SİLİVRİ ‘DEN YÜKSELEN ADALET VE DEMOKRASİ ÇIĞLIKLARI

sait-balciBugün Silivri’de yine tarihi bir gün yaşanacak. Cumhuriyet Okurları, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Emekli Subay Derneği, Emekli Astsubay Derneği, Cumhuriyet Kadınları derneği, Barolar ve siyasi partilerden Cumhuriyet Halk Partisi ile İşçi Partisinin üyeleri ile birlikte birçok yurtsever, memleketin hemen hemen bütün illerinden Silivri’ye akın edecekler. Böylelikle Silivri, yine yurtsever insanların geniş katılımına ev sahipliği yapacak. Belki de bugün Silivri’de siyasi iktidarın bütün engellemelerine rağmen yeni bir tarih yazılacak. Siyasi iktidara unutamayacağı bir ders verilecek. Terörist başı ile yapılmakta olan yeni Anayasa’dan dolayı köşeye sıkışan siyasi iktidar, şimdi de yurtseverlerin adalet ve hukuk arayışı altında ezilecek. Yani bugün Silivri’den adalet ve demokrasi çığlıkları yükselecek.

Her zamanki gibi yine yandaş medya, Silivri’den yükselen hukuk çığlıklarını görmeyecekler. Silivri’de gerçekleşen demokrasi buluşmasının yerine başka haber başlıklarına yer verecekler. Silivri adaletini halktan saklamanın yolunu seçecekler. ‘’Darbeciler Yargılanıyor’ ’diye olmayan demokrasiyi savunacaklar. Halen 12 Eylül Askeri Darbesinden hesap soramayan siyasi iktidarın yerine, sözde barış adımlarını atan siyasi iktidarı ön plana çıkaracaklar. Demokrasiyi filan tümden unutacaklar. Siyasi iktidarın nimetlerinden yararlanmanın yoluna bakacaklar. Ülkenin gidişatı ise onların umurunda bile olmayacak. ‘’Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın’’ misali. Böylelikle Amerikan Emperyalizmine hizmet etmiş olmanın gururunu yaşayacaklar. Yoksa insan haklarının ayaklar altına alınması onları hiç ilgilendirmeyecek. Meslektaşlarının düzmece planlarla yargılanmaları karşısında hiç tepki vermeyecekler. Tıpkı, Teke Tek programında Levent Kırca’nın sorduğu soruya Fatih Altaylı’nın ‘’Silivri’ye hiç gitmedim, gitmeyeceğim, gitmeyi de düşünmüyorum’’ dediği gibi.

Ya akşam televizyonlarda neler konuşulacak? Elbette özel yetkili gazeteciler demokrasi nutukları atacaklar. Yurtseverlerin Silivri barikatlarına yüklenmelerini kınayacaklar. İddia makamlarının düzmece planlarla yürüttükleri davayı görmeyecekler ancak tutuklu sanıkların ve sanık avukatlarının mahkemenin hukuksuz uygulamaları karşısındaki isyanlarını adalete saygısızlık olarak niteleyecekler. Aslında kendileri bir günlüğüne de olsa Mustafa Balbay’ın deyimiyle Silivri Toplama Kampında kalsalar hukukun ve demokrasinin ne anlama geldiğini anlayacaklar ama bu durum işlerine gelmiyor. Dolayısıyla yine hiç utanmadan ve acımadan yurtsever aydınlarımıza vurmaya devam edecekler. Çünkü onlara bu görev verilmiştir. Demokrasi ve insan haklarının yurtsever aydınlarımız için geçerli olmadığı öğretilmiştir. Onlara Amerikan Emperyalizmine hizmet etmenin vatan ve namus borcu olduğu öğretilmiştir. Kanlarına, Amerikan çıkarlarını savunmanın barışa sahip çıkmakla eş anlamda olduğu duygusu enjekte edilmiştir. Onlar da bu görevi geçmişte nasıl ifa etmişlerse yine aynı şekilde ifa etmeye devam edeceklerdir. Hem de bütün yandaş televizyon kanallarını tek tek gezerek. Emperyalizmin çıkarlarına daha fazla hizmet etmek için adeta yarışacaklar. Bu durum onların normal yaşam biçimleridir. Geçmişte Ali Kemaller ’in vatana yapmış oldukları ihanetin aynısını bugünün özel yetkili gazetecileri de hiç çekinmeden yapmaya devam edecekler.

Yeni seçilen Akil Yandaşlar ne yaparlar dersiniz? Silivri’de olup biten düzenbazlıkları yerinde görmek isterler mi? Ne de olsa bundan böyle ‘’ Analar Ağlamasın’’ diye atanmışlardı ya o yüzden. Şehit analarının acısının bir nebzede olsa teröristlerle çıkan çatışmalarda ölen evlatlarının komutanlarına sahip çıkmaktan geçtiğini bilirler mi? Teröristlere karşı yapılan mücadelelerde şehit düşen evlatların acısına tuz biber süren anaların, ‘’Vatan Sağ olsun ‘’ dediklerinde onların duygularını anlayabilirler mi? Askeri, Amerikan Emperyalizmine esir düşen bir memleketin halini öngörebilirler mi? Her şeyden önce ağlayan anaların bugün Silivri’de olduklarını bilirler mi?

Peki, Silivri Adaleti ne durumdadır? Davanın bir proje olduğunu itiraf eden ihbarcıların bile saadete geldiği noktada aynı hukuksuzlukları devam ettirecekler midir? Yurtsever aydınlara yeterli savunma hakkı verecekler midir? Dinlenmesi istenen tanıklara söz hakkı verecekler midir? Yoksa yine aynı nakarat maaş bağladıkları gizli tanıkların atmış oldukları iftiraya göre hareket etmeye devam mı edeceklerdir? Olmayan Terör Örgütü’nü yoktan var etmeye devam mı edecekler dir? Yurtsever aydınlarımızı ve Ordumuzun emekli ve muvazzaf subaylarını varlığı ispatlanamayan terör örgütü üyeliği ile suçlamaya devam mı edeceklerdir? Silivri Cumhuriyeti’nde oynanmakta olan tiyatronun sonucunu hep beraber bekleyip göreceğiz.08.04.2013

SAİT BALCI

440 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.