DEMOKRASİ SESİ İLE UYANMAK

sait-balci12 Eylül 1980 Askeri Darbesinde Hasan Abi ‘’Tank Sesiyle’’ uyanmıştı. Hasan Abi sanırım bu kez ‘’Demokrasi sesiyle’’ uyandı. Tank sesiyle uyanmanın ne demek olduğunu elbette hepimiz biliriz. Ayrıca ‘’Tank Sesiyle uyanmayı’’ Hasan Abi’den de öğrenmiştik. Hasan Abi bu kez ‘’Demokrasi Sesiyle’’ uyandığı için konumuz elbette ‘’Demokrasi Sesi ile Uyanmak’ oldu. Hasan Abi bu aralar biraz geç uyanıyor ama kusuruna bakmayın. Sonuçta geç te olsa uyanıyor ya buna da şükür. Hiç uyanmasa ne yapacaksınız? Kör cahil gitmekte var işin içinde değil mi? Hasan Abi’yi bu yüzden kutluyorum. Geç de olsa uyanmayı beceriyor. İşte Hasan Abi bu sefer Demokrasi sesi ile uyandı. Gözümüz aydın.

Deneyimli gazeteciler hani deyim yerindeyse geleceği okuyarak yazarlar. Gelecek zaten durduk yerde gelmez. Mühim olan işleyen süreci değerlendirirken olaylara hangi pencereden baktığınızdır. Benim bildiğim gazeteciler olayları gazeteci kimlikleri ile okumuşlardır. Yani gazetecilik yapmışlardır. Gazetecilik yapmak bazen bugün olduğu gibi Silivri Zindanlarına girmektir. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Soner Yalçın gibi. Bazen de hiç tasvip etmediğimiz şekilde faili meçhul cinayetlere kurban gitmektir. Arkada gözü yaşlı sevenleri bırakarak öbür dünyaya göç etmektir. İşte bunlara örnek olarak da Abdi İpekçi Çetin Emeç ve Uğur Mumcu’yu gösterebiliriz.

Birde karambole oynayan gazetecilik vardır. Yani suya sabuna dokunmadan yapılan gazetecilik. İşte bu gazeteciler de toplumda karşılıkları olmamasına rağmen siyasi iktidarlardan itibar görmeleri onları fazlasıyla memnun eder. Gün gelir Demokrasi kahramanı olurlar. Gün gelir siyasi iktidarın şak şakçısı oluverirler. Ancak bir gün de gelir ki her ne kadar yağcılık ta yapsanız hiç farkına varamadan çoktan bertaraf olmuşsunuzdur. İşin boyutunun bu aşamalara geleceğini bilseniz ağzınıza fermuar diktirirsiniz ama baştan da söylediğim gibi bütün sorun geleceği okuyamamaktır. Bu durumları görebilmek için de gazetecilik yapmak gerekiyor. Gazeteciliği siyasi iktidara yaranmak için değil halkın bilgilenmesi adına yapmanız gerekiyor. Eğer sizde bu meziyet de yoksa yandınız demektir. İşte Hasan Abi böyle bir gazetecidir. İşin boyutunun bu aşamalara geleceğini bilseydi şimdiye değin çoktan çark etmez miydi?

Demokrasi sesiyle uyanan bir gazetecimiz daha var tabi ki. Hani şu Atatürk’ü sıradan sanki basit biriymiş gibi gösteren ‘’Mustafa’ ’filmini çeken arkadaş. Atatürk’ün, sanki okul arkadaşıymış gibi filmin adına da ‘’Mustafa’’ ismini koyan arkadaş. Hani gazeteci arkadaşları bir bir Silivri zindanlarına atılırken tribünden maç seyreder gibi olup bitenlere Fransız kalan gazeteci arkadaş. Hani şu meşhur tutanakların ortaya saçılmasından sonra Hasan Abi ile bertaraf olan gazeteci arkadaştan bahsediyorum. Bu gazetecimiz de bertaraf olunca ne yaptı biliyor musunuz? Bu cin fikirli gazetecimiz hemen İmralı’da ikamet etmekte olan PKK Terörist başına mesaj yollamış. Ne diye biliyor musunuz? Ben söyleyeyim. İmralı canisinin belgeselini yapmak için. Memleket de belgesel yapılacak kişi kalmamış da şimdi sıra terörist başının belgeselini yapmaya gelmiş. Aklı sıra girmiş olduğu kısır döngüden bu vesile ile çıkacak. Bu şekilde Bölünme Anayasasına katkıda bulunmuş olacak. PKK Terörist başını halka sevimli göstermeye çalışacak. Dolayısıyla bertaraf olmaktan sıyrılıp çıkıp gidecek. Ne dâhice bir fikir değil mi? Böyle bir zamanda da böyle bir belgesel de iyi gider doğrusu. Vatandaş da Terörist başının belgeseli ne zaman çekilecek diye merak ediyordu ya, o yüzden olsa gerek. Eğer kabul görür de terörist başının belgeselini çekebilirse ben o zaman göreceğim belgeselin adına ‘’Abdullah ‘’ adını koyup koyamayacağını. Belgesele terörist başının çocukluk ve okul yıllarını mı yoksa dağa çıktığı yılları mı konu edeceğini göreceğiz. Terörist başını da Atatürk gibi içkiye düşkün biri olarak mı gösterecek, yoksa dağda bunca askerimizi şehit eden bir kahraman olarak mı gösterecek? Eminim kendini gazeteci olarak gören bu arkadaş dağlarda pusuya düşen Mehmetçiklerin belgeselini çekmeyi hiç düşünmemiştir. Ancak şimdi görülen lüzum üzerine terörist başının belgeselini çekecekmiş. İşte günümüzde gazetecilik böyle oluyor işte. Bu arkadaş da durumdan vazife çıkaran bir gazeteci oluyor.

Dün Tank sesiyle uyananlar bugün Demokrasi sesiyle uyanıyorlar. Her dönemin gazetecisi olayım derken de işte böyle demokrasi kazasına uğruyorlar. Siyasi iktidara yaranayım derken timsah gözyaşları içinde bertaraf oluveriyorlar. Ne demiş Atalarımız ; ‘’Ne idim demeyeceksin ne olacağım’’ diyeceksin. İşte demokrasi kahramanı kesilen gazetecilerimizin geldiği de geleceği de son nokta budur.11.03.2013

SAİT BALCI

457 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.