların ne derece güvenilir olduğunu ABD Eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton çoktan anlamıştı. Hillary Clinton zaten bu yüzden Özgür Suriye Teröristlerinin komutasını Ahmet Davutoğlu’ndan bu gerekçe ile geri almıştı. Sanıyorum Obama Hillary Clinton’a şimdi hak vermiştir. ABD açısından kaybedilmiş zaman ne kadar önemli olursa olsun gelinen noktada çok geç de kalınmış sayılmaz. Zaten Obama kaybedilen zamanın çok önemli olmadığını Başbakan ile yapmış olduğu görüşmede açıkça ortaya koydu. Hatta Başkan Obama bugüne kadar kaybedilen zamanı telafi etmek için aceleci olmayacağını da söyledi. Suriye sorununu bir an evvel çözmek için ellerinde sihirli bir değnek de olmadığını söyledi.

ABD Başkanı Obama’nın günler öncesi Suriye meselesinin diplomatik yollardan çözülmesi konusunda Rusya ile anlaşmış olması Başbakan ile yaptığı görüşmeyi tamamıyla gölgede bıraktı. Yani Obama Başbakan ile yaptığı görüşmede yeni bir strateji geliştirmedi. Obama Rusya ile varmış olduğu anlaşmaya görüşme boyunca mutabık kaldı. Hâlbuki Başbakan, ABD’ye giderken elinde Suriye’de Devlet Başkanı Beşşar Esat’ın teröristlere kimyasal silah kullandığına dair delillerle gitmişti. İşte yazımın başında da söylediğim gibi evdeki hesaplar çarşıya uymadı. Ancak Başkan Obama, Esat’ın gitmesi konusunda Başbakan ile mutabık olduklarını söylemekle yetindi. Zaten Başkan Obama bu konuda farklı bir tavır içinde değildi. Ancak Obama Esat’ın gidişi konusunda eskiden ABD’nin Irak bataklığına saplandığı gibi bir acemiliğe düşmeyeceğini açıkça ifade etti. Bu durum bizim Başbakan’ı pek mutlu etmedi ama Başbakan’ın Suriye meselesinde başka da uygulayabileceği bir seçeneği de maalesef yok. ABD ile gelmişseniz işte böyle ABD’nin hizasından çıkamaz hale geliyorsunuz. Başbakan’ın geldiği durum da budur. ABD’ye giderken Cenevre Toplantısını ‘’ipe un sermek’’ olarak değerlendiren Başbakan, dönüşte Cenevre Toplantısının önemine işaret etmesi de bu yüzdendir.

Suriye politikasında atılan geri adım bu noktada Başbakan’ı tam anlamıyla sıkıntıya soktu. Çünkü Suriye’den gelen sığınmacıların sayısındaki artış ekonomiyi iyice zorlamaya başladı. Başbakan bu noktada ABD’den, Suriye’de en azından uçuşa kapalı bir alan koparabilseydi belki de sığınmacıları bu bölgeye sevk edecekti. Başbakan böylelikle hem Suriyeli sığınmacıları kendi topraklarına göndererek muhalefetin haklı tepkilerinden kurtulacak hem de Suriyelilerin yapmış olduğu taşkınlıklara son vermiş olacaktı. Daha da önemlisi Suriyeli sığınmacıların maliyeti hafifletilmiş olacaktı. Başbakan bu hamle ile aslında bir taş ile iki kuş vurmak istiyordu. Ancak olmadı. Suriyeli sığınmacılar konusunda Arap Ülkelerinin ellerini cepleri atmaması Başbakan’ı böyle bir çözüme yöneltmişti. Böylelikle uçuşa kapalı alan yaratılmak suretiyle Suriyeli sığınmacılara Arap Ülkelerinden daha fazla yardım alınabilirdi. Ancak bu plan ABD Başkanı Obama tarafından uygun görülmeyince bomba elimizde patladı dersek yanlış söylemiş olmayız. Şimdi Başbakan PKK sorununu verilen tavizlerle soğutmaya bırakmışken sıcağı sıcağına Suriye sorununu da üzerinden öteleyerek kazasız belasız atlatmaya çalışmıştı. Ancak olmadı. Yani baştan da söylediğim gibi evdeki hesap çarşıya uymadı.

Suriye politikasında ABD Başkanı Barrack Obama’nın Başbakan gibi düşünmemesinin elbette makul sebepleri vardır. Başbakan bu sebeplere hak vermiş midir bilmiyorum ama itiraz edemeyeceği kesin. Her şeyden evvel ABD’nin Suriye cephesinde savaşmakta olan El Nusra cephesine sıcak bakmadığı bilinen bir gerçek. Yani ABD Suriye teröristlerine yapılacak silah yardımlarının El Nusra cephesinin eline geçmesini istemiyor. Bu yüzden açıkça bu teröristlere silah yardımı için tam anlamıyla düğmeye basmıyor. Ancak yine de Esat karşısında savaşmakta olan teröristleri silahsız da bırakmak istemiyor. Bu yüzden kontrollü bir şekilde silah yardımının yapılmasına yeşil ışık yakıyor.

Başkan Obama’nın Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esat’ın kimyasal silah kullanmadığını ve kimyasal silahları hangi teröristlerin kullandığını çok iyi bilmektedir. Bu yüzden Başkan Obama elinde Beşşar Esat’ın kimyasal silah kullandığına dair bir belge olmadığı için bu bilgilere pek itibar etmedi. Başbakan Suriye Devlet Başkanı’nın kimyasal silah kullandığına dair bizim halkı kandırabilir ama Obama’yı kandırması hiç mümkün değil. Ülkemizde Başbakan’a Esat’ın kimyasal silah kullandığına dair herhangi bir delilin olup olmadığını soracak bir medya da göremiyorum. Böyle bir soruyu Ulusal Kanal, Halk Tv, Aydınlık Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi, Yurt Gazetesi muhabirleri sorar ama onları da basın açıklamasına almazlar. Başbakan, bu saatten sonra gelen sığınmacılara bundan böyle de kendi başınızın çaresine bakın diyemeyeceği için çareyi Suriye’de uçuşa kapalı alan yaratmakta bulmuştu ama o plan da suya düştü. Bu durumda Başbakan Suriyeli sığınmacılar ve eli kanlı teröristler ile birlikte hızla seçimlere doğru yol almaktadır. Bu olumsuzluklara Başkanlık sisteminin de geri teptiğini varsayarsak bu sefer tümden evdeki hesapların çarşıya uymadığını söyleyebiliriz. 24.05.2013

SAİT BALCI

543 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.